|
Eleştiri ve özeleştirinin P.Partisindeki rolü ne olmalıdır? .Parti içinde eleştiri ve özeleştirinin nasıl yapılması gerektiğini, nasıl bir anlam ifade ettiğini kısa da olsa ortaya koymakta yarar vardır. Özellikle komünistlerin eleştirmedeki amacı, hataların ve eksiklerin aşılması, doğruların kabul edilip pratiğe uygulanmasıdır. Eleştirinin hedefine ulaşabilmesi için, eleştirilen organ yada kişi hata ve eksikleri karşısında, yanlışlarını görebilmeli ve bunu pratikte gidermek için çaba harcamalıdır. Eleştiri ve özeleştirinin amacı bu çabayı açığa çıkarmak içindir. Bu çabanın P. Partisinin siyasal-ideolojik hattının kavranması ile ortaya konabileceği de bir gerçekliktir.
Eleştiri ve özeleştiri içinde değiştirmek-dönüştürmek amacıyla yapılıyor ise yapıcı olmak zorundadır. Ancak o zaman eleştiri-özeleştiri daha sağlıklı olabilir ve eleştirilen tarafa bir şeyler kazandırabilir. Eleştiri-özeleştiri P.Partisinin en önemli dinamiğidir. Çünkü açığa çıkarılan her yanlış ve eksiklik düşmana karşı bir mevzinin daha alınmasıdır. Mücadele içinde her partili sürekli bir şekilde hem kendini hem çevresindekileri yenilemekle yükümlüdür. Bunun için gerekil olan hataların tespiti ve hastalıklarımızın tedavisidir. Eğer bunlar yapılmıyorsa hatalar görmezden geliniyorsa partinin içten içe çürümesine göz yumuluyor demektir. Bu tür ek-sikliklerin-yanlışlıklârın tespiti ve tedavisi utanılacak bir şey değil aksine üstünlüktür. Ve cesarettir. Bu güne kadar dünya komünist partilerini yenilmez kılan en önemli erdemlerden biri, kendi yanlışlıklarına karşı dürüst ve cesur davranmaları olmuştur. Partiye ve partinin politikalarına karşı eleştirel olmak Maoistler'in partiye bağlılığının ve sevgisinin bir göstergesidir. Maoistler için eleştiri de üslup çok önemlidir. Eleştiri de üslup biçimsel bir olgu olmasına rağmen, öz ile biçim arasındaki iç içeliği ve diyalektik bağı unutmamak gerekir. Bir yanına önem verip diğer yanı küçümsenir ise eleştirinin tam anlamıyla hedefine ulaştığı düşünülemez. Eleştiri-özeleştiri aynı zamanda kendi içinde farklı görüşlerin çatışması anlamına da gelir. Parklı görüşlerin çatışması sınıf mücadelesinin parti içindeki yansımasından başka bir şey değildir. Mao yoldaşın söylemiyle «parti içinde her zaman çeşitli fikirlerin arasında ayrılık ve mücadele ortaya çıkar. Bu sınıflar arasındaki ve toplumda yeni ile eski arasındaki çelişkinin partide yansımasıdır. Eğer partide hiç bir çelişki olmasaydı ve bunları sonuca bağlayacak hiç ideolojik ve siyasi mücadele olmasaydı, partinin yaşamı sona ermiş olurdu.
Proletarya partisi etkin ideolojik mücadeleden yanadır. Tabii ki bu sadece parti dışında anti-MLM akımlara karşı değil, parti içindeki yanlış görüşlere karşı da geçerlidir. Eleştiri-özeleştiri mekanizmasını işlettiği gibi parti hukukumuz hiç bir partiliye ayrıcalık tanımadığı gibi parti hukuku her üyenin haklarını garanti altına alır. Şüphesiz olarak sınıf mücadelesinin ağır görevleri karşısında;kendini yenilemeyen geliştirmeyen örgüt veya bireyler ya hemen ya da süreç içinde yok olacaklardır. Yani ömrünü tamamlayacaklardır. Bu da toplumsal tarihin bir gerçeği bir "kara" yazgısıdır. Buna kimse irade olarak engel olamaz.
Dolayısıyla komünistlerin önündeki temel görev, yenilen darbelerin, yenilgilerin objektif-subjektif nedenlerinin çok net bir şekilde açığa çıkarılmışı ve ideolojik-siyasal-örgütsel çizginin Türkiye devriminin stratejik-taktik dönemlerine uyarlamasıdır.
Proletarya partisinin örgütlenmesini ve örgütsel işleyişini yöneten çelişki demokrasi ile merkeziyetçilik arasındaki karşıtlık ve birliktir. Yani proleter demokrasi olmadan proleter merkeziyetçilikten söz edilemez. Tersi de doğrudur; merkeziyetçilik olmadan proletarya demokrasisi ayakta duramaz. Demokrasi tüm üyelerin partiye, partinin aldığı kararlara, politikasına emeğinin geçmesi olurken, merkeziyetçilik bu alınan kararların, politikaların tartışma süreci bittikten sonra tüm üyeler tarafından aynı perspektifle hayata geçmesi olacaktır. Ayrıca şunu da vurgulamak gerekir ki, parti içi siyasi canlılığın sağlanması önemli bir sorundur. Siyasi canlılık sadece demokrasi işleyişi açısından bazı önlemler almakla sağlanmaz. Bu işin biçimsel yönüdür. Bunu esasta işlemesi için altın ve üstün düzenli bir bilgi alışverişini (bu içinde bulunan şartlara göre genişleyip daralabilir) ve buna bağlı olarak canlı bir tartışma ortamı sağlamak gereklidir. Bu tür bir işleyiş olmazsa hem eleştiri-özeleştiri silahı hem de örgütün işleyiş ilkesi olan demokratik-merkeziyetçilik özünü yitirecektir, biçimsel formlara dönüşecektir.
Eleştirilerimiz siyasi-ideolojik olmalıdır. Kişisel hesaplar için yapılmamalıdır. Eleştiri karşıdakinin düşüncesine veya kendisine bir takım ideolojik, siyasi etiketler yapıştırmak değildir. Bunlar en son yapılacak değerlendirmeler olmalıdır. Öncelikle eleştiri konusu olan şeyi en geniş bir şekilde açmak, sonrada bunun neye tekabül ettiğini göstermek gerekir. Eleştiriler, eleştirilen kişiye veya organa direkt yapılmalıdır. Kimsenin arkasından eleştiri getirilmemelidir. Örnek olarak partinin bir yanlışını önce partiye açmak gerekir. Fakat önce bu eleştiriyi kitle içinde yaparsak eleştiriden istediğimiz verimi almak bir yana, partinin politik güvenini kitleler nezdinde sarsmış oluruz. Aynı şekilde eleştiriyi kendisine yapmak olanağımız olduğu halde başka kişilere açtığımız bir yoldaşın arkasından yapılan eleştiri kendisini yanlış sonuçlara götürür. Nedir bunlar:
l- Eleştirilen yoldaş, eleştiriyi üçüncü ağızlardan aldığından eleştiriyi tam olarak anlamama durumuna düşer. 3- Savunma hakkını elinden almış bulunuruz. S- Yoldaşın diğer yoldaşlar nezdinde politik güvenini sarsarız. 4- Üçüncü kişilerin araya girmesiyle eleştiri, kendi mahiyetinden çıkarak anlaşılmaz bir biçime dönüşür.
Partide eleştiri-özeleştiri geleneğini yaratabilmek için onun maddi temellerinin yaratılması gerekir. O da ancak partinin hatalarına karşı gösterdiği tavırla ortaya konabilir. Bir komünist partinin kendi hatalarına karşı gösterdiği tavır, bu partinin kendi sınıfına ve emekçi yığınlara karşı görevlerini yerine getirip getirmediğini saptayabilmemiz için en önemli ölçülerden biridir. Yani partinin mücadeledeki kararlılık ve sürekliliğinin ölçütü, onun kendini yenileyebilmesidir. Bu da ancak doğru bir eleştiri-özeleştiri tutumunu benimsemesi sayesinde olacaktır.
Proletarya partisinin özeleştirisi, kendi yanılgılarından aldığı derslere dayanan bir eğitimdir. Ancak gerçek kadrolar, gerçek parti önderleri böylesi bir eğitimden geçerek gelişirler. Stalin yoldaş bu konuda bakın ne diyor:
“Sorunlar karşısında düşülen hatalar kavranmadan yapılan eleştiriler yeterince eğitici olamaz, kavramak olayı sadece 'bilmek' değildir. Kavrama olayı aynı zamanda pratik bir anlam taşır, pratiğe uygulanabilir olmayı içerir”
Tabi ki bu demek değildir ki her kavranarak yapılan özeleştiri tam olarak hayata uygulanabilir, özeleştiri doğrunun hayata uygulanmasının bir garantisi, bir ön adımıdır. Bu noktada özeleştiri veren kişinin yanlışlarını pratikte doğrulara çevirmesi için ona yardımcı olmak zorundayız. Bunun için doğru zeminler yaratmalıyız. Böylesi bir durumda kişi yalnız başına bırakılmamalıdır. Yardımcı olunacak şekilde denetlenmelidir. Vardl3l özeleştirinin tam zıttı yönde hatalara savrulmaması için yönlendirici denetleme çok faydalı olacaktır. Kişinin belli bir hareket serbestliği içinde davranışlarını gözlemleyebileceğimiz bir şekilde konumlandırılması gerekir. Bir kişi bir düzeyde hata yapıyor ve özeleştiri veriyorsa, doğruya bir alt düzeyde ulaşmadan tekrar aynı düzeye alınmamalı aynı düzeyde dönüşmesi beklenmemelidir. Bunun mekanik anlaşılmaması için şu açıklamayı yapalım; yukarıda söylediğimiz örgütsel işleyişte yapılan hatalar örgütün işleyişini bozmuşsa geçerli olmalıdır.
Dikkat edilmesi gereken bir iki noktayı da açalım. Yapılan hatalara ve yanlışlara ilk başta göz yumup daha sonra bunu hatayı yapanı köşeye sıkıştırmak için kullananlar şunu unutmasınlar, bir gün kendileri de köşeye sıkışabilirler. Eleştiri karşısında takınılacak en kötü tavırlardan biri de eleştiriye değil, eleştirene bakmaktır. Mesela eleştiri yukardan gelirse dikkate alıp, alttan gelirse dikkate almamak gibi bir anlayış, bu anlayışı sergileyenleri çürütecektir. Önemli olan eleştirinin içeriğidir. Komünistlerin yapması gereken; partiden, sınıftan ve kitlelerden gelen eleştirilere açık olmaktır. Lenin yoldaşın deyimiyle;
"Şimdiye kadar yok olup giden devrimci partilerin hepsi, kendini beğenmişliği alabildiğine başıboş bıraktıkları için, güçlerinin neye yettiğini ve yapıp-yapmadıklarını görmediği için ve zaaflardan söz etmekten korktukları için yok olmuşlardır"
Ama biz yok olmayacağız, çünkü biz zaaflarımızı söylemekten korkmuyoruz. Çünkü biz bu zaafların üstesinden gelmeyi öğreneceğiz.
PARTİZAN GENÇLİK SAYI-04
|