|
İSTANBUL (18.12.2008) - İnsan hakları haftası nedeniyle öğrenci kulüplerinin düzenlemek istediği etkinlikleri yasaklayan rektörlük bununla da yetinmeyerek, Öğrenci Kulüpleri Merkezi’ni iki günlüğüne kapattı. Bu duruma tepki gösteren öğrenciler ise ÖKM önünde düzenledikleri eylemlerle rektörlüğün bu tavrını protesto ettiler. Öğrenciler eylem boyunca, “Yasaklar, baskılar bizi yıldıramaz”, “F tipi üniversite istemiyoruz”, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek”, “Öğrenciyiz haklıyız, kazanacağız” gibi sloganlar attılar.
“İşkence sadece hukuksal mücadeleyle engellenemez”
Saat 13.00’da İ.Ü. ÖKM önünde bir araya gelen üniversite öğrencileri, Av. Taylan Tanay, Dr. Nadir Arıcalı ve Engin Ceber ile birlikte gözaltına alınan Özgür Karakaya’nın katılımıyla gerçekleştirmek istedikleri paneli fiili olarak ÖKM önünde yaptılar. İlk olarak söz alan Tanay, yapılacak panelin yasaklanmasını uluslararası metinlere ve anayasa göre suç olarak kabul edilen işkencenin anlatılmasının üniversitede yasaklanmış olmasını kaygı verici olarak değerlendirerek konuşmasına başladı. Rektörlerin bu tutumunun, bugün insanların işkencede öldürülmesi sonucunu doğurduğunu vurgulayan Tanay, onların da bu sonuçtan sorumlu olduklarını belirtti. “Cehennem günlerinden geçiyoruz. Hukukçular için daha zor. Biz ilk elden buna tanıklık ediyoruz” diyen Tanay, bunlara sessiz kalmayacaklarını vurguladı. Ülkemizde işkenceye karşı açılan davaların zamanaşımıyla bitirilmesi, beraat verilmesi ya da az bir ceza verilmesi gibi çeşitli biçimlerle işkencenin korunduğuna dikkat çeken Tanay, hukukun yapısı gereği devletin çıkarlarını koruduğunu belirtti. Ardından işkencede katledilen Engin Ceber’in davası ile ilgili bilgilendirmeler yapan Tanay, politik mücadele olmadan tek başına hukuksal mücadele yürütmenin işkencenin önlenmesi için yeterli olmayacağını belirtti. Tanay’ın ardından söz alan Karakaya, Adalet Bakanlığı’nın özür dilemesinin önemli ama yetersiz bir adım olduğunu belirterek, “Onlardan istifa etmelerini beklerdik” dedi. Devletin yasalarıyla, orantılı güç tanımlamalarıyla işkenceyi meşrulaştırdığına dikkat çeken Karakaya, orantıyı kimin belirleyeceğini keyfi olarak değerlendirdi. Ne kadar gizlenilmeye çalışılsa da ülkemizde işkence olduğunun herkes tarafından bilindiğini ifade eden Karakaya, bunun bu ülke kurulduğundan beri var olan bir gerçeklik olduğuna dikkat çekti. “ ÖKM’nin kapatılması da işkencedir” diyen Karakaya, ancak halkın muhalefeti ile işkencenin önlenebileceğini vurguladı. Konuşmaların ardından Melike Bağdatlı, öğrenciler adına basın açıklamasını okudu. “Burada ülkemizde yaşanan sorunları, gerçekleri tartışıp düşüncelerimizi ifade ediyoruz” diyen Bağdatlı, buna karşın sürekli baskılarla karşılaştıklarını belirtti. Bağdatlı, gençlerden ülkede yaşanan sorunlarla, işkencelerle, adaletsizliklerle ilgilenmemelerinin, her denileni kabul eden itaatkâr robotlar olmalarının beklendiğini söyledi. “Rektörlük açıkça işkence yapan devletini sahiplenmiş, bu olayların anlatılmasını istememiştir” diyen Bağdatlı, etkinliğin hiçbir gerekçe sunulmadan yasaklanmasının bunu gösterdiğini ifade etti. Haklı ve meşru mücadelelerine devam edeceklerini söyleyen Bağdatlı, “Er ya da geç halk için bilimin, halk için eğitimin verileceği demokratik halk üniversitelerini kuracağız” dedi. İSTANBUL (18.12.2008) - İstanbul Üniversitesi öğrencileri, İnsan Hakları Haftası vesilesiyle düzenleyecekleri etkinliklerin yasaklanması ve bu nedenle Öğrenci Kulüpleri Merkezi (ÖKM)’nin iki günlüğüne kapatılmasını bugün saat 15.00’da ÖKM önünde düzenledikleri basın açıklamasıyla protesto ettiler. Öğrenciler, “Katil polis üniversiteden defol”, “ÖKM açılsın etkinlikler başlasın”, “Kültür-sanat hakkımız engellenemez”, “Sermaye defol üniversiteler bizimdir”, “YÖK kalkacak, polis gidecek üniversiteler bizimle özgürleşecek” gibi sloganlar atarak ÖKM’nin kapatılmasına tepki gösterdiler. Üniversite öğrencileri adına basın açıklamasını okuyan Burcu Deniz, daha önce de keyfi olarak kapatılan ÖKM’nin bu kez de İnsan Hakları Haftası etkinliğinden rahatsız olan polis ve rektörlük işbirliğiyle, hiçbir gerekçe gösterilmeden kapatıldığını söyledi. Deniz, “Son bir yıldır polis tarafından cinayetlerin işleniyor olması, rektörlük seçim günü kendilerini ifade etmek isteyen öğrencilere polisin müdahale etmesi, okula çevik kuvvetin konumlandırılması, son olarak Avcılar’da yaşandığı gibi artık tecavüzcü, gaspçıların polisin toplum üzerinde yarattığı korku egemenliğinden faydalanması bugün polisin İnsan Hakları Haftasına yönelik tahammülsüzlüğünün nedenleri bakımından açıklayıcıdır” dedi. Deniz, seçimler öncesinde kreş, huzurevi, teknokent, özel TV, özel hastane, özel ilköğretim okulu gibi vaatlerle üniversiteleri piyasanın hizmetine sunmak isteyen anlayışın yansımasının ÖKM’nin de kariyer merkezine çevrilmek istenmesi olarak yansıdığını belirtti. “Atanacak rektörü uyarıyoruz! Üniversitelerin ticarileştirilmesine hak gasplarına karşı dün olduğu gibi, bugün de yarın da mücadelemiz devam edecektir” diyen Deniz, bu gibi yasaklamaların mücadelelerini engelleyemeyeceğini vurguladı. Açıklama, Gündoğdu Marşı’nın okunmasıyla sonlandırıldı. |