|

DGH Amed faaliyetçilerinin kaleme aldığı değerlendirme yazısını sizlerle paylaşıyoruz.
Son günlerde, Kürt Ulusal Hareketi üzerinden sürdürülen tartışmaları hepimiz takip etmekteyiz. “Demokratik Açılım” veya son kertede “Milli Birlik Projesi” denilen bu ikiyüzlü, gerici aldatmaca, gerçek yüzünü 6 Aralık 2009 (Pazar) günü Aydın Erdem’in katledilmesiyle bir kez daha göstermiştir.
Yeni demokrasi güçleri, gerek sözde “demokratik açılım” meselesinin gündeme gelmesinden önce, gerekse de tüm süreç boyunca, Kürt Ulusu’nun haklı davasının tasfiyesine yönelik olarak AKP eliyle hayata geçirilmeye çalışılan sürece, birçok defa yayın organlarında genişçe yer vermiş ve hatta bu konuya, henüz sürecin ilk aşamalarında, “demokratik açılım” söylemiyle birlikte yapılmak istenen bütünlüklü tasfiyeye, birçok aydın, akademisyen, siyasetçi ve demokratik, devrimci kurumla birlikte düzenlediği sempozyumla birlikte dikkat çekmeye çalışmıştı. (Bu anlamda, Demokratik Haklar Federasyonu’nun resmi internet sitesine ve Devrimci Demokrasi gazetesi arşivlerine bakılmalıdır.)
Kürt ulusal sorununda Kürt Ulusu’nu görmezden gelen sistem, açıkça, meseleye yaklaşımında Kürt Ulusu’nun haklı davasını ve ulusal hareket özgülünde açığa çıkan gücü tasfiye etmeyi amaçladığını dillendirmekten kaçınmamıştır.
Gelinen aşamada ulusal hareket, “açılım”ın amacının kendilerini tasfiye etmek olduğunu ve buna sessiz kalmayacaklarını ifade etmektedir.
“Açılım safsataları” süredururken, ülkemizin emperyalist - kapitalist dünya sisteminin yeni ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesi süreci de hızla işletilmektedir.
Özelleştirmeler hızla ilerlemekte; eğitim, sağlık, barınma, ulaşım, ısınma gibi temel ihtiyaçlar, emperyalizme uşaklığın kaçınılmaz bir sonucu olan piyasa ekonomisine entegrasyon derinleşmektedir.
Üniversiteler bu kapsamda, gelinen aşamada, çoktan karlı bir sektöre dönüştürülmüş vaziyettedir. “Her ile bir üniversite” şiarıyla siyasi iktidarın amaçladığı, halk gençliğinin, bütünlüklü sömürüsünde ve tahakküm altında tutulmasında, daha yeni ve daha yaygın araçlar inşa edebilmektir.
Bu kapsamda Dersim'den Bingöl'e, Hakkâri’den Muş'a birçok şehirde “yeni” üniversiteler açılmıştır.
Esasında üniversitenin Ü'sünden bahsedemeyeceğimiz bu taş yapılar, halk gençliğine yeni bir zehirli lokma olarak sunulmaktadır.
Bu üniversitelerin birçoğunda akademik yapılanmadan söz edemeyeceğimiz gün gibi ortadadır. Üniversitelerde, teknik donanımdan akademisyen eksikliğine bir dizi sorunun olduğu bilinmektedir.
Örnek olarak, Dersim'de Gıda Mühendisliği öğrencilerinin Tunceli Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu bahçesinde ders yaptığını hatırlamak yeterlidir.
“Demokratikleşiyoruz”, “Her ile bir üniversite yapıyoruz”, “Halkımızın yıllardır bekleyen özlemlerini yerine getiriyoruz” söylemleri ve pratiklerinin, “açılım” sürecine denk gelmesi tesadüf olmasa gerek...
Bu noktada, yeni açılan üniversitelere sistem yanlısı akademisyenlerin rektör olarak atanması, kadrolaşmanın, sürecin başından itibaren örgütlendiği, görmezden gelinmemelidir. Ayrıca tartışmalar içerisinde Mardin Artuklu Üniversitesi'nde Kürdoloji Bölümü’nün açılması da gündemdeydi.
Anadilde eğitim talebi için sokaklara dökülen, mücadele eden ve bu mücadelelerinden ötürü tutuklanan-gözaltına alınan, okuma hakkından men edilen yüzlerce öğrencinin sesine kulak tıkayan egemen sistemin çözüm diye sunduğu; Kürt ulusunun demokratik hak ve taleplerine vurduğu bir neşterdir.
Ezilen milliyetlere reva görülen, Kürt gençleri şahsında bitirilmeye çalışılan, halk gençliğinin demokratik hak ve talepleri için yürüttüğü meşru ve haklı mücadeledir.
Bilindiği üzere 6 Aralık 2009 (Pazar) günü, Öcalan'ın hapishane koşullarının düzeltilmesi talebiyle binlerce DTP'li sokaklardaydı.
Sokaklara dökülen insanların birçoğu kolluk kuvvetlerinin saldırılarıyla karşılandı ve bu saldırıların deyim yerindeyse en pervasızı Amed'te yaşandı.
YDG (M) faaliyetçisi Aydın Erdem, sivil polisin hedefi haline geldi ve neticesinde yaşamını yitirdi.
Çatışmaların yaşandığı mevkiinde bir amatör kamera tarafından yapılan çekimde, sivil polisin direk göstericilere ateş ettiği görüldü. Aydın Erdem, önce sırtından aldığı kurşunla yaralandı, sonrasında ikinci kurşun kafasına isabet etti.
Dicle Üniversitesi'nde inançları, fikirleri, idealleri uğruna mücadele vererek güneşe uğurlanan diğer yoldaşlarımız ve dostlarımız gibi...
Tıpkı 2006 Serhıldanı’nda yitirdiğimiz İlyas Aktaş yoldaşımız; 2009 baharında Mahsum Karaoğlan ve geçtiğimiz günlerde Aydın Erdem gibi...
Bizler, yitirdiğimiz yoldaşlarımızın ve dostlarımızın anılarını devralarak, mücadele kararlılıklarını büyük bir gururla sahipleniyoruz ve bir kez daha haykırıyoruz:
Aydın Erdem şahsında bitirilmek istenen Kürt Ulusu’nun demokratik hakları ve talepleri için sürdürdüğü mücadelesidir!
Emperyalist-kapitalist sistem ve onların işbirlikçi yardakçıları, halk gençliğinin devrimci mücadelesinin önüne set çekemeyecektir. Kazanan, işçiler, köylüler, emekçiler, ezilen halklar ve onların haklı, meşru mücadelesi olacaktır.
İlyas'ı, Mahsum'u, Aydın'ı geleceğimizi kazanma savaşında yaşatacağız!
|