|

Bilindiği gibi üniversitelerde, ticarileşme etkisini hissettirdikçe eğitimin kalitesi de bir o kadar düşmektedir. Tıpkı sağlık alanında olduğu gibi eğitimde de yaşanan değişim ve dönüşümler, bu iki önemli konuda kazanılmak hak ve özgürlükler açısından daha derin tahribatlara yol açmaktadır.
İlköğretimden KPSS’ye uzanan eğitim-öğretim hayatı, birçok öğrenci açısından, yeteneklere ve isteklere göre değil maddi kaygılara göre şekillenmekte ve önemli ölçüde başarısızlığa neden olmaktadır. Birçok beklentiyle aralanan üniversite kapıların ardından da aynı zihniyetin çıkması, bilimselliğin bir kenara atılarak gerici eğitim politikalarının şekil değiştirerek öğrencilerin karşısına çıkması büyük bir hayal kırıklığı yaratmaktadır.
Neredeyse bütün üniversitelerde hayata geçirilen yaz okulu uygulamaları, doğurduğu sonuçlar itibariyle bugüne kadar çokça tartışılan konular haline gelmiştir. Benzer şekilde kalınan derslerden geçmek için sınav şansı tanıyan bütünlemeler de bu kapsamda çokça tartışılan başlıklar arasındadır.
DGH’liler üniversitelerde öğrenci gençlikle buluşarak sorunlarını dinledi ve röportajlar gerçekleştirdi. Yaz okulunu gündeme alan bu röportajları olduğu gibi aşağıda yayınlıyoruz.
Kenan Şirin, Çukurova Üniversitesi İşletme Bölümü öğrencisi
DGH: Bu yıl kaç dersinizden kaldınız, yaz okulunda kaç ders alıyorsunuz?
Kenan Şirin: Alttan 3 tane vardı 1 tane de üstten alıyorum toplamda 4 ders yani.
DGH: Bir yıllık eğitim öğretim dönemi için genel harcamalarınız ortalama ne kadar oluyor?
K. Ş: Toplamda bütün harcamalarımla birlikte 5-6 milyara yakın oluyor.
DGH: Yaz Okulu için ne kadar para verdiniz?
K. Ş: Yaz okulu için de ekstradan 300 TL harç verdim onun dışındaki harcamalarla birlikte 600-700 TL’yi de buldu yani.
DGH: Sizce yaz okulları gerekli bir uygulamamıdır. Yaz okullarında kendinizi geliştirebildiğinizi düşünüyor musunuz?
K. Ş: Hayır, kesinlikle kendimi geliştirebildiğimi düşünmüyorum. Yaz okulunda zaten dönem içinde verdikleri eğitimi, yani 17 hafta da verdikleri eğitimi, 4 haftada vermeye çalışıyorlar. Verim yok zaten bir şey anlamıyorsun, yani sadece geçmek için hocaya yalvarıyorsun başa bir şey yok yani.
DGH: Yaz Okulu uygulamalarına alternatif olarak sunabileceğiniz bir uygulama var mı?
K. Ş: Bütünleme olabilir, öğrencinin maddi anlamda o mağduriyetini gidermek için bütünleme olabilir.
DGH: Hem genel olarak hem de kendi durumunuzu değerlendirdiğinizde üniversite gençliğinin en önemli sıkıntısı nedir?
K. Ş: Günümüzde üniversite öğrencilerinin en büyük sıkıntısı ekonomik sıkıntılardır. Bunun yanında üniversite içinde sosyal anlamda kendilerini ifade edebilecekleri alanların yeterli olmaması, okulun ticarethaneye dönüştürülmesi ve öğrencilerin kafe köşelerinde, atıl tüketici bir konumda olması ve başa bir şey yapmamalarıdır. Yani sosyal anlamda kendilerini yetiştirebilecekleri alanlar kalmadı. Eskiden böyle değildi, eski bir öğrenciyim, 2003 girişliyim bu okula. 1,5 yıl ara verdim sonra tekrar okula geri döndüm.
DGH: Nerelisiniz?
K. Ş: Vanlıyım
DGH: Peki özel olarak üniversite genel olarak bütün eğitim sisteminden memnun musunuz, sizce nasıl bir eğitim sistemi olmalı?
K. Ş: Üniversitenin kuruluş tarihini dünya çapında araştırdığınızda, ilk etapta kurulan üniversitelerin kilisenin güdümünde açılmış ve kilisenin öğretilerini yaymaya çalışan bir kurum olarak faaliyet yürüttüğü göze çarpmaktadır. Fakat günümüze baktığımızda biraz daha bilim öğretmeye çalışan; ama Türkiye’deki üniversitelerde böyle olamayan tabii ki özelde de Çukurova Üniversitesi’nde de olamayan, hocanın sınıfa girdiği ve kitabı açarak okuduğu ve öğrencileri sınava tabi tuttuğu antidemokratik bir bilim anlayışı hâkimdir. Yani bu tezlerle sınırlı olan bir anlayış var, bir laboratuar çalışması yok, alan çalışması yok, kişinin kendisini katabileceği bir çalışma yok; sadece kuru bir ezber mantığı var. Ezberliyorsun sınava giriyorsun geçiyorsun, yani başka bir amaç yok üniversitelerde.
DGH: Peki nasıl bir eğitim sistemi olmalıydı?
K. Ş: Katılımcı bir eğitim olabilir, öğrenci hoca sınıfta ders anlatırken daha fazla aktif olabilir, derse ortak olabilir. Hoca sınıfa gelip anlatıp gitmemeli; öğrencinin fikrini almalı, dünya görüşünü almalı, onun problemleri ile ilgilenmeli dolayısıyla ortak bir şeyler üretilmeli. Burada ortak bir üretim yok ne yazık ki, verilen bir şey var, ezberletilen bir şey var bun ötesi yok.
İlköğretimden gelen bir çarpıklık var eğitimde, bugün gelişmiş toplumlarda çocukların eğilimlerine çocuk yaşta bakılıyor, eğilimlerine göre yönlendiriliyorlar. Bizim ülkemiz için geçerli değil ne yazık ki. Gidiyorsun sınava giriyorsun ve birkaç saat senin geleceğini belirliyor.
DGH: Eğitimin ticarileştirilmesinin etkileri nelerdir?
K. Ş: Bugün üniversiteye girmek için dershaneye gitmek zorundasın, dershaneler bugün gerçekten pahalı. Üniversitesi bitiyor bin bir güçlükle bu seferde KPSS çıkıyor karşına, tekrar o kaygıyı güdüyorsun. Neden, milyonlarca genç var ve onlarla yarıştırılmak zorunda bırakılıyorsun. Bu meselenin tek bir çözümü var o da toplumsal muhalefetin kendisini iyice açığa çıkartmasıdır.
Eylem Güzel, Çukurova Üniversitesi İşletme Bölümü birinci sınıf öğrenci
DGH: Bu yıl kaç dersiniz kaldı, yaz okulu için kaç ders aldınız?
Eylem Güzel: Bu yıl 5 dersim kaldı, yaz oku içinde 3 ders alabiliyorum.
DGH: Genel olarak bir yıl içindeki eğitim ve öğretim dönemindeki harcamalarınız ortalama ne kadar oluyor, yaz okuluna ne kadar para yatırdınız?
E. G: Yaz okulu için 360 TL yatırdım, normal öğretim dönemi için ise ortalama 4-5 bin TL’yi bulabiliyor. Birde ikinci öğretim olduğum için harç ücreti normal öğretimden daha fazla ödüyorum.
DGH: Sizce yaz okulu uygulamaları gereklimidir, kendinizi geliştirebildiğinizi düşünüyor musunuz?
E. G: Amaç eğitmek olmadığı için geliştirmeye de dönük bir çaba görmüyoruz okul tarafından. Şahsi anlamda kendini geliştirmek farklı; ama okulun verdiği eğitimle geliştirmek çok sınırlı oluyor.
DGH: Alternatif olarak söyleyebileceğiniz bir sistem var mı, ya da nasıl olmasını isterdiniz?
E. G: Bunun için 2 seçenek var; bir bütünleme bir de yaz okulu. Bütünlemeyi okul kabul etmiyor, yaz okulu uygulaması ise okulun işine geliyor. Bundan para kazanıyor, yani alternatif olarak iyi bir eğitim sistemi olsaydı zaten hem öğrenciler kendini geliştirebilirdi hem de kalma diye bir durum ortadan kalkardı.
DGH: Aldığınız eğitimin bilimsel bir nitelikte olduğunu düşünüyor musunuz?
E. G: Hayır, kesinlikle bu sitemde ancak para kazanma kaygısıyla eğitim gören öğrenciler var.
DGH: Hem kendi durumunuzu hem de üniversite gençliğinin durumunu ele aldığımızda sizce öğrenciler açısından en önemli sorun nedir?
E. G: Yaşamın kendisi en büyük sıkıntı bizim için, üniversite gençliği açısından çok farklı bir sitem uygulanıyor. Kişileri bireyselleştirme ya da yoz bir yaşama sürme sonrası için maddi kaygıları ön planda olan bir öğrenci profili yaratma… Üniversitelerin bilimsel bir yaklaşım tarzı yok. Oysaki özerk bir yaklaşımla üniversite yönetimlerinin öğrencilere bırakılması, demokratik zeminin yükseltilmemesi birçok sıkıntıyı aştıracaktır.
DGH: Üniversitedeki son dönemi değerlendirdiğinizde demokratik hak ve talep eksenli arayışlara karşı yönetimin gösterdiği tavırda bir azalma ya da artma durumu var mı?
E. G: Üniversiteler şuanda toplumun içini boşaltma ve toplumdan gelir elde eden kurumlar olarak yani bilimsel araştırmalar yönünden çok boş kalan kurumlar, en azından şuandaki konumları böyle. Herhangi bir sosyal ortak yok, demokratik hak arayışlarında son süreçte ciddi bir baskılanma ortamı var.
DGH: Tekrar yaz okulu uygulamalarına dönmek gerekirse sizce yaz okulu uygulamalarının nedeni nedir?
E. G: Üniversiteler açısından sürekli kendi çıkarlarını göz önüne alan bir yapı var, öğrenciler pek düşünülmüyor yani. Yaz okulu uygulamaları maddi bir dayanağa tabi tutulmasa aslında iyi bir uygulama halini alabilir. Üniversitelerdeki bu tür uygulamalar öğrencilerin istek ve beklentilerine göre şekillendirilmelidir.
DGH: Son süreçte ülkemizde yapılan özelleştirme saldırılarından üniversitelerin görebileceği zararlar sizce nedir?
E. G: Zararlar ortada aslında, özel yapının durumu belli, özelleştirmenin bir tarafı da kapital mangaların meşrulaşması, bu anlamda yapılabilinecek herhangi bir etkiyi karşılayamamış olması. Bunun yanında kurum olarak bir demokratik hak iddiası anlamında şahsileşmiş bir yapıya pek müdahale de edemiyorsun, devlet kurumu olduğunda kendi nezdinde vatandaşlık haklarını ve taleplerini dile getirebiliyorsun. Özelleştirilmiş bir zeminde arayabileceğimiz bir hak yoktur.
DGH: Kendinizi tanıtır mısınız?
Adım Cihan Gülden, 2007 iktisadi ve idari bilimler fakültesi girişliyim 3 yıldan beri hala 1. Sınıfı geçemedim,
DGH: Bu yıl kaç ders aldınız?
C. G: Dönem içinde 14 tane ders aldım. Yaz okulu içinde 4 tane ders aldım.
DGH: Bir yıllık eğitim öğretim dönemi için ortalama harcamalarınız ne kadar oldu? Ayrıca yaz okulu için ne kadar para harcadınız?
C. G: Dönem içindeki harcamalarım ortalama 3,5-4 bin TL harcamalarım oluyor. Yaz okulu içinse 510 TL harç yatırdım.
DGH: Yaz okulları sizce gerekli bir uygulamamıdır?
C. G: Bana göre gerekli bir uygulamadır. Çünkü geçebilecek öğrenci dönem içinde de geçebilirdi. Mecbur ders görmesi gerekiyordu. Bütünlemenin geldiğini düşünelim, öğrenci geçemeyebilir. Dediğim gibi geçebilecek durumda olsaydı zaten dönem içinde geçerdi.
DGH: Yaz Okulu uygulamalarında dokuz ayda verilen eğitimler sekiz haftaya sıkıştırılarak bu eğitimin niteliksizleştirildiğini göstermez mi?
C. G: Dönem içinde hiç dinlemesek bile bir kulak aşinalığı oluyor, yaz okulunda geçme zorunluluğu hissettiğimiz için biraz daha derslere yüklenme durumu var. Şu da işin içine giriyor farklı hocalar denk geliyor, dönem içinde senin anlamadığın bir hoca denk geliyor, yaz okulunda başka bir hoca denk geliyor, onun iyiliğini görüp devam edebiliyorsun.
DGH: Yaz okulunda ders açan öğretmenler dönem içinde öğrencinin anlamadığı yerleri öğrencinin tekrar öğrenmesi için mi açarlar?
C. G: Ben bireysel olarak bir böyle bir durum görmedim, hocanın kötülüğü anlamında bir şey görmedim ama duyumlarımız oluyor tabi. Bu uygulamayı kötüye kullanan hocalarda varmış. Ama bana göre gerçekten üstüne düşüyorlar, savsakladıklarını görmedim. Öğrencilerin tabiriyle aralarında “cinsler” var, düşük not verenler var, gereği kadar üstüne düşmeyenler var, yaz okulu uygulamasını kötüye kullananlar bile var ama ben herhangi bir kötülük görmedim.
DGH: Dokuz ayda geçirmediği öğrenciyi neden iki ayda geçirmek istiyor hocalar?
C. G: Adımız öğrenci bizim, mutlaka sınıfı geçmek zorundayız. Maddi manevi kaybımız büyük ama böylesi bir sorumluluğum da var benim. Sınıf geçmek için üniversitenin bana sunduğu imkân neyse ben onu takip etmek zorundayım ve bunun için de tüm zorluklara katlanmak zorundayım.
Derslerinde başarılı olup hocanın gözüne girmeye çalışıp da sınıfta kalan bir öğrenciyi daha ben görmedim. İşin bilimsel yönünden bahsetmek gerekirse ben gerçekten bu işi ciddiye alan, bilimsel anlamda bir şeyler yapmaya çalışan, üstüne düşen, kendini geliştirmeye çalışan bir öğrenci görmedim. Bu aynı zamanda sistemin de getirdiği bir kötülük aynı zamanda, bu sınıf geçmeye dönük bir çalışma, okul bir an önce nasıl biterse bitsin derdinde öğrenci. Dediğimiz gibi sistemin bir kötülüğü; hocalarda bir hata bulmak yanlış. Kurunun yanında yaşı da yakmaya çalışıyoruz bir bakıma.
DGH: Yaz Okulu uygulamasının Çukurova Üniversitesi’nde kaldırılacağı söyleniyor sizce gerçek mi bu?
C. G: Üç senedir var bu söylenti ki bence kaldırılması çok kötü olur. Yaz okulu uygulamasının yerine kolay kolay bir uygulama getirilemez.
Selda Arslan, Mersin Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği 2. Sınıf Öğrencisi
DGH: Bu yıl kaç dersiniz kaldı? Yaz okulu için kaç ders aldınız?
Selda Arslan: Bir dersim kaldı. Yaz okulundan bir ders alıyorum
DGH: Bir yıllık eğitim-öğretim döneminde genel harcamalarınız ne kadar oluyor? Yaz okuluna ne kadar para yatırdınız?
S. A: 3500-4000TL civarında. Yaz okuluna 36TL yatırdım.
DGH: Sizce yaz okulları gerekli bir uygulama mıdır? Yaz okulunda kendinizi geliştirebildiğinizi düşünüyor musunuz? Alternatif olarak yaz okulları yerine nasıl bir sistem olmasını isterdiniz?
S. A: Şuan farklı bir uygulama olmadığından yaz okulu ne yazık ki gerekli oluyor. Alt sınıftan ders kalınca kredimiz yetmiyor üst sınıftan ders almaya.
Yaz okulunda kendimizi geliştirmiyoruz, sadece kalan dersleri verme telaşı var. Genel olarak üniversitede kendimizi geliştiremiyoruz. Alternatif olarak bütünleme olabilir. Yaz okulu hem maddi anlamda hem de zaman anlamında kayıp.
DGH: Özel olarak üniversiteden, genel olarak bütün eğitim sisteminden memnun musunuz? Varsa yanlış gördüğünüz şeyler nelerdir? Nasıl bir eğitim sistemi olmasını isterdiniz?
S. A: Hayır değilim. Çünkü kendi ilgi alanım ve yeteneklerim doğrultusunda bir eğitim almıyorum. Güncel olaylardan çok uzak bir eğitim hayatının olması… Kontenjanların artırılıp yeni sınıfların açılmaması ile birlikte çok kalabalık sınıflarda ders görmek…
Okuyacağım üniversite ÖSS’yle belirlenmemeli. Aldığım puana göre değil isteğime, tercihime göre yerleşebilmeyim.
Pakize Sarıkaya, Mersin Üniversitesi Ebelik Bölümü dördüncü sınıf öğrencisi
DGH: Bu yıl kaç dersiniz kaldı? Yaz okulu için kaç ders aldınız?
Pakize Sarıkaya: Bir dersten kaldım. Bir ders alıyorum
DGH: Bir yıllık eğitim-öğretim döneminde genel harcamalarınız ne kadar oluyor? Yaz okuluna ne kadar para yatırdınız?
P. S: 3000-3500 arası değişiyor. Bu ders için 120 TL ödedim.
DGH: Sizce yaz okulları gerekli bir uygulama mıdır? Yaz okulunda kendinizi geliştirebildiğinizi düşünüyor musunuz? Alternatif olarak yaz okulları yerine nasıl bir sistem olmasını isterdiniz?
P. S: Gerekliliğinden ziyade bir zorunluluk bizim için. Pek geliştirdiğimiz söylenemez, sadece dersi geçmek için uğraşıyoruz. Tekrar kalma korkusu oluyor. Yaz okulu yerine bütünleme olabilir.
DGH: Hem kendi durumunuz hem de genel olarak üniversite gençliğinin durumunu göz önüne aldığınızda sizce yaşanan en önemli sıkıntı nedir?
P. S: Aslında birçok sorun var üniversitede ama daha önemlisi, bence, özellikle düşünce özgürlüğümüzün kısıtlanması. Ders programları çok yoğun ve öğrenciler araştırmadan, sorgulamada uzak, sadece derslerine yetişmeye çalışıyorlar.
DGH: Özel olarak üniversite genel olarak bütün eğitim sisteminden memnun musunuz? Varsa yanlış gördüğünüz şeyler nelerdir? Nasıl bir eğitim sistemi olmasını isterdiniz?
P. S: Hayır değilim. Ezberci bir eğitim sistemi var. Öğrenciler ilkokuldan başlayarak özel derslere ve dershanelere yöneliyor. Çünkü okullarda öğretilenler eksik kalıyor. Eğitim uygulamalı olabilir. Yaparak ve yaşayarak öğrenebilirler. Köy enstitülerinde olduğu gibi mesela.
Yasemin İneç, Gaziantep Üniversitesi Sosyoloji Bölümü ikinci sınıf öğrencisi
DGH: Bu yıl kaç dersiniz kaldı? Yaz okulu için kaç ders aldınız?
Yasemin İneç: Bir dersim kaldı, iki ders aldım; birini üstten aldım
DGH: Bir yıllık eğitim-öğretim döneminde genel harcamalarınız ne kadar oluyor? Yaz okuluna ne kadar para yatırdınız?
Y. İ: Ayda 300 lira harcıyorum, kredi başına 19 lira yatırdım toplamda 152 lira harç parası verdim yaz okulu için.
DGH: Sizce yaz okulları gerekli bir uygulama mıdır? Yaz okulunda kendinizi geliştirebildiğinizi düşünüyor musunuz? Alternatif olarak yaz okulları yerine nasıl bir sistem olmasını isterdiniz?
Y. İ: Çok gereksiz bir uygulama kendimizi geliştirdiğimizi düşünmüyorum. Onun yerine bilgisayar, İngilizce kursları olabilirdi. Yaz Okulu yerine de bütünleme olmalı.
DGH: Hem kendi durumunuz hem de genel olarak üniversite gençliğinin durumunu göz önüne aldığınızda sizce yaşanan en önemli sıkıntı nedir?
Y. İ: Genel anlamda tabii ki de ekonomik sıkıntı, bunun dışında da farklı görüşlerin çatışması...
DGH: Özel olarak üniversite genel olarak bütün eğitim sisteminden memnun musunuz? Varsa yanlış gördüğünüz şeyler nelerdir? Nasıl bir eğitim sistemi olmasını isterdiniz?
Y. İ: Eğitim sisteminden memnun değilim. Bence yaz okulu ve iki vize bir final olması yanlış bir sistem çünkü zamanımız hep ders çalışmakla geçiyor, başka şeylere zaman ayıramıyoruz. Ben ezber olmayan zorlayıcı olmayan öğretici bir sistem istiyorum. Hocaların daha anlayışlı olmasını istiyorum bir vize bir final ve bütünleme olmasını istiyorum.
Gürkan Güler, Gaziantep Üniversitesi İnşaat Teknolojisi Bölümü birinci sınıf öğrencisi
DGH: Bu yıl kaç dersiniz kaldı? Yaz okulu için kaç ders aldınız?
Gökhan Güler: Yıl içinde 4 dersim kaldı yaz okulunda 2 ders alabildim
DGH: Bir yıllık eğitim-öğretim döneminde genel harcamalarınız ne kadar oluyor? Yaz okuluna ne kadar para yatırdınız?
G. G: Yıllık harç paraları, yaz okulu genel ihtiyaçlar derken 5000 TL harcamam oluyor.
DGH: Sizce yaz okulları gerekli bir uygulama mıdır? Yaz okulunda kendinizi geliştirebildiğinizi düşünüyor musunuz? Alternatif olarak yaz okulları yerine nasıl bir sistem olmasını isterdiniz?
G. G: Yaz okulunun gerekli bir uygulama olduğunu düşünmüyorum. Çünkü bir dönem de verilen bir eğitimin yaz okulunda 1,5 aylık kısıtlı bir süre içinde verilmesinden dolayı dersi öğrenme ve anlama kabiliyeti oldukça düşüyor. Yaz okulunda zaman çok kısıtlı olduğundan kendimi hiç geliştiremiyorum. Bunun yanında yaz okulu ücretlerinin çok yüksek olmasından dolayı gerekli parayı bulamıyoruz ayrıca hem dönem içinde hem de yaz okulunda iki vize bir final uygulamasından dolayı ne sosyal ne bilimsel ne de kültürel anlamda, zaman bulamadığımızdan dolayı bu faaliyetleri etkin bir şekilde yapamıyoruz
DGH: Hem kendi durumunuz hem de genel olarak üniversite gençliğinin durumunu göz önüne aldığınızda sizce yaşanan en önemli sıkıntı nedir?
G. G: Üniversite gençliğinin en önemli sorunlarından biri duyarlı olma olgusunun tamamı ile yitirilmesidir. Kendi haklarında bihaber yaşaması tamamı ile özentili bir hayat sürmesi öğrencilerin elinden alınan haklara karşı hiç bir tepki göstermemeleri haklarını aramamaları ve toplumsal sorunlara karşı bilinçsiz ve duyarsız olma gibi sorunlardır
DGH: Özel olarak üniversite genel olarak bütün eğitim sisteminden memnun musunuz? Varsa yanlış gördüğünüz şeyler nelerdir? Nasıl bir eğitim sistemi olmasını isterdiniz?
G. G: Bana göre bu eğitim sisteminin uygulanması tamamıyla yanlış. Bu eğitim sisteminin değişmesi gerekiyor. Bu eğitim sisteminin yanlışlarına gelecek olursak, her şeyden önce eğitimin paralı hale gelmesi ve bu yüzden çoğu öğrencinin maddi anlamda sıkıntı yaşaması…
Üniversite de sadece teorik eğitim verilmekte. Pratik anlamda bilimsel uygulamalar yeterli seviyede değildir. Pratik uygulamalar için gerekli malzemeler oldukça yetersizdir. Öğrencilerin kendilerini kültürel ve sosyal anlamda geliştirecek zamanı iki vize bir final uygulamasından dolayı bulamamaktadır. Öğrenci sürekli ders çalışmak zorundadır. Ülkemizde birçok etnik toplum olduğu halde sadece bir milletin dilinin konuşulmasına izin veriliyor eğitim sisteminde ana dilde eğitim uygulamasına halen yasak getirilmektedir. Bence herkes anadilinde eğitim hakkını özgürce kullanmalıdır ve herkes eğitim hakkından eşit bir şekilde yararlanmalıdır.
|