“Ölmek Var, Dönmek Yok” Şiarında Somutlaşan TEKEL İşçilerinin Onurlu Direnişini Büyütmek için Seferber Olalım!
dghtekelocak2010

Demokratik Gençlik Hareketi
Ocak 2010

Ülkemiz işçi, emekçi hareketi, uzun yılların ardından TEKEL işçilerinin özlük haklarıyla birlikte iş güvencelerinin sağlanması için başlattıkları demokratik, meşru eylemliliklerle birlikte yeni bir kıpırdanma sürecine girmiş bulunmaktadır.

TEKEL işçisinin bu haklı mücadelesi, başta AKP hükümeti olmak üzere, kolluk güçlerinin tüm baskı ve engellemelerine karşın, bugüne değin ayakta kalmayı başarmış ve nihayetinde; halk kitleleri içerisinde biriken öfkenin cisimleştiği bir mücadele haline de gelmiş bulunmaktadır.

Bugün, ülkemiz kamuoyunda, TEKEL işçisinin haklı mücadelesi, başta işçi emekçi kesimler olmak üzere, ezilen sömürülen tüm kesimleri harekete geçiren, birleştiren bir niteliğe kavuşmuştur.

İlerici, devrimci, demokrat kuvvetler başta olmak üzere, sendikalar, siyasi partiler, odalar, dernekler… Emek ve demokrasi dostu tüm güçleri etrafında birleştiren, kenetleyen ve fakat daha da önemlisi bugün İstanbul’daki İtfaiye ve Esenyurt Belediyesi işçileri gibi, İzmir’deki belediye işçileri gibi, Antep'teki tekstil işçileri gibi, Dersim’deki enerji işçileri gibi diğer işçi, emekçi mücadelelerine örnek olması, onları da tetiklemesi bakımından dönemsel açıdan tarihi bir rol de üstlenmiş bulunmaktadır.

Gelinen aşamada TEKEL direnişi; sendika ağalarının sınıf işbirlikçisi tutumlarına, tüm olumsuz hava koşullarına, baskılara ve tehditlere rağmen kararlı bir şekilde ilerlemiş ve yeni bir aşamaya girmiştir.

Şimdi ya TEKEL direnişi kazanımla sonuçlanacak ve AKP hükümetinin baskı ve sömürü politikaları karşısında, hak mücadeleleri somut bir kazanım elde ederek, birleşik, kitlesel bir halk hareketi için zemini olgunlaştıracak ya da TEKEL direnişi ezilerek geri çekilecek ve işçi, emekçi kitle hareketi ciddi bir moral kaybına uğrayacaktır.

TEKEL işçisi, bu kritik aşamada, sınıf düşmanlarıyla boğuştuğu kadar kendi ekonomik mücadele aygıtının da sınıf karşıtı tutumlarıyla boğuşmaktadır.

TÜRK-İŞ gibi bizatihi devlet eliyle kurularak ülkemiz işçi sınıfını bölmeye ve emek eksenli mücadeleleri sendikal alanda eritmeye hizmet etmekten başka bir misyonu olmayan sendikalar, TEKEL direnişini zamana yayarak zayıflatmaya çalıştılar.

Kendileri için örgütlenen bir mitingde dahi söz hakları elinden alınan işçilerin son derece haklı ve meşru bir zeminde ilerleyen direnişlerini kırmak ve bitirmek için süreci uzatan TÜRK-İŞ ve ülkemiz hâkim sınıfları, hiçbir somut adım atmayarak gerçek yüzlerini bir kez daha göstermişlerdir.

Üretimden aldıkları güçle direnişlerini bugüne taşıyan TEKEL işçilerinin devrimci-demokratik güçlerle aralarında oluşan sınıf dayanışmasını ise “Marjinal grupların oyunlarına gelmeyin” telkinleriyle kırarak güvensizlik yaratmaya çalışanlar, direnişin “hedefinden saptığı” yalanlarıyla demagoji yapmaktadırlar.

“Yan gelip yatma devri bitti” aymazlığıyla yapılan özelleştirmeleri meşru göstermeye çalışanlar, TEKEL işçilerini “duyarlı olmaya” davet ederek düştükleri çukurdan çıkma telaşındadırlar.

TEKEL işçilerinin onurlu direnişini halk kitleleri nezdinde çarpıtarak anti-propagandaya çevirmeye çalışan ülkemiz hâkim sınıfları ve onların taşeronu TÜRK-İŞ’in saldırıları bugün önemli boyutlara ulaşmıştır.

“Sendikalarına sahip çıkan” TEKEL işçileri, bugün kendi sendikaları tarafından kapı önüne konulmuştur. Sendika ağalarının ve hâkim sınıfların, kurdukları çadırları kaldırmadıkları takdirde müdahale edileceği yönündeki tehditleriyle karşı karşıyadırlar.

On yıllardır özelleştirme talanıyla emperyalistlere peşkeş çekilen ülkemiz toprakları, kamu işletmeleri, yer altı zenginlikleri vb. büyük bir işsizler ve açlar ordusu açığa çıkarmıştır. Büyük şehirleri dolduran milyonlarca işsiz, barınma sorunundan sağlığa, eğitime ve güvencesiz çalışma koşullarına kadar bir dizi sorunla her geçen gün daha fazla açlık ve yoksulluğa terk edilmektedir.

Yaşananları “kader” diye çarpıtarak gerçekleri ters yüz edenler, bu tabloyu yaratanlardır!

Bugün TEKEL işçilerinin sendikaya rağmen büyüterek bugünkü aşamaya getirdikleri direniş, aynı tablonun sahipleri tarafından bitirilmek istenmektedir. Tüm yaşananlara karşı TEKEL işçilerinin ülkenin dört bir tarafında yankılanan coşkulu sesi sendikasız, iş güvencesiz ve düşük ücretle çalıştırılmaya, milyonlarca işsize dayatılan açlık ve yoksulluğa karşı direniş çağrısı yapmaktadır.

Bu çağrıya ortak olmak tüm devrimci-demokratik güçlerin somut görevidir. Gün, ülkenin her karış toprağında TEKEL direnişini sahiplenmeyi ve her alanda bir TEKEL yaratmayı talep etmektedir.

Ülkemizin birçok alanında ve iş kolunda 4-C gibi yeni istihdam stratejileriyle yaşama geçirilen “taşeronlaştırma” saldırılarına karşı gelişen/gelişecek olan mücadelelerde işçi ve emekçilerin umudu olan TEKEL direnişi, devrimci-demokratik güçlerin ve işçilerin omuz omuza mücadelesiyle zafere ulaşabilecek bir zemin yaratmıştır.

“Ölmek var, dönmek yok” şiarında somutlaşan haklı ve meşru mücadele,“iş hakkı” ve “iş güvencesi” mücadelesinde ve "taşeron işçi çalıştırma" alanında, ezilen kitlelere, işçilere, emekçilere haklarını ne şekile savunabilecekleri zemininde yol göstermektedir.

Demokratik Gençlik Hareketi, Tüm Halk Gençliğini, TEKEL Direnişi Etrafında Kenetlenmeye ve Direnişi Sahiplenmeye Çağırır!

Hâkim sınıfların ve onların siyasi arenadaki uzantısı siyasi partilerin dünden bugüne uzanan hükümetleri dönemi, benzer uygulamalara on yıllardır tanıklık etmektedir.

Özelleştirmeler ve taşeronlaştırma saldırıları yeni olmadığı gibi son da olmayacaktır. Türlü oyunlarla halk kitlelerine yapılan saldırıları makyajlayıp sunarak emperyalizme uşaklık görevini yerine getirenler bugün çok doğal olarak TEKEL direnişini de aynı oyunlarla bitirmeye çalışacaktır.

Tekellerindeki medya aracılığı ile bu büyük direnişin geniş halk kitleleri nezdinde yarattığı olumlu tepkiyi erozyona uğratma amacı güden ülkemiz hâkim sınıfları, bugün acil önlem paketleriyle, zamlarla, yaşanan yoksullaşmanın, işsizliğin krizin faturasını aynı halkın omuzlarına yıkarak ceplerini şişirmektedir.

Ancak ne onurlu TEKEL işçileri ne de emek, devrim ve demokrasi güçleri oynanan oyunlara geçit vermeyecektir!

Direnişin başladığı günden bugüne başta Ankara’daki örgütlü faaliyetçileri ile bu direnişteki yerini alan Demokratik Gençlik Hareketi (DGH), tüm devrimci-demokrat güçlerle ve emek güçleriyle bir araya gelerek bu mücadeleyi merkezileştirme çağrısını yineler.

Halk gençliği, kendi geleceğinin güvencesinin, bugünün işçi emekçileri başta olmak üzere tüm ezilenlerin birleşik, kitlesel mücadelesiyle yaratılacağının sarih bilinciyle, üzerine düşen rolü oynayacaktır.

1968’lere halk gençliğini köylere, fabrikalara taşıyan politik tutum ne ise bugünün gerçekliğinde, halkın haklı mücadelesinin halk gençliğine verdiği görev de odur.

TEKEL işçisi, desteklenecektir!

TEKEL işçisinin haklı mücadelesi etrafında, toplumsal muhalefet bir araya getirilecektir. Birleşik, kitlesel, dinamik bir kuvvet yaratılacaktır!

Ülkenin dört bir yanında ve fakat özelde Ankara’nın semtlerinde, bu haklı mücadele, halk kitlelerine taşınacaktır!

Üniversitelerden, liselerden gelen öğrenci-gençlik, TEKEL işçileriyle birlikte alanda kalacak, aynı sofraya diz kıracak ve sınıfın kültürünü, yaşayarak öğrenecektir!

Bu bakımdan, kararlı duruşlarıyla gerek hükümetin gerekse sendikanın direnişi bitirmeye yönelik hamlelerini bugüne değin boşa düşüren TEKEL işçilerinin direnişi, bugün daha disiplinli, kararlı, planlı, programlı bir mücadeleyi talep etmektedir.

DGH, başta örgütlü faaliyetçileri olmak üzere tüm halk gençliğini bu anlayışla TEKEL Direnişi etrafında kenetlenerek direnişi ülkenin dört bir yanına taşımak için seferber olmaya çağırır!

Önemli bir aşamaya ulaşan ve bugün sistemli ve bilinçli bir saldırıyla direnişin saflarında moral bozukluğuna yol açarak işçilerin kararlı duruşunu kırmaya çalışanlara karşı bu direnişi zafere taşıma hedefiyle başta örgütlü faaliyetçileri olmak üzere DGH, Ankara’da, TEKEL işçilerinin yanında olacaktır.

Her yerelimiz koşulları oranında ve “Her yerelde bir TEKEL yaratma” hedefini boşa düşürmeden ivedilikle son hazırlıklarını yapmalı, mevcut mücadeleyi yaygınlaştırarak bu direnişi zafere taşımak için seferber olmalıdır.

Türlü baskı ve sindirme politikasına karşı “Teslimiyete Hayır” şiarında somutlaşarak bugüne uzanan yiğit TEKEL işçilerinin onurlu mücadelesini büyütelim! DGH disiplini içerisinde Ankara'da olalım!

Unutmayalım ki; TEKEL’in Davası, Ülkenin Davasıdır! TEKEL’in Kavgası, Yoksulun Emekçinin Kavgasıdır!

 

E-Bülten

DGH'nin açıklama, eylem ve etkinliklerinden haberdar olmak için e-posta adresinizi kaydedebilirsiniz.








www.demokratikgenclikhareketi.org | Demokratik Gençlik Hareketi Resmi İnternet Sitesi