|
Sözlük "Herhangi bir saldırıya karşı koymak, saldırıya karşı korunmak, müdafaa etmek." diyor savunma için. Etki-tepki esprisinden hareket ederek, saldırı karşısında gösterilen tepki, bir başka şekilde ise, yaşamını korumak için bir başkasının yaşamını yok etmeye çalışanlara karşı yaşamını koruma yöntemleridir diyebiliriz.
Hemen her canlının saldırı ve tehlike karşısında kendisini savunma yöntemleri vardır. Örneğin bukalemun tehlikeyi sezdiğinde renk değiştirir, tavşan tazı karşısında hızla kaçar, vs. vs. Hayvanlardaki bu davranışlar iş güdüseldir. Savunma içgüdüsüdür bu, saldırı karşısında çeşitli özelliklerini ve yeteneklerini kullanarak savunma geliştirirler. İnsan da kendisine gelen saldırılara karşı çeşitli savunmalar geliştirmiştir. Örneğin yabaniye karşı mızrağı bulmuş, soğuğa karşı giyinmeyi, afete karşı barınmayı geliştirmiş ve doğaya hâkim olmaya çalışmıştır. Bunların hepsi en başta yaşamını koruyabilmek ve dışındaki canlı-cansız güçlere karşı göğüs gerebilmek için olmuştur. Hayvanlarda olduğu gibi insanlar da kendilerine ait olan yeteneğini kullanmıştır. Ancak bu yetenek üstün bir yetenektir. Bilinçtir, insan, bilincini kullanmıştır.
Bu bilinç üstünlüğüyle, vahşi doğa karşısında savunmada olan insan doğaya hâkim olurken yeni bir saldırıya maruz kalır. Bu kez insandan gelen bir saldırıdır bu. Evet, insanoğlu doğaya hâkimiyet mücadelesi verirken sınıf denilen illet ortaya çıkar. O gün bugün sınıflar arasında çatışma devam eder. Artık ezilen sınıftaki insanın en büyük düşmanı ezen sınıftaki insandır. Bunlar arasında savaş başlamıştır. Bundan böyle her şey sınıf içindir. Sadece bu aşktan ötürü dönem dönem ve çok şiddetli şekillerde, ezenler dahi birbirine düşmüştür.
Sınıflar ortaya çıktığından bu yana ezenlerin birbiriyle olan savaşları olduğu gibi, ezen ve ezilenlerin savaşı sürekli olmuştur. Bu savaş içerisinde saldıran ve savunan taraflar olmuştur. Tek nedeni kendi varlığını koruyabilmek ve yaşamını devam ettirebilmektir. Ezenler saldırırken ezilenler kendisini savunmuştur.
Günümüzde de böyledir. Burjuvazi ve proletarya arasındaki savaş saldırı ve savunma savaşıdır. Burjuvazi saldırıdadır, proletarya savunmadadır, ilk saldıran burjuvazidir, proletarya savaşın masum tarafıdır. Proletaryanın savaş, baskı, sömürü ve saldırı karşısında kendisini savunudur, bu kurtuluş savaşıdır. Bu yüzden proletaryanın sürdürdüğü savaş temizdir, kirli olan burjuvazidir, burjuvazinin savaşıdır. O halde "Kirli Savaş" terimini kullanırken dikkat etmemiz gerekir. "Kirli Savaş bitsin" dediğimizde kendi kurtuluş savaşımıza da kirli dediğimizin ve bu savaşımızın da bitmesini istediğimizin farkında olmalıyız. Böyle bir şeyi istemek ihanetle eşdeğerdir. Şayet bu kullanılan terimle burjuvazinin pisliğini kastediyorsak o zaman bu pisliği yok etme ^yolunun kurtuluş savaşından geçtiğini görmemiz lazım. Bundan ötürü kullandığımız veya yazdığımız terimlere özen göstermeliyiz, terimlerimiz devrimci savaşa hizmet etmelidir. Amaç pisliğe son vermekse "Burjuva pislik bitsin. Bitirmek için devrimci savaşı geliştir" demeliyiz. Belki farkında değiliz ama savaşan bir halkın savaşma isteğinin düşmesinde ve savaştan bıkkınlık psikolojinin gelişmesinde yanlış ve sık kullanılan bu terimlerin büyük etkisi vardır. Tekrar konumuza dönelim. Kısacası proletarya meşru hakkını kullanmakta ve savunma savaşı yürütmektedir.
Ancak insanı diğer canlılardan ayıran, bilinçtir. Bu yüzden proletaryayı harekete geçiren içgüdüsel davranışlar değil, bilinçtir. Proletarya şunu bilmektedir, kendisine olan saldırıların kaynağı burjuvazinin sınıf olarak var olmasıdır. Bu yüzden kendisini de yok etme pahasına burjuvaziyi yok etmeyi, sınıfları ortadan kaldırmayı hedefleyen bir savunma içerisindedir. Yani proletarya sonunda kendisinin de imha olacağı bir intihar eylemine geçmiştir. Eylem sonrasında insanlığın kurtuluşu vardır ve eylemi insanlığın barbarlık karşısındaki savunusu içindir.
Proletarya, bu hedefine ulaşabilmek için çeşitli stratejileri, stratejiler içerisinde de çeşitli savaş taktikleri geliştirmektedir. Geliştirdiği bu strateji ve taktikleri dönemin koşullarına uygulamaktadır. Stratejik saldırı, stratejik savunma, stratejik savunma içerisinde taktik savunma veya taktik saldırı ya da pasif savunma veya aktif savunma. Tüm bunlar kurtuluş mücadelemizde kullanılan savaş terimleridir. Bunlar dönemin koşullarına göre uygulanması gereken birikimlerdir. Uygulanmazsa yenilgi demektir, amacın gecikmesi demektir.
Bizim şu an üzerinde durmamız gereken aktif savunmanın, pasif savunmanın ne olduğudur. Burada kedi ile köpek örneğini gözlemekte yarar var. Kedi ve köpek ezeli düşmanlardır. Köpek kediyi gördüğü anda kovalamaya; kedilerde köpeği gördüğü anda kaçmaya başlar. Kedi sürekli kaçar ancak artık kaçamayacak bir yerdeyse, kısacası köşeye sıkışmışsa köpeğe döner ve olanca gücüyle köpeğe karşı hırlar. Köpek o anda geri durmuştur, sadece diş gösterir ama saldıramaz. Kedi gelen saldırıyı püskürtmüştür. Kedinin kaçışı basit savunma; geri dönüp hırlayışı aktif savunmadır.
O halde pasif savunma için saldırı karşısında edilgen kalma, aktif savunma içinde etken olma diyebiliriz. Zaten söylenişlerinden de anlaşılıyor. Kedi ile köpek örneğinde gördüğümüz gibi saldırı karşısında etkili olan savunma, aktif savunmadır. Sakın ola ki hayvan örneklendiriliyor diye geçiştirmeyelim. Devrimci savaş pratiklerine de baktığımızda durum böyledir.
Önce dışımızdakilere bakalım, göreceğiz ki uygulanan ye başarı kazanan pratiklerin hepsinde aktif savunma vardır. Kimi devrimci savaş ustalarının da "Gerçek savunma aktif savunmadır, pasif savunma sahte bir savunmadır" dediklerini göreceğiz. Çin savaşını inceleyin, ağların kuytuluklarında gizlenerek savunma yaptıklarını sananlar, uzun yürüyüşler yapmak zorunda kalıyorlar.
Maoist gerillaların Dersim pratiğini inceleyin, ikincilerin dönemine bakın. Pasif savunma dönemidir. Gerillaya kurşun sıktırılmadığı dönemdir. Savunma adına ormanların derinliklerine çekilerek sessizliğe gömülen dönemlerdir. Ama dikkat edin Maoist gerillaların en çok kayıp verdiği dönemdir. Maddi kayıplar verdiği gibi psikolojik inisiyatifi de kaybettiği dönemdir.
Bugüne bakın, gerilla kurşun sıkmakta serbest, ormanın derinliğine çekilmiyor, kenarda bekliyor ve gelen düşman gücüne anında vuruyor. Gerilla aktif savunma içinde ama kayıp veren gerilla değil, düşmandır. Dersimde olan operasyon ikinciler döneminde olsa hal nice olurdu? Psikolojik inisiyatife gelince, düşman eskisi gibi "Bunlar iyi çocuklardır" demiyor. Aksine telsizlerden gerilla komutanlarına küfrediyor. Yani saldırıyor, acizleşiyor, demek ki inisiyatif gerilladadır.
Ayrıca günlük yaşamda sıkça kullanırız "Savunmanın en iyi yolu saldırıdan geçer" diye. Biz bunu en çok eleştiriyi kaldıramayıp sekterleşenlere ya da suçlu olup ta suçunu bastırmaya çalışanlara deriz. Ki onlarda bu taktiği iyi kullanırlar(l) Demek ki günlük yaşamımızda da aktif savunmanın doğruluğunu kabul ediyoruz, ancak bireyci çıkarımız için kullanıyoruz. Oysa bu taktiğin düşmana karşı uygulanması gerekir. Demek ki gerçek savunma, aktif savunmadır. O halde stratejik savunmada olduğumuz şu dönemde taktik saldırılar gerçekleştirerek daha da aktifleşmek gerekiyor.
Kimi sağcılar aktif savunmaya geçmemenin teorisini yaparak şöyle diyor; "Ee... Biz saldırırsak düşman bize yönelir kayıp alırız." Kendi bozuk çalışmasını da kendi sağcı teorisine destek yaparak "Bak zaten açıktayız" diyor. Bu pasif savunmayı kutsamak ve sağcılığa renk katmaktadır. Allah bizi sağcılardan korusunu) sınıfın ve halkın başına ne gelmişse bunlardan gelmiş.
Bu sağcı mantık düşmanı tanımayan mantıktır. Kedi, köpeğe karşı bıyığını dahi oynatmazsa köpek saldırır. Dersim örneğinde aynıdır. Pasif savunmada olunan dönemlerde, düşman kuşatıldığı halde (ki gerillalar anarşistlik yaparak kuşatmıştır) sadece propagandayla yetinilirken; gerilla kuşatıldığında düşman affetmiyordu. Yok, etmek için özel çabalar sarf ediyordu. Hürmet bizim için acıdır.
Demek ki hiçbir şey yapmasan dahi düşman saldırıyormuş. Çünkü sınıfı ona öyle emrediyor. O halde eli kolu bağlı ölmektense, yumrukları çalıştırarak ölmek tercih edilmelidir.
İkincisi, aktif olmamak için "Açıkta olmak" neden gösteriliyor, o halde neden tesettüre girip örtünmüyorsunuz ki. Aktifleşmek peçe takmayı gerektiriyorsa peçe takmak lazım. Diğer taraftan biz sunuda biliyoruz; "Düşman saldırışa iyidir."
Çünkü öncelikle doğru yönelimde olduğumuzu gösterir. Sonra akla karayı açığa çıkarır ve ayrıca bizi peçe takmaya zorlar. Bir diğer şey ise, hareket eden düşman sürekli açık verir ve aktif olanda bu hareketleri yakinen takip etmek zorunda olduğundan bu açıkları daha iyi yakalar ve yeni darbeler vurur. Ayrıca "Bunlar iyi çocuklardır" sözünü duymaz olur.
Demek ki bu teoriler ya da kutsamalar sağcıları kurtarmaz. Ama revizyonizme değil de, devrimciliğe evrimleşmek gibi bir istekleri varsa aktif savunmaya geçmeleri lazım. Emin olsunlar üzerlerindeki ölü topraklar böyle gider. Sohbete son vermeden, bilinç denilen yeteneği kullanmakla ve kedi gibi köşeye sıkışmaya fırsat vermeden daha da aktifleşmekte ve taktik saldırılar geliştirmekte yarar var diyorum. Kazandıracak olan aktif savunmadır. Hüseyin R. Küçükbayrak
PARTİZAN GENÇLİK SAYI-07
|