Halk Gençliği TEKEL Pratiğinden Öğreniyor

halkgencligitekelpratigindenogreniyor_subat_2010

Demokratik Gençlik Hareketi
Şubat 2010

TEKEL direnişi iki ayı geride bırakırken emek ve demokrasi güçleri son yılların en büyük işçi direnişi etrafında kenetlenmeye devam ediyor.

30 yıllık bir devlet politikası olan özelleştirme, taşeronlaştırma ve kamu kurum-kuruluşlarını paralı hale getirerek emperyalist tekellere peşkeş çekme politikaları ekseninde, bilhassa küresel ölçekteki ekonomik krizle birlikte daha görünür bir şekilde açığa çıkan işten atmalar, iş hakkına yapılan saldırılar, sigortasız, iş güvencesiz ve sendikasız çalıştırılmaya karşı gelişen işçi mücadeleleri halk gençliğinin işçi sınıfıyla buluşabilme zeminini kuvvetlendirmiştir.

Direnişi ileriye taşıyarak bütün toplumsal kesimleri etrafında kenetlenmeye çağıran TEKEL işçileri üst düzey devlet bürokrasisinin hakaretamiz saldırılarına da maruz kalmıştır/kalmaktadır. 21 Şubat 2001 krizi ile bilinçli ve planlı bir şekilde uygulana gelen yeniden yapılandırma saldırılarını, yeni piyonu AKP’yi işbaşına devşirerek uygulamaya sokan emperyalistler, gözlerini ezilen milyonlara çevirmişlerdir. Yaptıkları açıklamalarla emperyalist efendilerinin talimatlarını eksiksiz yerine getirdiklerini duyuran başta Erdoğan olmak üzere hükümet yetkilileri, sokakları dolduran milyonlarca işsizi işaret ederek gerçekleştirdikleri talan ve tasfiyeyi adeta itiraf etmişlerdir.

Ülkedeki genel toplumsal muhalefeti ve dahası ezilen tüm kesimlerin mücadelelerini kendi etrafında bir araya getirerek ülke gündemine oturan TEKEL direnişi gelinen aşamada önemli bir eşiği aşındırmış durumdadır. TEKEL işçisi, AKP hükümetinin ve sürecin başından beri sendika konfederasyonları başta olmak üzere kendi bünyesindeki sendikaları dahi harekete geçirmek için somut bir adım atmayan TÜRK-İŞ’in direnişi bitirmeye yönelik her somut adımını kararlı duruşu ve iradesiyle boşa düşürmüştür.

Ankara sokaklarında haftalardır sürdürülen kararlı direnişin “hukuksuz” olduğu aldatmacasını yayarak geniş halk kitleleri nezdinde yaratılan yanılsamayı da aynı irade mahkûm etmiştir. Bugün gelinen aşamada TEKEL işçilerinin özlük haklarını almak için başlattığı bu mücadele ülke sınırlarını da aşarak tüm ezilen kesimlerin mücadelesine dönüşmüş durumdadır. Tüm dünyada özellikle emperyalist ülkelere bağımlı az gelişmiş ülkelerde eşzamanlı uygulamaya konulan neo-liberal politikaların ezilen milyonlar üzerinde yarattığı yıkıma karşı ortak mücadele edebilme zemini yaratmıştır.

Tüm devlet kurumlarından tutalım da işçi-köylü ve ezilen milyonlarca emekçinin üretim alanlarına kadar, giderek görünürlük kazanan yeniden yapılandırma politikaları, sömürülen milyonlara zorbalık siyasetiyle dayatılmak istenmektedir. TEKEL direnişi nezdinde yaşanan da budur. Türlü zorbalık siyaseti ve yıldırma politikası kullanılarak kendisine dayatılan kölece çalışma koşullarına karşı meşru ve demokratik hakkını kullanan TEKEL işçileri; özelleştirme kapsamındaki binlerce işçinin, İtfaiye ve Esenyurt işçilerinin, Çemen Tekstil işçilerinin ve ülkedeki tüm ezilen milyonların ekonomik ve sosyal yıkımlara karşı elinde bir bayrak olmuştur.

Halk Gençliği TEKEL Direnişi Etrafında Kenetleniyor

Demokratik Gençlik Hareketi (DGH), geniş toplumsal kesimlerin bir araya geldiği önemli bir mücadele mevzisine dönüşen TEKEL direnişi etrafında emek ve demokrasi güçleriyle birlikte sürecin başından beri yerini almıştır. Başta Ankara örgütlülüğü olmak üzere ülke genelinde tüm kuvvetlerini TEKEL direnişini birleşik, kitlesel bir mücadele zemini oluşturarak zafere dönüştürme yönünde seferber olmaya çağırmıştır. Kimi büyük şehirlerde ve ortak platformlar etrafında bir araya gelebilme koşulları olan alanlarda yerel eylemler örgütleme, emek ve demokrasi güçlerini tek bir hedef etrafında bir araya getirerek emek mücadelesini milyonların mücadelesine dönüştürme konusunda kimi adımlar atılmıştır.

DGH gelinen aşamada tüm ülkede yaratılmaya çalışılan ortak platformlar etrafında bir araya gelerek TEKEL direnişinde somutlaşan halkın haklı kavgasının mücadele mevzilerini yaratmada, tüm devrim ve demokrasi güçlerinin yapabileceklerinin gerisinde bir pratik sergilediklerinin bilincindedir. Örgütlü halk güçlerinin günümüz koşullarında yaratılan tasfiye sürecinin etkisiyle emek hareketlerinden koparılarak marjinalleşen durumu sınıf mücadelesinin zeminiyle kısmi oranda bir bütünleşme ve buluşma imkânı yakalayabilmiştir.

Halk gençliği, onurlu TEKEL işçilerinin Ankara’ya ayak bastığı günden bugüne kendi cephesinden mücadeleye omuz vermiş, karşı karşıya bulunduğu tarihsel sorumluluğun sarih bilinciyle hareket etmiştir. Yaslandığı tarihsel tecrübelerin yol göstericiliğinde 68’lerin gençliğini fabrikalara, tarlalara, okullara yönlendiren devrimci tutuma yaslanarak kendi geleceğinin güvencesinin başta işçiler olmak üzere tüm ezilenlerin birleşik, kitlesel mücadelesiyle mümkün olacağını bir kez daha TEKEL işçilerinin onurlu direnişi içerisinde sınamıştır.

İki ayı aşkın bir süredir devam eden bu kararlı mücadelede işçilerle aynı sofraya diz kırmış, Ankara’nın dondurucu soğuğunda onlarla birlikte üşümüş, kolluk güçlerinin saldırılarına maruz kalmış, gaz yemiş ve sınıfın kültürünü mücadelenin en diri olduğu alanda bir kez daha tecrübe ederek gecesiyle gündüzüyle sınıfın kaderine ortak olmuştur.

Halk gençliği ve özelde de öğrenci gençlik Bilimsel Sosyalizmin yol göstericiliğinde okulları, üniversiteleri, semtleri nasıl ki halkın haklı davasının birer mevzisi haline getirmişse bugün TEKEL direnişi nezdinde, buralara sıkışmayarak eylem alanlarına yönelmiştir. DGH, gerek okul çalışmalarında gerek semt çalışmalarında TEKEL işçilerinin iş hakkına yönelik yapılan saldırılar karşısındaki bu direngen ve haklı kavgasını ezilen tüm emekçilerin, öğrencilerin, kadınların, paralı sağlık ve eğitim mağdurlarının haklı ve meşru mücadelesiyle buluşturmaya çalışmıştır. TEKEL direnişi başta olmak üzere İstanbul’dan Antep’e uzanan ve farklı iş kollarında TEKEL direnişinin harekete geçirdiği ve tetiklediği işçi direnişlerinde asgari bir politik kitle faaliyeti tecrübesinin gerektirdiği tutarlılıklar içerisinde olumlu ve olumsuz bir tecrübe birikimi açığa çıkarmıştır.

DGH haftalar öncesinden yaptığı merkezi çağrıyla birlikte ülkenin dört bir tarafından faaliyetçilerini ve halk gençliğini alana taşımış ve bugün taşımaya devam etmektedir. Halk gençliği geride bırakılan iki aylık zaman dilimi içerisinde gecesi ve gündüzüyle TEKEL işçilerinin yanında olmuş, bildirilerin artık işçilerle ortak yazıldığı, dağıtıldığı, birlikte toplantıların alındığı tutarlı bir aşamaya ulaşmıştır.

Başta örgütlü halk güçleri olmak üzere, devrimci-demokratik kuvvetler, dernekler, meslek örgütleri, sendikalar… En geniş birliktelikleri oluşturma, kitlesel eylemlilikler örgütleme, etkinlikler yapma konusunda ülke genelinde önemli ve kalıcı bir pratik sergilenememiştir.

Sistemin devrimcilere yönelik giriştiği kapsamlı tasfiye saldırılarının bugün nasıl önemli ve kritik bir aşamaya ulaştığını, kendisine verilen müsaade aralığında basın açıklamaları yapan, emek hareketlerinin örgütleyicisi değil; destekleyicisi konumuna itilerek marjinal bir çerçeveye hapsolan durumundan ve ülke genelindeki TEKEL direnişini desteklemeye yönelik geliştirilen pratiklerinden açıkça görmekteyiz.

TEKEL pratiği, yaklaşık 30 yıldır yaşama geçirilen, uzun erimli ve kapsamlı saldırıları hedefleyen yapısal dönüşüm projelerinin emek mücadelesi üzerinde yarattığı tahribatın ve yıkımın bugün daha açıkça görülmesi, devrimciler cephesinden daha nesnel ve sınıf zeminli bir pratik içerisinden demokratik haklar mücadelesinin örgütsel ve siyasal çizgi sorunlarını tartışılır kılması bakımından öğretici derslerle örülüdür.

Emperyalistlerin yapısal dönüşüm projeleri kapsamında toplumun tüm hücrelerine ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel tüm yönleriyle yedirilerek ve özellikle 80’lerden sonra hız kazanan saldırılarına, “kimlik politikalarıyla” ulusal eşitsizlikler temelinde tırmandırılan saldırılar da eşlik etmiştir. Ancak bugün, devlet eliyle bilinçli bir şekilde tırmandırılarak emekçileri ulusal farklılıklar temelinde bölme politikası, TEKEL işçilerinin özlük haklarına sahip çıkma kavgasında başarıya ulaşamamıştır.

ABD patentli hükümetin yetkili isimlerinden aynı zamanda Başbakan yardımcısı olan Hayati Yazıcı’nın TEKEL direnişine yönelik yaptığı “İşe şeytan karıştı. Hani 72 buçuk millet derler ya, Türkiye'de ne varsa, buna PKK de dâhil, bu işe fitne sokmaya başladı. Araya provokatörler girdi” açıklaması yine aynı zihniyetin bir ürünü olarak sınıf mücadelesi zeminini, halk kitleleri içerisinde devlet eliyle yaratılan milliyetçi-şoven çizgiyi kendisine payanda yaparak parçalama, geniş kamuoyu desteğini de bu yolla sindirme amacı taşımaktadır. Ancak gelinen aşamada, 42 farklı ilden, farklı mezhep ve kültürlerden, uluslardan bir araya gelen işçiler tek bir hedefe kilitlenerek emek mücadelesi zeminini daha nitel bir aşamaya taşımış, farklılıklarını emek mücadelesi temelinde aşmaya çalışan bir kavrayışla hareket etmişlerdir. Ancak bu kavrayışın esas olarak mevcut saldırılara karşı birlikte karşı durabilme ve bu birliği erozyona uğratacak her türlü etkenden arındırma temelinde bir zorunluluktan beslendiğini akıldan çıkarmamak gerekir.

Halk gençliği Ankara’da bir araya gelen faaliyetçileri nezdinde, tek bir hedefe kilitlenmiş birleşik bir gücün nasıl sonuçlar doğuracağını bizatihi işçilerin pratiğinden öğrenmiştir.

TEKEL direnişi aynı zamanda, 68’lerin devrimci gençlik hareketlerinin üniversite kampuslarını aşarak son derece zorlu bir dönemde halk kitleleriyle, işçi ve köylü direnişleriyle bütünleşen pratiklerinden kalkınan tarihsel ve siyasal tecrübe birikiminin bugünkü gençlik nezdinde sınandığı bir alan olmuştur.

İşçiler, köylüler, kadınlar, gençler… Toplumsal olarak aynı yazgıyı paylaştığımız ve fakat devrimci bilincimizle farklılaştığımız kesimleri kendi eylemleri içerisinden örgütleme ve bilinçlendirme konusunda halk gençliği olarak somut deneyimlerimiz olmuştur. Kitlelerden kitlelere somut öğretisinin doğrudan direniş saflarında tecrübe edildiği, kitlelerin hem öğrencisi hem öğretmeni olma pratiğinin yine bu saflarda cisimleştiği bir tecrübe birikimi açığa çıkmıştır.

İki ayı aşan bu süreç içerisinde emek ve demokrasi güçleriyle birlikte, TEKEL işçilerinin kendi öz iradelerine yaslanarak yaratmış olduğu toplumsal etkiyi halk kitleleri içerisinde süreklileştirecek, türlü çarpıtma ve manipülasyona karşı farklı fikirlerin zenginliğinden kalkınan kalıcı birliktelikler yaratma konusunda güdük kalınmıştır. Toplumun çeşitli katmanlarını bir araya getiren ve hatırı sayılır bir şekilde tüm toplumsal muhalefeti kendi etrafında kenetleyen irade, TEKEL işçilerinin iki aylık bir süreyi aşan sebatkâr ve tavizsiz duruşu olmuştur. Aynı irade bugün, ülkenin her karış toprağında halk kitleleri içerisinde soluk alıp veren emek mücadelesini yaygınlaştırmak ve “Her yerde bir TEKEL” yaratmak için tüm emek ve demokrasi güçlerini seferber olmaya çağırmaktadır.

Üniversitelerde ve Liselerde Ortak Platformlar Etrafında Birleşelim!

İşçi sınıfı içerisinde açığa çıkan kıpırdanmaların büyük ölçüde kendiliğinden ve örgütsüz bir temelde ilerleyişine bahsini ettiğimiz siyasal zemine yaslanarak müdahale etme sorumluluğu halkın örgütlü güçlerinin omuzlarındadır. TEKEL direnişi nezdinde emek ve demokrasi güçleri bugünkü mevcut tabloya bakıldığında bu sorumluluğun gerisinde kalmıştır. TEKEL işçilerinin uzun ve zorlu bir mücadeleyle bugünkü aşamaya getirdiği direnişin geniş bir yelpazeyi kapsayan kesimler içerisinde yarattığı kamuoyu desteği, yine işçilerin iradesiyle mümkün olabilmiştir. Bir bütün olarak devrimci-demokrat kuvvetler bu toplumsal desteği yaratabilme ve ileriye taşımada yetersiz kalmıştır.

Ancak TEKEL direnişi yarattığı değerlerle, deneyimlerle ve çıkardığı derslerle ülkemiz işçi direnişleri tarihindeki yerini bugünden almıştır. Somut bir kazanımla sonuçlansın ya da sonuçlanmasın bundan sonra gelişebilecek emek hareketlerinin mücadelesine önemli bir deneyim ve birikim bırakmış, tarihe adını yazdırmıştır.

Bugün TEKEL direnişinin geldiği aşamada 4 sendika konfederasyonu 4-C statüsünün iptali için Danıştay’a dava açmaya hazırlanmaktadır. Son süreçte direniş saflarında baş gösteren moral bozukluğu ve umutsuzlukla birlikte 4-C statüsüne geçen işçi sayısındaki artış, öte yandan başta Erdoğan olmak üzere devlet yetkililerinin ve bilcümle bürokratının pespaye açıklamaları yeni eylem planlarını devreye sokmuştur.

Bu yeni eylem planlarının başarıya ulaşması, mevcut gerçekliği görerek tutarlı ve disiplinli bir program etrafında kenetlenen, birleşik ve örgütlü bir mücadele pratiğini görünür kılmakla mümkündür.

Birçok farklı ilden, merkezi bir çağrısıyla Ankara’ya gelen DGH faaliyetçileri TEKEL işçilerinin direnişinden öğrenerek alanlarına dönmüşler, omuzlarındaki tarihi sorumluluğu emek hareketlerine odaklanan bir çizgide cisimleştirmişlerdir.

Önümüzdeki süreç ise halk gençliği olarak hedefimiz mevcut yetersizlikleri de gözeterek bulunduğumuz bütün alanlarda bir araya gelebildiğimiz en geniş bileşenle TEKEL direnişini gündemleştirerek emek hareketleri içerisindeki kıpırdanmalara kendi cephemizden güçlü bir ses olabilmektir. Dernekler, sendikalar, kulüpler, topluluklar ve dahi birçok kesimle üniversite öğrencileri çalışmaları, kulüpler birliği ya da topluluklar olarak bir araya gelmek ve bu birlikteliklerden kalkınan güçlü eylem ve etkinlikler örgütleyebilmektir. Unutulmamalıdır ki üniversite ve liselerdeki mevcut saldırılar da neo-liberal politikaların içeriğinden bağımsız değildir ve TEKEL işçilerini bugün sokakta bırakan saldırı konsepti ve binlerce işçi-emekçiyi bekleyen özelleştirme saldırıları ile paralel yürütülmektedir.

Bu bilinçle DGH üniversitelerde ve liselerde mümkün olan en geniş bileşenle ortak platformlar etrafında bir araya gelecektir. Farklı fikirlerin birlikteliğinden kalkınan iradi bir zeminde eylemler, etkinlikler, stant faaliyetleri vb. örgütlenecektir. Etkin bir şekilde duvar gazeteleri hazırlayacak ve yaygın bir şekilde bildirilerini dağıtacaktır. TEKEL direnişini geniş gençlik kesimleri içerisinde sürekli diri ve gündemde tutarak gençlik mücadelesinin zeminini emek hareketlerinin ekseniyle buluşturma hedefini örgütlü bulunduğu bütün alanlarda ivedilikle yaşama geçirecektir.

TEKEL işçilerinin kavgası bitirilen köylülüğün, büyük şehirleri dolduran milyonlarca işsizin, işçilerin, emekçilerin; üniversitelerde ve liselerde eşit, parasız, bilimsel, anadilde eğitim mücadelesi yürüten öğrencilerin, ezilen kadınların kavgasıdır. TEKEL’in davası halkın davasıdır!

Halkın haklı davasına sahip çıkalım!

 
kaypakkaya-anma-afisdgh-li-tutsaklarla-dayanisma

E-Bülten

error DGH'nin açıklama, eylem ve etkinliklerinden haberdar olmak için e-posta adresinizi kaydedebilirsiniz.








www.demokratikgenclikhareketi.org | Demokratik Gençlik Hareketi Resmi İnternet Sitesi