|

Demokratik Gençlik Hareketi Ocak 2010
Emperyalizme göbekten bağımlı ülkemizde, IMF ve Dünya Bankası politikaları çerçevesinde gerçekleştirilen özelleştirmelerden nasibini alan kurumlardan birisi de TEKEL’dir.
Emperyalistlerce belirlenen ve işçinin, emekçinin, köylünün daha azgın bir şekilde sömürülmesini hedefleyen özelleştirmelerin doğal bir sonucu olarak bugün 12 bin TEKEL işçisi, azgın bir hak gaspı saldırısıyla karşı karşıyadır.
TEKEL işçileri, haftalardır, köleleştirme yasalarına karşı, özlük haklarına sahip olarak, iş güvenceleri için mücadele ediyorlar.
TEKEL İşçisinin Mücadelesi, Ezilen Halkımızın Sesi Olmuştur!
Ülkemiz hâkim sınıflarınca, yoksulu, ezileni daha çok vuran ekonomik ve sosyal yıkım politikalarının bir bir hayata geçirildiği; emperyalist-kapitalist sistemin ideolojik manipülasyonlarına karşı gelenlerin ideolojik, politik tecrit ve tasfiye saldırılarıyla karşılaştığı ve tüm bunlara karşılık emperyalizmin neo-liberal politikaları gereği, demokrasi maskesiyle birlikte mevcut halk muhalefetini dahi kendisine yedeklemeye çalıştığı ülkemiz koşullarında, TEKEL işçisinin mücadelesi doğru okunmalı, görevler çıkarılmalıdır.
4-C saldırısı, bugün sadece TEKEL işçileri için hayata geçirilen bir hükümet politikası değildir. Bilakis, bu uygulama, tıpkı “taşeronlaştırma” gibi bizatihi bir devlet politikası olarak hayata geçirilmiştir ve uygulanmaktadır. Amacı da birer birer tasfiye edilen, yabancı tekellere peşkeş çekilen kamu kurumlarındaki işçilerin, yeni sürece göre devlet güvencesinden yoksun şekilde istihdam edilmelerini sağlamaktır.
12 Eylül 1980 Askeri Faşist Diktatörlüğü’nün sopa zoruyla hayata geçirdiği 24 Ocak kararlarıyla birlikte başlayan, ülkemizin yeni dünya düzenine bütünleşme süreci, gelinen aşamada aradan geçen 30 yılda yüz binlerce devlet işçisinin tasfiyesi gerçeğini ortaya çıkarmıştır.
Bu saldırı, ülkemiz işçi sınıfını ve aynı zamanda bu sınıf içerisindeki halk gençliğini de vurmuştur, vurmaya devam etmektedir.
TEKEL işçileri, bu saldırıdan bugün artakalan yüz bine yakın devlet işçisinin karşılaşacağı ve kendilerinden önceki on binlerin akıbetini yaşamaktadırlar.
Ancak bugün, dünden farklı olan, AKP hükümetiyle birlikte gemi azıya alan neo-liberal saldırganlığın ülkemiz işçileri, emekçileri ve ezilen kesimleri içerisinde yarattığı tahribatın dayandığı sınırlardır.
Yeni demokrasi güçlerinin de isabetle işaret ettikleri üzere, TEKEL işçisinin tercihi ya “iş ve ekmek” ya da “işsizlik ve açlık” olacaktır
İşte bu yüzden hâkim sınıfların azgın sömürü politikalarını hizmet edecek olan 4-C saldırısı, TEKEL işçileri cephesinden gelen direnişle karşılaşmıştır.
Verilen mücadelenin etkisiyle Türk-İş gibi bir sendika konfederasyonu dahi harekete geçirilmiş ve yeterli olmasa da bir eylem kararı aldırılmıştır.
Yanı sıra TEKEL işçilerinin kararlılığı, bu direnişi ülke gündemine de sokmuştur.
“Ölmek var, dönmek yok!” şiarıyla özlük haklarını talep eden TEKEL işçileri Ankara sokaklarını eylem alanına çevirirken, verilmekte olan mücadeleye ülke genelinde yapılan birçok eylemle de destek verilmiştir.
Yalnızca devrimci-demokrat kesimler değil, neredeyse AKP hariç bütün düzen partileri de gündeme ilişkin söz söylemek adına direnişe ziyaretlerde bulunmuş ve kürsüden işçilere seslenmişlerdir.
Ancak devrimci-demokrat kesimlerce sergilenen devrimci dayanışma ve birliktelik, kürsüden konuşanlarla, işçilerle omuz omuza mücadele edenler arasındaki ayrımı pratikte koymuştur.
Geleceği için Mücadelede Eden Halk Gençliği, TEKEL İşçisiyle Birlikte Mücadeleyi Omuzlamaya ve Bu Mücadeleyi Ülke Geneline Yaymaya Devam edecektir!
Halk gençliği açısından bu gibi işçi direnişlerinde salt “destekçi” rolü kesinlikle kabul edilemezdir.
Çünkü halk gençliği açısından, bugün verilmekte olan TEKEL işçisinin mücadelesi, sadece haklı bir mücadele durumunda değildir. Yanı sıra bu mücadele, halk gençliğinin fabrikalarda, tarlalarda, okullarda gerçekten demokratik bir düzen için verdiği mücadele ile bütünlüklü bağlara sahiptir.
Tam da bu nedenden ötürü, TEKEL işçisinin geleceğini güvence altına almak için 4-C saldırısına karşı vermekte olduğu mücadele halk gençliğinin de mücadelesidir.
Bu gerçeğin bir gereği olarak halk gençliği, gecesiyle gündüzüyle TEKEL işçileriyle aynı kaderi paylaşmakta, onlara fikirlerini sunmakta, onlarla tartışmaktadır.
Demokratik Gençlik Hareketi (DGH), bu perspektiften hareketle, bir aya yaklaşan TEKEL direnişinde bilfiil yer almış ve diğer yeni demokrasi güçleriyle birlikte gecesini, gündüzüne katarak, örgütlü halk gençliğini alanda seferber etmiştir.
Unutulmamalıdır ki öğrenci gençlik açısından, muhalefetini üniversite ve lise duvarları arasından çıkarmak ve devrimci eğitim için en nitelikli okullardan birisi olan işçi direnişlerine yönelmek en temel görevlerdendir.
DGH, TEKEL İşçileriyle Birlikte Alanlarda Olacaktır
TEKEL işçilerinin Ankara’ya geldikleri ilk günden itibaren onlarla birlikte olan, kötü hava şartlarına, polisin biber gazına, copuna, saldırısına, baskısına, takip ve tacizine karşı TEKEL işçisiyle dayanışmayı yükselten DGH, mevcut imkân ve olanaklarını, bu direnişi yükseltmek için seferber etmiştir.
Yanı sıra farklı illerde de eylemler örgütleyerek işçilerin sesine ses katmıştır.
DGH, bugünden sonra da mücadeleyi aynı disiplin ve kararlılıkla omuzlamaya devam edecek ve halk gençliğini bu direnişi sahiplenmesi için seferber edecektir.
TEKEL işçisinin kurtuluşu, ezilen, sömürülen işçilerin, emekçilerin kurtuluşudur!
|