"YAĞDIR MEVLAM SU"

2007’nin en fazla söylenen şarkılarından oldu “Yağdır mevlam su” (şarkının hikâyesine gönderme). Azalan su kaynakları, boşalan barajlar ve yağmak bilmez yağmurlar insanları yollara düşürdü. 2007’nin Ocak ayından bu yana hemen her bölgede yağmur duasına çıkıldı. Küresel ısınmanın gazabına uğrayan köylüler bu sene yağmurdan mahrum kalınca, geciken yağmuru çeşitli yöntemlerle davet ettiler. Ocak ayında köylerde başlayan bu hareketlilik, barajlardaki su miktarının düşmesi ve Diyanet işleri Başkanı’nın yaptığı “yağmur duası” çağrısıyla birlikte büyük şehirlere kadar yayıldı. Genellikle kırsal kesime özgü bir inanç olarak değer gören “yağmur duası” ülkemiz gerçekliğine ışık tutması bakımından önem taşır. Tarımla uğraşan toplumlarda bu inanışa yaygın olarak rastlanır. Ekinleri kuruma tehlikesiyle yüz yüze kalan köylü, toprakla suyu birleştirmek için çeşitli törenler yapar. Bu törenler esnasında kurbanlar kesilir, yemekler yenir, suya taş (akarsu, göl vb.) atılır, namaz kılınır... Uzunca zamandır gündemden düşmeyen kuraklık, son yedi-sekiz ayın sorunu olarak karşımıza çıkmadı. insanoğlunun doğayla mücadelesi kadar eskilere uzanır tarihi. Kuraklığın doğurduğu bir sonuç olarak da algılanabilir “yağmur duası”. Yazımız, teknolojinin büyük bir hızla ilerlediği günümüzde, doğa üzerinde hâkimiyet kurduğunu söyleyen insanoğlunun, doğa karşısında yenik düşüşünün öyküsünü anlatmaktadır.

Su, ilk insandan günümüze insanlık tarihinde büyük önem taşır. Yaşamsal değere sahip olmasından ötürü birçok coğrafyada hayatın temeli olarak algılanmıştır. “Gökten inen bereket” olarak nitelenen yağmur, suya atfedilen bu özelliklerden dolayı “kutsal” bir niteliğe bürünmüştür. Tarımın temel geçim kaynağı olduğu bölgelerde su, vazgeçilmez bir unsur olmakta ve insanlar tarafından kutsallaştırılmaktadır. Onun için insanlar yağmura “rahmet” adını vermişlerdir. Yağmurun yağışı, “yaratıcı”nın insanoğlunu koruması olarak algılanır. Yağmurun yağmadığı zamanlarda insanlar, büyük kuraklıklarla karşı karşıya kalmıştır. Bu durum açlık, yıkım ve felaketleri beraberinde getirmiş; doğaya yenik düşen insan çaresizlikle karşı karşıya kalmıştır. Böylesi bir ruh hali içerisinde insanlar, sıkıntılarını dinsel yaratımlarla aşma fikri ve pratiğini kurtuluş olarak görmüşlerdir. Buradan hareketle şu sonuca varmak mümkün: Coğrafi durum ve insanların temel uğraşları inanca etki eden unsurlardandır. Örneğin, tarımsal üretimin yoğun olduğu kurak bir bölge olan iç Anadolu Bölgesi’nde “yağmur duası”na çıkılırken, güneşin az olduğu Doğu Karadeniz Bölgesi’nde ise “güneş duasına” çıkılmaktadır. Her ikisi de doğanın insan üzerindeki belirleyici gücünden kaynağını almaktadır. Söz konusu yaratımlar doğayla barışık olma isteğinden ileri gelir.

Bir istek duası olan yağmur duaları insanoğlunun binlerce yıllık serüvenine tanıklıktır aynı zamanda. insana ve insan topluluklarının hayatlarını yöneten kurallar ve kurumlar ilişkisine dayanır. Yağmur yağdırmak için yapılan törenler ve buna bağlı adetler eskilere dayanır. Bu törenler uygulandığı toplumun inanç yapısına göre şekillenir. Belli bir zamanı yoktur. Geciken yağmurların yağmasını sağlayarak kıtlığı ve kuraklığı önleme amaçlıdır. Eylemler, atmosfer olaylarına hükmettiğine inanılan doğaüstü güce yakarıştır. Bu törenlerin büyük bir bölümü büyünün taklit ve benzetme prensiplerine dayalı olarak işlerlik kazanır. Dinsel öğeler, büyüsel birçok düşünce ve eylemle birleşir. Yağmur yağdırma dileğine yönelik eylemler acındırmaya yöneliktir. Yardım dilenir, medet umulur. Törene başlamadan önce kurban için para toplanarak kurban temin edilir. Toplu yemek için yiyecek kapları, yağmur dileği için suya atmak üzere taşlar ve hayvan kafatasları toplanır. Tören toplu halde yağmur duası yürüyüşüyle başlar. Hoca önde yürür, topluluk bir meydan, bir su kenarı veya yağmur yağdıracağına inanılan bir yatırın olduğu yerde toplanır. Kurban kesilir ve toplu yemek yenir.

islami kaynaklara göre yağmur duasında dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır: (Hastalık, kıtlık ve düşmandan kurtulmak için yapılan dualarda avuç içleri yere çevrilir.) Yağmur duasına ara vermeden 3 gün çıkmak, eski yamalı elbise giymek, duaya giderken sadaka vermek, 3 gün oruç tutmak, çok tövbe-istiğfar etmek, kul haklarını ödemek, hayvanları dahi yavrularından ayrı bulundurmak, ihtiyarları ve çocukları da çıkarmak. Yağmur duasına kâfirler, dinsizler getirilmez. Bebekler analarından ayrı bulundurulur. Elbiseler ters çevrilmez. [Merakıl-felah şerhi] Oysa yağmur duasında elbiselerin ters giyilmesi, yağmur temsilleri, yağmur taşları ya da yağmur taşı bağlantısı, bizi Orta Asya yağmur yağdırma törenlerine kadar götürür. islami renge bürünmüş yağmur yağdırma törenlerinin dini temeli “Kuran”a değil “hadislere” dayanır. islami duayla okunan taşların suya atılması, toprakla suyu bir araya getirerek yağmura davettir. Akrep ve yılan yakılması, yağmuru engelleyen büyüyü yok etme esasına dayanır. Ev ev kurbağa gezdirme, yağmur yağdırma amaçlıdır.

Yağmur duası benzetme sihriyle, yağmur taklidiyle sihirsel öğeler kullanılarak bir tür yağmur yağdırma büyüsüdür. “islamiyet sonrası” yağmur duaları eyleminin dış görünüşü değişmişse de islâmî öğeler adeta sihirsel öğelere dönüşmüştür. Yağmur duasıyla, eski ve köklü inançlardan biri olan atalar kültü arasında bağ vardır. Atalar kültü ataların takdisine dayanır. Atanın öldükten sonra ruhunun bir takım üstün güçlerle donanacağı ve bu sayede geride kalanlara yardım edeceği inancı yaygındır. Ataların eşyaları ve mezarları kutsal kabul edilip ruhlarına kurban sunulurdu. “islamiyet’ten sonra” atalar kültü, veli kültünün oluşumunda etkili rol oynamıştır. Üstün ruhlarla donanmış insan tipi Müslümanlıkla da bağdaşmıştır. Velinin, ait olduğu toplumun sosyal, dini veya ahlaki değerlerinin temsilcisi olduğuna inanılır. Müslümanlıkta ölüden medet umma yoktur. Veli kültü pagan kültürle ilgisinden dolayı yasaklanmasına rağmen varlığını korumuştur. Günümüzde evliyalar, erenler, dedeler birer efsane havasına bürünmüştür.

Yağmur yağdırma törenleri, yaşam bulduğu coğrafyanın inanç sistemine göre farklılaşır. Farklı kültürlerde, inançlarda yağmur yağdırmayla ilgili birçok tören yapılır. Bu durum özellikle tarımın insan yaşamına girmesiyle daha da artmıştır. insanoğlunun yaşamına giren her köklü değişim, var olanı yadsıyarak eskimesine yol açar. Bu yönüyle var olan değişim, hâkim olan olguyu eskiterek değişime zorlar. Başka türlü ayakta kalabilmesinin koşulu yoktur. Günümüzde de yağmur yağdırma törenlerine tarımla uğraşan toplumlarda rastlanır. Bu törenler, birçok dinden eskidir. Bin yıllardır farklı inançları etkileyerek var olan yağmur yağdırma törenleri, ne islamiyet’le ne de başka bir dinle ortaya çıkmış değildir. Bu törenler bin yıllardır insanoğluyla birlikte yaşamakta; değişen toplumsal koşullara ve hâkim inanç sistemine göre şekil değiştirmektedir. Böylelikle hâkim inanç sisteminin zedelenmesi engellenirken, bu tür törenler de akacak yatak bulmuş olur. (Aynı şekilde bu gün coğrafyamızda ifadesini bulan birçok inanış bin yılların izini taşımaktadır.)

Çeşitli yerlerde yaşanmakta olan biçimleriyle yağmur yağdırma törenleri:

Yağmur yağdırma törenlerine Eski Mısır, Eski Yunan, Eski Roma, Kızılderililer ve ilkel Toplumların yanı sıra çok “Tanrılı” inançlarda (Budizm, Hinduizm, Şamanizm, Zerdüşizm vb.) da rastlanmaktadır. Bu geniş örneklerden bazılarına daha yakından bakalım:

* Evvel zaman içinde Orta Asya’da, kuraklığın baş göstermesiyle birlikte topraklar verimsiz hale gelmiştir. Sular kurumuş, insanlar ve hayvanlar açlıktan kırılmıştır. Buna çare bulmak için din öncüleri toplanarak Gök Tanrı’ya karşı hem yalvarışlarını, hem tepkilerini göstermek amacıyla tapınmaya ( duaya) başlamış. Böylece yağmur yağdırma törenlerinin ilk adımları atılmış.

* Çin’de ise yağmur yağmadığı zaman insanlar ilahlarının heykelini pislik yığınına gömmek suretiyle ona hakaret ederlermiş.

* Ortadoğu’da yerleşik israil Oğulları da kıtlık yıllarında yağmur duasına çıkarlarmış. Duaya rağmen yağmur yağmazsa, onlar da “Yaratıcının evliyalarını” ve onun “sevgili kullarını” öldürerek Tanrıyı gücendirme yoluna girerlermiş. Bu davranışın bir benzerinin Kütahya yöresinde de yapıldığına tanık olunmuştur. Yağmur duasına rağmen yağmur yağmazsa, orada kötü tanınmış biri, dua yerine Tanrıya sitem eder gibi konuşurmuş.

* Haymana’da yapılan yağmur duasında at kafasına bazı dualar ve ayetler yazılarak bir akarsuya atılırmış.

* Ankara Kalecik’te yağmur duaları cami ve türbelerin etrafı tavaf edilerek yapılırmış. Nallıhan’da da bu uygulama 3 veya 7 defa dolaşarak yapılırmış.

* Bolu’da 70 bin taş okunarak suya atılırmış.

* Çankırı’da yüksek tepelere muska gömülürmüş.

* Denizli’de yağmur duasına çıkmadan önce 40 boğumlu iki asma dalı alınıp, her bir düğüme bir adet olmak üzere 41 “yasin” okunurmuş. Dereye sarkıtılarak bir yere bağlanır veya gömülürmüş. Eğer bağlanmazsa yağmurun sele dönüşeceğine inanılırmış.

* Çorum’da yağmur duasına çıkılmadan önce, erkek at kafasına ayet yazılırmış. Eşek kurban edilerek kurtlara-kuşlara yem olarak araziye bırakılırmış. Ayrıca küçük bir taşa Şüra Suresi’nin 25. ayeti okunup, çuvala konularak akarsuya atılırmış.
* Kastamonu’da 70 bin taş okunarak su değirmeninin çarkında akan suya bırakılırmış. Yağmur sele dönüşmesin diye de ocakta bulunan sacayağı ters çevrilirmiş.

* Gaziantep’te Çömçe Gelin, Kepçe Kadın, Çullu Kadın gibi muhtelif isimli törenlerle yağmur duasına çıkılırmış. Aynı tören Anadolu’nun birçok yerinde, Suriye, Irak ve Azerbaycan’da da yapıldığı belirtilmektedir.

inanç, sınıf çelişkilerinin ortaya çıkışından bu yana egemenler tarafından kullanılan bir olgu olarak var olageldi. insanlığın bin yıllardır aynı “gelenekleri” yaşatıyor olması dikkate değer bir konudur. Bu alan üzerine daha ciddi bir şekilde eğilmek, öğrenmek ve daha sağlıklı çıkarımlarda bulunmak gerekiyor. Böylesi bir yaklaşım insanlığın tarih içerisindeki yolculuğuna, inanç-insan ikilemine, sınıflar arasındaki çelişkilere ve daha birçok şeye ışık tutacak yerde durmaktadır.

Küresel ısınmanın etkilerini iyice gösterdiği şu günlerde, ekinler toprakta kalmaya yüz tuttu. Barajlardaki su seviyesinin düşmesiyle birlikte su kesintileri başladı. Nedenleri belli olan bu kuraklığın yaratıcıları –hava tahmin raporlarını da göz önünde bulundurarak- neredeyse küresel ısınmaya karşı “küresel yağmur duasına çıkalım” diyecekler. Bu kuraklığın yaratıcılarına karşı çıkmazsak eğer, bin yıllardır çektiğimiz kuraklığı bizden sonraki kuşağa devrederek göçüp gideceğiz. Böyle giderse “yanacağımız ve suya kanacağımız” günler bir birbirini aratmayacak.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

  1. Uluslararası Türk Folklor Kongresi Bildirileri 4.Cilt, syf: 305
  2. Makaleler ve incelemeler 1, Prof. Abdulkadir inan, syf: 480–481
  3. islamiyet ve Türk Halk inançları, Dr. Yaşar Kalafat, syf: 39–41
  4. Çevre ve kültür, Aydın Durdu


    ÖZGÜR DÜŞÜN SAYI-41
 
kaypakkaya-anma-afisdgh-li-tutsaklarla-dayanisma

Özgür Düşün

  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün

www.demokratikgenclikhareketi.org | Demokratik Gençlik Hareketi Resmi İnternet Sitesi