|
İSTANBUL (16.12.2008) - İstanbul Üniversitesi’nde bugün yapılan rektör aday adayları seçimleriöğrenciler ve asistan öğrenciler tarafından protesto edildi. Asistan öğrenciler ve devrimci-demokrat-yurtsever öğrenciler tarafından yapılan 2 ayrı eylemde, rektör adaylarının belirlenmesi sürecinde, sadece yardımcı doçent, doçent ve profesörlerin oy kullanması eleştirilerek, üniversitenin tüm bileşenlerinin bu sürece dâhil edilmesi istendi.
Asistan öğrenciler: Bizler karşı koymazsak gerisi gelecek Asistan öğrenciler, Fen Fakültesi önünde basın açıklaması yaparak, rektörlük seçimleri nedeniyle oy kullanan Yardımcı doçent, doçent ve profesörleri uyararak, asistan öğrencilerin maruz kaldığı haksızlığa tarafsız kalmamaları gerektiğini belirttiler. “Asistan kıyımına son” pankartını açan asistan öğrenciler, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz”,”Diplomalı işsiz olmayacağız” sloganlarını attı. Asistan öğrenciler adına basın açıklamasını okuyan Ahmet Bekman, mağduriyetlerinin adının ‘Doktoralı işsizlik’ olduğunu belirtti. Araştırma görevlilerini burslu öğrenci statüsüne indirgeyen 2547 sayılı kanunun 50d maddesinin YÖK tarafından 31 Temmuz’da yayınlanan yönetmelikle değiştirildiğini dile getiren Bekman, bu maddeyle asistanların bir belirsizliğe sürüklendiğini ifade etti.
Asistanların akademik çalışmalarının güvencesiz kılınmak istediğine dikkat çeken Bekman, “bu bir başlangıç ve bizler karşı koymazsak gerisi gelecek. Bu nedenle, şu anda bizler burada bu basın açıklamasını yaparken, sesimize kulak vermeyerek içeride oylarını kullanan yardımcı doçentleri, doçentleri ve profesörleri uyarıyoruz! Bizden sonra sıra sizde” dedi. Basın açıklamasından sonra söz alan öğretim görevlisi Adalet Aladağ, kazanılmış hakların gasp edilmesine karşı olduğunu dile getirerek, YÖK ve üniversite yönetiminin yaptıkları eylemleri dikkate almasının gerektiğinin altını çizdi. Adalet Aladağ’dan sonra söz alan İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Serap Erdem Kuruca, asistanların yaptıkları eylemleri her zaman desteklediklerini belirterek, asistanların güvenceleri olan kadroları olmadan bilimsel araştırmanın mümkün olmayacağını ifade etti. Daha sonra söz alan Prof. Dr. Semih Gemalmaz ise, sorunun özünün bazı kadroların tavsiye edilmesi olduğuna işaret ederek, tek dünya görüşü olan üniversite kadrolarının oluşturulmak istendiğini belirtti. Üniversite öğrencileri: Söz, yetki, karar hakkı istiyoruz İstanbul Üniversitesi’nde aralarında DGH’nin de yer aldığı devrimci, demokrat ve yurtsever öğrenciler ise Öğrenci Kültür Merkezi önünden Fen Fakültesi önüne yürüyerek rektörlük seçimlerinde öğrencilere söz, yetki ve karar hakkı verilmesini istedi. “YÖK seçecek, Cumhurbaşkanı atayacak, öğrenciler susacak mı sandınız? Söz, yetki, karar hakkı istiyoruz!” pankartı ve “Söz yetki karar hakkı istiyoruz”, “Be ziman jiyan na be”, “Anadilde eğitim istiyoruz”, “Fakülteler arası geçiş yasağı kaldırılsın”, “Eşit parasız, bilimsel, anadilde eğitim” dövizlerini taşıyan öğrenciler, Fen Fakütesi önünde basın açıklaması yaptılar. Öğrenciler adına basın açıklamasını okuyan Hande Gürsel, Fen Fakültesi’nde yapılan rektörlük seçimlerine değinerek “Üniversite adına kararlar verilirken üniversitenin asli bileşenlerinden biri olan öğrencilerin, yani bizlerin ise bugün üniversiteye girmesi yasaklanıyor” dedi. Bazı rektör adaylarının vaatlerinin dikkat çekici olduğunu belirten Gürsel, huzurevi, teknokent, lojman, ulusal kanal vaatlerinde bulunan adayların öğrenci sorunlarından hiç bahsetmediğini belirtti. Öğrenci sorunlarının görmezden gelinmesinin şaşırtıcı olmadığına vurgu yapan Gürsel, “Bunun nedeni çok açık, rektör adaylarının vaatleri sadece öğretim görevlilerinin bir kısmına yönelik. Çünkü İstanbul Üniversitesi’nde öğrencilerin hiçbir biçimde söz söyleme hakkı yok!” dedi. Bugün fakültelerde çevik kuvvet polislerinin olmasının, idare ve polis işbirliğiyle faşistlerin satır ve bıçaklarla öğrencilere saldırmasının, yemekhanelerin özelleştirilmesinin, anti-demokratik yöntemlerle rektörlerin belirlenmesinin bu sistemin baskıcı yüzü olduğunun göstergesi olduğunu ifade eden Gürsel, “YÖK bu oyunun ve anti demokratik uygulamaların en temel dayanağıdır” ifadesinde bulundu. Gürsel, İstanbul Üniversitesi öğrencileri olarak göstermelik bir oyun olan rektörlük seçimlerini protesto ettiklerini belirterek, “bizler üniversite öğrencileri olarak, eşit parasız, bilimsel anadilde eğitim için, ÖGB ve polis terörünün son bulması için, fakülteler arası geçişlerin serbest olması için, alanlarda olmaya devam edeceğiz!” dedi. Eylem, 5 dakikalık oturma eyleminin ardından son buldu. |