Demokratik Haklar Mücadelesi ve Kürt Ulusu’nun Haklı Kavgası Baskılarla, Tutuklama ve Gözaltılarla Engellenemez!

dghtutuklama

Demokratik Gençlik Hareketi
Aralık 2009

Dün olduğu gibi bugün de demokratik haklar mücadelesinin ve Kürt Ulusu’nun barikatlara yansıyan kararlı-militan direnişinin karşısında “ülkede iyi şeylerin olacağı”ndan dem vuranlar, baskı ve zor aygıtlarını türlü oyunlarla devreye sokmuş durumdadırlar.

Haftalardır Kürt Ulusu’nun sokaklara taşan öfkesi, DTP’nin kapatılması ve yönetici kadrolarına siyaset yasağı getirilmesiyle son noktasına ulaştı.

Kürt Ulusu’nun örgütlü gücünü tasfiye etmeyi hedefleyen bu sürecin başından beri Kürt ulusal hareketini kendi minderine çekerek dövüşmeye ve ülkemiz ezilenlerini de zoraki bir kamplaşmanın “tarafı” yapmaya çalışan hâkim siyasi iktidar, bu kez de satırlı-sopalı çeteleri işe koşarak, bombalarla, coplarla, silahla ve kurşunla Kürt Ulusu’nun meşru eylemlerini engellemeye çalışmaktadır.

Bir taraftan “demokrasi”, “eşitlik”, “özgürlük” gibi kavramların içini boşaltıp geniş kesimlerin bilinçlerini bulandıran ve bu kavramları kendisine kalkan yaparak gerici-faşist yüzünü gizleyen hâkim sınıflar, diğer taraftan Kürt Ulusu’na ve her türden ilerici-devrimci düşünceye kapsamlı saldırılara girişmiştir. Bu saldırılar tek başına Kürt Ulusu’na yönelik değil; tüm devrim ve demokrasi güçlerine yöneliktir.

Ülkemizin tarihi gerçekleri, siyasi iktidarın dönem dönem soyunduğu “demokrasi” havariliğinin gerici-faşist yüzünü gizlemek için kullandığı bir araçtan başka bir şey olmadığını defalarca kanıtlamıştır. Ve ülkemizde son yaşananlar bir kez daha göstermiştir ki “demokrasi”, “özgürlük” gibi söylemler, emperyalizmin ve uşağı hâkim siyasi iktidarın kanlı kıyım saldırılarına payanda yaptığı şekere batırılmış kurşunlardır. Bu kurşunlar bugün Amed’de üniversite öğrencisi Aydın Erdem’in ve Muş’ta Kemal Ağca ve Necmi Oral’un bedenlerine saplanmıştır.

Ne AKP ne de hâkim sınıfların siyasi arenadaki hiçbir temsilcisi, ezilen ülkemiz emekçilerinin, işçilerin, köylülerin, gençlerin, kadınların; ezilen ulusların ve inanç gruplarının demokratik haklarının savunucusu olamaz!

Sömürünün, işkencenin, hukuksuzluğun, adaletsizliğin kol gezdiği bir ülkede hiç kimse gerçek manada bir demokratikleşmekten bahsedemez! Ülkemiz açısından gerçek bir demokratik düzen ancak ve ancak demokratik halk iktidarının tesisiyle mümkündür.

Bir taraftan Kürt Ulusu’nun özgürce siyaset yapmasının önündeki “engellerin kalkacağı” vaadiyle teslimiyeti ve tasfiyeyi dayatanlar “barışçıl demokrasi” yaygarasıyla ortalığı ayağa kaldırırken, diğer taraftan bugün, Kürt Ulusu’nun siyaset yapma hakkına pervasızca saldırmaktadırlar.

Bu nedenledir ki son haftalarda yaşananlar bizleri şaşırtmamıştır. Ülkenin dört bir tarafında şoven histeri ve milliyetçilik tırmandırılırken, hâkim sınıflar geçmişte olduğu gibi bugün de Kürt Ulusu’nun gerçek bir demokratik düzen özlemi ve talebinin karşına copuyla, panzeriyle, silahıyla dikilmektedir.

Yaşanan olaylarda yüzlerce insan gözaltına alınmış ve büyük bir kısmı tutuklanmıştır. Fiili-meşru eylemlere, linç grupları, satırlı sopalı bir şekilde ve hatta İstanbul-Dolapdere ve 15 Aralık’ta Muş’ta olduğu gibi silahlarla saldırmış ve Kürt Ulusu’na yönelik geçmişten bugüne bir devlet politikası olan “imha” yaşama geçirilmiştir/geçirilmektedir.

Kürtler ve devrimci-demokrat tüm çevreler polisin ve bizzat polisin yönlendirdiği faşist güruhların açık şiddetinin hedefi haline gelmiştir. Ülkenin dört bir tarafına yayılan saldırıların amacı Kürt Ulusu’nun ve devrimci-demokratik güçlerin meşru eylemlerini türlü manipülasyonlarla sindirmek ve teslim almaktır.

Demokratik Gençlik Hareketi, faaliyetçileri nezdinde geçmişten bugüne demokratik haklar mücadelesinin gelişip güçlendiği dönemlerde bu saldırıların doğrudan muhatabı olmuştur. “Bağımsız bir ülkede özgür bir halk olarak yaşama” iradesinin cisimleştiği DGH, sürdürdüğü Yeni Demokrasi mücadelesinde hâkim sınıfların azgın saldırılarına maruz kalmıştır. Ankara’dan, Sivas’a, Malatya’dan Konya’ya, Adana’ya ve bugün Amed’e dek uzanan operasyonlar zincirinde, birçok faaliyetçimiz sahte ve düzmece belgelerle tutuklanmış, aileleri ve kendileri linç saldırılarının hedefi haline getirilmiş, şahsi eşyalarına el konulmuş ve asılsız iddiaların hedefi olmuşlardır.

Son olarak 13 Aralık 2009 günü, Amed’de aralarında Devrimci Demokrasi Gazetesi çalışanlarının da bulunduğu faaliyetçilerimiz (İlhan Turan, Mahrumi Haydaroğlu, Şenol Yıldız, Osman Oğuz, ve Hasan Doğan Kılıç) haklarında “ihbar” olduğu gerekçe gösterilerek ev baskınlarıyla hukuksuz bir şekilde gözaltına alınmışlardır.

6 Aralık 2009 günü polisin açık hedef gözeterek sırtından vurduğu Dicle Üniversitesi öğrencisi Aydın Erdem için sürdürülen boykot ve eylemlilikler kapsamında başlatılan Amed’deki operasyonlarda faaliyetçilerimizin ikisi hakkında arama kararı çıkarılmış, diğerleri ise yapılan ev baskınlarında polisin keyfi tutumu sonucu gözaltına alınmıştır.

Gözaltındaki DGH’lilerden birisine gözaltı süresince keyfi bir şekilde fiziki şiddet uygulanmıştır.

Faaliyetçilerimize yönelik gerçekleştirilen operasyonun ardından operasyon genişletilmiş ve aralarında YDG(M) faaliyetçileri ile Dicle Üniversitesi Öğrenci Derneği (DÜÖ-DER) üyelerinin de olduğu toplamda 12 kişi daha gözaltına alınmıştır.

Gözaltına alınan faaliyetçimizden üç DGH’li, 16 Aralık 2009 günü çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmışlardır.

Demokratik Haklar Mücadelesi Suç Değildir!

Bu saldırılarla yapılmak istenen ezilenlerin mücadele tarihini ve demokratik haklar mücadelesini suç unsuru olarak göstermek ve dayandığı meşru zemini kitleler nezdinde yok etmektir.

Ancak bilinmelidir ki ne Kürt Ulusu’nun kendi kaderini tayin etme hakkı ve uluslara tam hak eşitliği kapsamında ortaya koyduğu mücadele çizgisi ne de halkın ve halk gençliğinin demokratik hakları ve talepleri için mücadelesi suç değildir!

Asıl suç; halkı yalan ve demagojik söylemlerle kandırarak halkın emeğini ve geleceğini emperyalistlere peşkeş çekmektir!

Asıl suç; Kürt Ulusu’nun uzun yıllara yaslanan örgütlü mücadelesini teslim alabilmek için türlü zorbalık ve provokasyon siyasetiyle halkın üzerine kurşun yağdırmaktır!

Asıl suç hak ve özgürlük mücadelelerini halkın çıkarları doğrultusunda yönlendiren devrimci-demokrat kurumları ve Kürt ulusal hareketini yoğun saldırılara maruz bırakırken ezilen milyonları suni ve gerici kamplar arasında “taraf” olmaya itmektir!

Asıl suç “Polise taş attığı” gerekçesiyle Seyhan Kurt’u hapse mahkûm etmek, halkın üzerine ateş açanları, işkencecileri ve çeteleri ise aklayarak serbest bırakmaktır!

Asıl suç halk gençliğinin “insanca bir yaşam ve gerçek demokratik bir düzen” talebini ve bu talebi için verdiği mücadeleyi baskılarla, ölümlerle, gözaltılarla, tutuklamalarla engellemeye çalışmaktır!

Demokratik Gençlik Hareketi, halk gençliğinin demokratik haklar mücadelesini örgütlemeye ve bilimsel sosyalist ideolojinin yol göstericiliğinde Yeni Demokrasi bayrağını dalgalandırmaya devam edecektir. Hiçbir zorbalık siyaseti halk gençliğinin haklı ve meşru mücadelesini engelleyemeyecektir.

Demokratik Gençlik Hareketi, Kürt Ulusu’nun bütün demokratik hak ve talepleri için ve uluslara tam hak eşitliği temeline dayalı bir anlayışla hareket ederek mücadele yürütecek; hâkim sınıfların Kürt Ulusu’na teslimiyeti, onun örgütlü güçlerine yönelik tasfiyeyi dayatan her türlü uygulamasının karşısında olacaktır.

 
kaypakkaya-anma-afisdgh-li-tutsaklarla-dayanisma

E-Bülten

error DGH'nin açıklama, eylem ve etkinliklerinden haberdar olmak için e-posta adresinizi kaydedebilirsiniz.








www.demokratikgenclikhareketi.org | Demokratik Gençlik Hareketi Resmi İnternet Sitesi