|

Demokratik Gençlik Hareketi Temmuz 2010
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın AKP meclis grup toplantısında 12 Eylül Askeri Faşist Cuntası’nın işlediği cinayetlerden bahsederken utanmazlığın, sahtekârlığın en çarpıcı örneklerinden birisini daha hâkim sınıflar adına sergilemiştir. 12 Eylül döneminde katledilen devrimcilerin adlarından ve anılarından bahseden, “duygulanan” Başbakan, kürsüde ağlayarak duygu sömürüsü yapmıştır.
Ağlayan Başbakan’ı AKP’li vekiller de yalnız bırakmamış, ona eşlik etmişlerdir. Halka düşmanlıktan hiçbir zaman çekinmeyen bu zavallı kimseler halkın bedellerle yarattığı değerleri ağızlarına alarak bu değerleri kendi çıkarlarına kullanmak istemişlerdir.
Açılım politikaları kapsamında, her kesimi kendi bünyesinde eriterek, ehlileştirerek kapsamak isteyen AKP hükümetinin bu çabaları bir bütünün parçası, kapsamlı ideolojik saldırıların son çarpıcı örneklerinden birisidir. Dün anılması sakıncalı olan kelimeler, isimler bugün devlet yetkilileri tarafından sıklıkla anılmakta, kirletilmek ve esasta da içi boşaltılmak istenmektedir.
Dün devlet tarafından katledilenler, adları bugün devletin çıkarları adına anılarak bir kez daha katledilmek istenmektedirler. Üstelik devrimcilerle, ülkücü tetikçilerin adlarının bir anılması, devletin “bir onlardan bir bunlardan” söylemiyle birlikte dillendirdiği “hem sağa hem sola vuruldu” aldatmacasının sinsi bir tekrarından başka bir şey değildir.
MHP ve CHP kızgın…
Başbakan’ın ağlamasına ilişkin açıklamalarda bulunan MHP ve CHP genel başkanlarıysa kendi rant kavgaları içerisinde olayı anayasa değişikliğinin pazarlanması amacıyla gerçekleştirilen bir sahtekarlık olarak değerlendiriyorlar.
Yılların “demokratlığını” AKP’ye kaptıran CHP, “Onlar 12 Eylül’le yüzleşemez” diyor. MHP ise 12 Eylül döneminde asılan ülkücülerin adlarının AKP tarafından anılarak siyasi rant için kullanılmasından rahatsız.
İşte bu “çatışma” tablosu içerisinde, özellikle ABD emperyalizminin 12 Eylül’deki rolü es geçilerek gerçekler gizlenmek isteniyor. Hâlbuki 12 Eylül’ün hedefinde ne MHP vardı ne de CHP. Boğulmak istenen halkın yükselen kavgasının sesiydi. Şimdiyse işkencelerden geçirilen halkımız, emperyalizmin uşağı zalimler ve katiller tarafından oyuna getirilerek deyim yerindeyse uslandırılmak isteniyor.
Halk gençliği olarak değerlerimize sahip çıkıyoruz
İdeolojik saldırganlığın bu denli arttığı günümüz koşullarında halk gençliğinin en temel görevlerinden birisi de şüphesiz bu saldırılara göğüs germek ve gereken cevabı vermektir.
Dün devrimci gençleri, Erdal Erenleri, Necdet Adalıları katledenler şimdiyse bu suça sözde yüklenerek kendi adlarına prim yapmak istiyorlar. İşte bu hâkim sınıfların vahşi mantığının en somut yansımalarından birisidir.
Toplantı salonlarında, basın karşısında eşi benzeri görüşmemiş tiyatro sahneleriyle kendi gerçekleştirdikleri katliamlara ağlayan hâkim sınıfların temsilcileri tam bir zavallılık örneği sergiliyorlar.
Erdal Eren ve Necdet Adalı için “Onlara haksızlık edildi” denilerek meseleyi hukuki bir hataya indirgemek istiyorlar. Hâlbuki 17 yaşındaki Eren’in yaşının büyütülerek katledilmesi bir hatadan ziyade bilinçli bir katliama işaret etmektedir.
Tüm bu aşağılık saldırılar karşısında Erdal Erenlerin, Necdet Adalıların ve daha nicelerinin bıraktıkları devrimci mirası bir kez daha sahipleniyoruz. Halk düşmanlarının onların adını anarak, bedellerle yaratılan değerleri kendi sularına akıtmasına müsaade etmiyoruz.
Halk gençliği olarak demokratik haklar mücadelesinin, halkın haklı davasının tarihsel değerlerine, ideolojik ve politik olarak her zaman sahip çıkacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz.
Hâkim sınıfları ve onların temsilcilerini çok iyi tanıyoruz
Bir yandan katledilen genç devrimcilerinden bahsedilirken bir yandan da hapishaneler çocuk ve genç tutsaklar tarafından doldurulmakta, tecrit ve işkence uygulanmaktadır.
Bir yandan demokrasi kelimesi ağızlardan düşürülmezken bir yandan da direnişlerini sürdüren işçilere karşı sistematik saldırılar gerçekleştirilerek, direnişler ezilmek istenmektedir.
Bir yandan açılımlardan bahsedilirken bir yandan da katliam, zulüm, asimilasyon, imha ve inkâr devam ettirilmektedir. Hâkim sınıfların kendi gerçek yüzlerini gizlemeye yönelik ortaya koyduğu argümanlara daha birçok örnek verilebilir.
Hâkim sınıfların kendi gerçek yüzlerini gizleyerek halkı aldatmasına karşı her alanda mücadele yükseltilmelidir. Halkın iktidar yürüyüşünün önündeki ideolojik engellere, tasfiye saldırılarına karşı bilimsel sosyalizme sarılmalı, emperyalizme karşı halkın haklı kavgasını büyütmeliyiz.
|