Hatalarımızdan Ders Çıkaralım! Halkın Haklı Davasına Hizmet Edelim!

hatalarimizdanderscikaralimdghkasim2009

Demokratik Gençlik Hareketi
Kasım 2009

Devrimci-demokratik kurumlar, karşılaştıkları sorunları halkın haklı mücadelesine hizmet etme anlayışıyla ele alır ve bu bütünlük içerisinde çözüm üretirler. Devrimci-demokratik kurumların kendi aralarında yaşadıkları sorunlarda da hareket noktası yine halkın çıkarlarıdır.

Yeni demokrasi güçleri, devrimci-demokratik kurumlar arasında yaşanan sorunlarda, şiddet ve çatışmaya varan pratiklerin halkın ve devrimin çıkarlarına hizmet etmediğini savunmaktadır. Bu tür hatalı pratiklerin mahkûm edilerek doğru sonuçların çıkarılması, devrimci-demokratik kurumlar arasındaki birlik ve dayanışma zemininin güçlenmesinin yegane yoludur.

Demokratik Gençlik Hareketi (DGH) bu gerçeklikten hareketle; Ekim ayı içerisinde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde DGH ile Yurtsever Demokratik Gençlik Meclisi (YDGM) arasında yaşanan olaylara dikkat çekmek ve kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla bir değerlendirme metni kaleme almayı gerekli görmüştür.

Değerlendirmemizin yaşanan sorunların çözümüne hizmet edeceğini düşünüyor ve tüm devrimci-demokratik kamuoyunu sorumlu davranmaya davet ediyoruz.

23 Ekim 2009 Cuma günü, faaliyetçilerimiz, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Demokratik Haklar Federasyonu’nun internet sitesinden yayımladığı “Barış Sosu ile Kürt Ulusuna Yedirilmek İstenen Zehirli Teslimiyet Lokmasıdır” başlıklı açıklamasını asmışlardır. Faaliyetçilerimizin DTCF'den ayrılmasını gerektiren bir durum oluşmuş, kısa süreliğine faaliyetçilerimiz DTCF'den ayrılmış ve YDGM üyeleri de tarafımıza hiçbir gerekçe belirtmeden açıklamayı indirmişlerdir.

Yaşanan bu olay üzerine DTCF yerelinde YDGM ile bir görüşme talep edilmiş, durum hakkında bir açıklama istenmiştir.

YDGM, açıklamanın içeriğinin kendilerine bir hakaret olduğunu düşündüklerini ve açıklamanın okulun duvarlarında yer almasına izin vermeyeceklerini belirtmiştir.

Kurumumuz ise bu durumun kabul edilemeyeceğini, devrimci, demokratik güçler arasında ortaya çıkan hiçbir fikir ayrılığının bu tarzda ele alınmasının doğru olmadığını, açıklamanın indirilmemesi gerektiğini belirtmiştir. Ancak YDGM tartışmanın gereksiz olduğunu ve açıklamanın asılmasına müsaade etmeyeceğini belirtmiştir.

Öğleden sonraki saatlere denk gelen bu olayın ardından kurumumuz, gün içerisinde bir gerginlik yaşanmaması için YDGM temsilcileriyle görüşmek istemiş, okulda bulunan diğer devrimci, demokrat kurumlara yaşanan bu tarz olaylara dair perspektifini aktarmış ve araya giren hafta sonunun ardından açıklamanın Pazartesi günü tekrar asılacağını bildirmiştir.

Haftasonu YDGM il temsilcisiyle görüşülmüş ve gösterilen tutumun son derece hatalı olduğu, bu tarz yaklaşımların tarafımızca kabul edilemeyeceği bildirilmiştir. YDGM, görüşmelerde genel anlamıyla olumlu bir tutum sergilemiştir.

26 Ekim 2009 Pazartesi günü faaliyetçilerimiz sabah saatlerinde açıklamayı asmış ve yaklaşık yarım saat sonra YDGM’liler DGH’lilere açıklamayı beş dakika içerisinde indirmelerini aksi takdirde kendilerinin indireceklerini belirtmişlerdir.

Kurumumuzun YDGM’den bir temsilci ile görüşme talebi reddedilmiş, DGH’li kadınlara YDGM’liler tarafından cinsiyetçi küfürler edilerek ve DGH’lilere fiziki şiddet uygulanarak açıklama yırtılmıştır.

Öğleden sonra kurumumuz okulda bulunan diğer bütün kurumlara çağrılarda bulunarak bir toplantı gerçekleştirmiştir. Toplantıya yaşanan olay üzerine fakülteye gelen Yeni Demokrat Gençlik de (YDG) katılmıştır. Kurumumuz, yapılan toplantıda, YDGM tarafından sergilenen apolitik tutumun hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini, fakültede yaratılmak istenen demokrasi ortamını zedelendiğini, bir kurumun kendi çalışmasını ancak kendi iradesi ile sonlandırabileceğini belirtmiş ve saat 15.30’da açıklamayı tekrar asacağını ve saat 17.00’da indireceğini bildirmiştir. Diğer kurumlar ise tarafımızca açıklamayı sahiplenmeye çağırılarak yaşanan bu olayın sadece DGH’ye yapılan bir saldırı olarak algılanmaması gerektiğinin altı ısrarla çizilmiştir.

Ekim Gençliği, DGH ile birlikte açıklamanın indirilmesine müsaade etmeyeceğini belirtirken diğer kurumlar da yaşanacak bir saldırıda araya gireceklerini ve gerginliğin yaşanmasına engel olmak için çaba sarf edeceklerini bildirmişlerdir.

Saatler ilerlerken DGH’nin içerisinde yer almadığı bir toplantı gerçekleştirilmiştir. Saat 15.30’a geldiğinde diğer kurumlar bir on dakika kadar beklenebileceğini, yapılmakta olan toplantının yaşanacak bir gerginlik ortamının önüne geçebileceğini belirtmişlerdir. Kurumumuz bu noktada esneklik göstermiş ve 15.40’a kadar bekledikten sonra açıklamayı asmıştır.

Üye ve taraftarlarımız Ortabahçe olarak anılan yerde, astıkları afişin önüne geçerek olası bir müdahaleye engel olmak istemişlerdir. Birkaç dakika içerisinde toplanan YDGM’liler, açıklamanın önüne set çeken üye ve taraftarlarımıza karşı seri bir şekilde fiziki saldırıya geçmiştir. Bu esnada diğer kurumlar YDGM’lilerle konuşma çabasına girmiş, saldırıya engel olmak istemiş; ancak başarılı olamamışlardır.

Üye ve taraftarlarımız, küfürler, hakaretler, yumruklar, tekmeler ve sopalarla gerçekleştirilen saldırıya birebir yanıt vermemiş kendilerini korumak şeklinde bir tutum sergilemiştir. Üye ve taraftarlarımızın yanı sıra diğer kurumlardan dostlarımız maruz kaldıkları şiddet sonucunda yaralanmıştır.

Fiziki gerginlik zaman zaman duraksamış; ancak YDGM’lilerce tekrar tekrar yüklenilerek açıklama indirilmeye çalışılmıştır. Bu çabalar başarılı olamamıştır. Olay sırasında bazı YDGM’liler temsilcimizle diyalog kurmaya çalışmış, diğer kurumlarsa bu zeminin güçlendirilmesine katkı sunmaya çalışmışlardır.

Sosyalist Gençlik Derneği (SGD) açıklamanın indirilip olayın sonlandırılması gerektiğini belirten, yaşanan olayın YDGM’nin saldırısından değil de DGH’nin ısrarından kaynaklandığını ifadelendiren bir tutum içerisine girmiştir.

Gerginlik sürerken kurumumuz sessizliğin sağlanmasını, gerginliğin sona erdirilmesi gerektiğini belirterek sesli bir açıklama yapmıştır.

Yapılan açıklamada “Biz burada, DTCF’de bugüne kadar YDGM’li dostlarımızla da birlikte devletin, sivil faşistlerin, idarenin saldırılarına karşı hep birlikte mücadele ettik. Parasız eğitim talebimiz için, anadilde eğitim talebimiz için ve çeşitli siyasal taleplerimiz için omuz omuza mücadele ettik. Dün sivil faşistlerce KENT A. Ş. işçilerine saldırıldı. Bugünse Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü’nde arkadaşlarımız, yoldaşlarımız gözaltına alındı. Bu ve benzeri baskılar sürerken yaşanan bu olayın daha fazla sürmemesi adına kendi açıklamamızı kendimiz indiriyoruz.” denilmiştir.

Yapılan açıklamanın ardından DHF açıklaması DGH’lilerce indirilmiştir.

Açıklamanın indirilmesinden sonra gergin ortam bir süre daha devam etse de kısa süre içerisinde gerginlik dinmiştir.

Yaşanan bu olayın ardından kurumumuz bir toplantı çağrısı yaparak toplantıya katılan SGD, TKP (Türkiye Komünist Partisi), Öğrenci Kolektifleri, Ekim Gençliği, EHP Gençliği, DGB (Devrimci Gençlik Birliği), Ankara Anarşi İnisiyatifi, Ankara Gençlik Derneği, Tüm-İGD ve Gençlik Muhalefeti’ne ortak bir deklarasyon yayınlama önerisi getirmiştir.

Ankara Gençlik Derneği ve Tüm-İGD toplantıya gözlemci olarak katıldıklarını bildirmişlerdir.

Kurumlar ilk olarak yaşanan olaylara dair görüşlerini ve eleştirilerini aktarmışlardır.

SGD, iki tarafın da hatalarının olduğunu “DGH’nin gereksiz yere inat ettiği”ni belirterek, yaşanan olaydan DGH’ye suç bularak, YDGM’nin hatalı tutumunu bir nebze de olsun aklamaya çalışmıştır.

Hâlbuki devrimci bir kurumun kendi çalışmasını sürdürme çabasından ziyade, diğer bir kurumun engelleme çabası sorgulanmalıdır. Kurumumuz en temel hakkı olarak açıklamasını sahiplenmiştir. Burada bir inat şeklinde somutlanabilecek art niyetler aramaktansa, devrimci bir kuruma yönelik böylesi bir saldırı mahkûm edilmelidir.

Ankara Anarşi İnisiyatifi ve Ekim Gençliği, DGH’nin açıklamayı belirttiği saatten önce indirmesinin hatalı bir tutum olduğunu belirmişlerdir. Kurumumuz bu eleştirileri dikkate aldığını belirterek, bu tutumun tartışmaya son derece açık bir durum olduğunu, yaşanan olay esnasında da yapılan açıklamada ifadelendirilen kaygılardan ötürü böylesi bir tutumun sergilendiğini belirtmiştir.

Ekim Gençliği, altında kurumların imzalarının olduğu ve bir resmiyet taşıyan bir deklarasyonun yerinde olacağını belirmiştir. Ancak diğer kurumlar daha deklarasyonun içeriğini bile tartışmadan deklarasyonun altına imza atmayacaklarını belirtmişlerdir. Buna da gerekçe olarak kendilerinin YDGM ile bu konu hakkında görüştüklerini, yaptıklarının hatalı olduğunu belirttiklerini ve bir deklarasyon metninin zaten gergin olan ortamı daha da gereceğini belirtmişlerdir.

DGH ve Ekim Gençliği, birebir görüşmelerden ziyade resmi bir deklarasyon metninin büyük bir ciddiyet taşıyacağını, sergilenen yanlış pratiğin resmi bir şekilde mahkum edilmesinin altını çizmiştir.

Deklarasyon önerisinin reddedilmesi üzerine kurumumuz ısrarla yaşanan bu sorunun sadece DGH’nin sorunu olmadığını, yanlışların ortaya konularak doğruda ısrar edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Bir yöntem olarak bir deklarasyon metni hazırlayıp YDGM’ye sunmanın yerinde bulunmaması üzerine, kurumumuz önerilere açık olduğunu, farklı bir önerinin de değerlendirilebileceğini, deklarasyon konusunda dayatmacı olmayacağını bildirmiştir.

Yürütülen tartışmalarda kurumumuzun ve Ekim Gençliği’nin ısrarlı tutumları sonucunda kurumlar olarak bir tutum sergileme adına YDGM’nin de içerisinde yer aldığı bir toplantı örgütlenebileceği ve burada YDGM’ye sözlü olarak eleştirilerin yöneltileceği kararı alınarak yeni bir toplantı tarihi belirlenmiştir.

Bu iki toplantı arasında DTP ve YDGM temsilcileri, kurumumuzu ziyaret etmiş ve bir görüşme yapılmıştır. Genel anlamda olumlu geçen görüşmede DTP, bu tarz olayların yaşanmasının yıpratıcı olduğunu bildirmiştir. Kurumumuz ise yaşanan olayda seçilen yöntemin son derece hatalı olduğunu, bir açıklamanın hakaret içerdiği düşünülmesi gibi nedenlerle indirilemeyeceği aksi halde kurumlar arası hukukun zedeleneceği ifade etmiştir.

Ek olarak kurumumuz, dost güçler arasında gördüğü bu kuruma karşı hakaret etmenin en başta kendi kurumumuza hakaret etmek anlamına geldiğini, hakaret edilmeyeceği gibi ettirilmeyeceği de belirtilmiştir.

Genel anlamda olumlu geçen bu görüşmede her iki kurum da bu tarz olayların yaşanmaması için azami özen ve çaba gösterilmesi konusunda ortak bir zemin yakalamıştır.

İkinci kez yapılan toplantıya YDGM katılmamıştır.

Toplantıya, DGH, DGB, Ekim Gençliği, Ankara Anarşi İnisiyatifi, Ankara Gençlik Derneği, SGD, EHP Gençliği, Gençlik Muhalefeti ve YDG katılmıştır.

Toplantıya bir önceki toplantıda bulunan TKP, Öğrenci Kolektifleri ve Tüm-İGD katılmamıştır. Toplantıların önemi ve kurumlara düşen sorumluluklar göz önüne alındığında toplantılara katılmamak hatalı bir tutumdur.

Toplantıda DGH, YDGM’nin toplantıya katılmamasını bir ciddiyetsizlik olarak nitelendirmiştir. Ayrıca kurumumuz toplantıda YDGM tarafından yaşanan olaydan sonra DTCF yerelinde sergilenen DGH’lilere laf atmak, DGH’liler bildiri dağıtırken takip etmek, bildiri dağıtılan sınıflara girilerek öğrencilere DGH’lilerin ne yaptığını sormak, DGH taraftarlarını okul içinde ve dışında takip ve rahatsız etmek gibi devrimci ahlaka aykırı tutumları da dillendirmiştir.

DGH, YDGM’nin sürecin başından beri sergilediği tutumların hatalı olduğu ifade ederek, bu kurumdan özeleştiri istenmesinin gerekliliği üzerinde durmuştur. Bununsa resmi olarak hazırlanabilecek bir deklarasyon metniyle anlamlı olabileceği tekrar önerilmiştir. YDG ve Ekim Gençliği bu öneriyi desteklemişlerdir. YDG bu kurumdan özeleştiri istemenin, yanlış bir tutum olmadığını aksine yerinde olduğunu, YDGM açısından da hatalarına yönelmede faydalı olabileceğini belirtmiştir.

Toplantının diğer bileşenleri bu öneriye katılmadıklarını belirtmişlerdir. Yaşanan bu olaylarda taraf olmayacaklarını belirten DGB, Ankara Anarşi İnisiyatifi, SGD, EHP Gençliği, Gençlik Muhalefeti ciddi bir hata yapmışlardır. Dillendirilen ifadeler göstermiştir ki bu kurumlar meseleyi DGH ile YDGM arasında süren bir sürtüşme olarak ele almışlardır. Dahası durum bilinçli olarak bu zemine çekilmek istenmiştir. Hâlbuki ortada duran bir yanlış vardır ve buna karşı mücadele etmek gerekir.

Ankara Gençlik Derneği, toplantıdan bir sonuç çıkmayacağını düşündüklerini belirterek ayrılmıştır. Bu toplantılarda birlikte yapılması düşünülen politik bir çalışma değil, yaşanan bir sorunun çözümü üzerine tartışılıyordu. Bu noktada, konuya ilişkin bütün kurumlara düşen sorumluluk aynıydı. Bu sürecin dışında kalmak tercih edilebilir bir tutum değildir. Ankara Gençlik Derneği tarafından sergilenen tutum son derece hatalıdır.

Kurumumuz süren toplantıda YDGM’den özeleştiri istenmemesinin buna gerekçe olarak da ortamın daha da gerileceğinin gösterilmesini en başta YDGM’ye bir saygısızlık olarak gördüğünü ifade etmiştir. Dostane bir şekilde sunulacak eleştirilerden, yapılan yanlışların mahkûm edilerek doğruların dillendirilmesinden bu denli uzak durmak, YDGM’nin ciddi ve tutarlı bir kurum olarak görülmediğinin bir ifadesi olacağı için kurumumuz, bu tutumu şiddetle eleştirmiştir.

Dost bir kurumun yaptığı yanlışlardan ötürü özeleştiri istememenin hiçbir gerekçesi olamaz. Buradan çıkabilecek sonuç daha büyük bir yanlışlıktan başka bir şey olamaz zaten. Ulusal hareket açısından hassas bir dönemin yaşandığı, yoğun baskılar altında oldukları bu hatalı tutumu perdeleyen bir kılıf olabilir ancak daha fazlası değil.

Yapılan hatalar karşısında susmak en genel anlamıyla o hatayı onaylamaktır. En ufak gerginliklerde bile kurumlar arasında “ortak iş yapmama”ya meyil edebilen birçok kurumun sergiledikleri bu tutum hatalıdır. Hata ve yanlışlara koşullar ne olursa olsun göğüs germek devrimci bir sorumluluktur.

YDG ve Ekim Gençliği doğru bir hattı benimseyerek devrimci bir tutum sergilemişlerdir.

Yaşanan olayların tamamı gözden geçirildiğinde açıkça ifade edilmelidir ki devrimci, demokrat kurumlar arasında şiddet, hiçbir durumda başvurulacak bir yöntem değildir. Bu ilkesel bir belirlemedir.

Yapılan açıklamanın hatalı olduğu ya da hakaret içerip içermediği önemli bir tartışma konusu olabilir; ancak bu, kullanılan şiddet yöntemini hiçbir şekilde haklı çıkarmaz. Aksi halde bir kurum hakaret içerdiğini ifade ederek başka bir kurumun çalışmasına engel olmaya kalkışabilir. Bu örgütler arası hukuku hiçe saymaktır.

Bir açıklamanın, bildirinin, yayının hangi kuruma ait olduğu yeterlidir. Bu çalışmanın hangi kurum tarafından yapıldığı, bu çalışmaya ilişkin tutumumuzu belirlemelidir. Dost bir kurum mu yoksa düşman bir kurum mu? Dost ile düşman birbirine karıştırılmamalıdır.

Kaldı ki bu çalışmalar son derece hatalı da olabilir. Doğru ya da yanlışın haklılığına şüphesiz pratik karar verecektir. Doğrunun gelişmesi, farklı fikirlerin özgürce çatışmasıyla mümkündür.

Yüz fikir akımını birbiriyle yarıştırmak devrimcidir. Eğer bir düşünce yanlış olarak nitelendiriliyorsa, yanlışları ortaya konularak mahkûm edilmelidir. Baskı, şiddet yoluyla farklı fikirleri hedef almak devrimci değildir. “Bu yanlıştır” diyerek farklı fikirlere engel olmak doğruya değil yanlışa hizmet edecektir.

Altını tekrar tekrar çizmek gerekir ki devrimci, demokrat güçler arasındaki çelişmelerin çözümü şiddet yoluyla ele alınamaz. Bu ilkesel bir meseledir.

DGH, yaşanan bu olumsuz pratikten önemli derslerin çıkarılması gerektiğini, yanlışların cüretle üzerine gidilerek doğru, devrimci bir hattın oturtulabileceğini bir kez daha vurgular.

 

E-Bülten

error DGH'nin açıklama, eylem ve etkinliklerinden haberdar olmak için e-posta adresinizi kaydedebilirsiniz.








www.demokratikgenclikhareketi.org | Demokratik Gençlik Hareketi Resmi İnternet Sitesi