|
Uzlaşmaz Karşıtlık
Karşıtlar ele alındığında çoğu kez, bunların uzlaşır karşıtlık, uzlaşmaz karşıtlık diye ikiye ayrıldığından söz edilir. Antagonist teriminin Türkçe'ye "uzlaşmazlık" olarak çevrilmiş olması, doğal olarak "uzlaşırlık" kavramının, antagonizmin karşıtı olarak kullanılmasına yol açmıştır. Bazı kesimlerin, uzlaşırlık kavramından çelişkinin ortadan kalkmasını anlamaları, Maoizm'in bu konudaki açıklamalarını anlamamalarına ve gereksiz, kaba eleştirilere başvurmalarına neden olmuştur. Karşıtların uzlaşması deyiminden, çelişkinin ortadan kalkmasını anlamanın temelinde, uzlaşmazlık ile çelişmeyi "bir ve aynı" şeyler olarak görme yatmaktadır.
Oysa gerçekte, çelişkiyi ortadan kaldıran ya da karşıtlar arasındaki mücadeleyi tatil eden türden bir uzlaşma söz konusu olamayacağı gibi, böyle bir şey mümkün de değildir. Lenin'in veciz bir biçimde belirttiği gibi "Uzlaşmazlık ile çelişme, asla bir ve aynı değildir". Çelişmenin özel bir anını temsil eden uzlaşmazlık, çelişkinin çözümü için düşmanlık anını, şiddeti, şiddetli vuruşmayı ifade eder. Her çelişmeli süreç içinde kesintisiz bir mücadele hüküm sürerken, şiddet, sürecin her anında görülmeyebilir. Çözümü için şiddete ihtiyaç göstermeyen çelişmeler, antagonist olmayan çelişme olarak adlandırılır. Çelişkinin uzlaşabiliri iğinden söz eden Lenin, Stalin ve Mao'nun belirtmek istedikleri de çelişmeli sürecin böylesi anlarıdır. Çelişmeyi ya da mücadeleyi ortadan kaldıran türden bir "uzlaşırlık" anlayışı için Mao Zedung "Uzlaşır bir çelişki nerede var olmuş ki?" diye sorar. Bu konuyu örneklerle açıklayalım:
Proletarya ile burjuvazi, gerek kapitalist gerekse de sosyalist toplumda mücadele halindedirler. Mücadele her koşul ve ortamda mutlak olmasına rağmen, mücadele biçim ve yöntemleri her koşul ve ortamda bir ve aynı değildir. Değişen ortam ve koşula göre mücadele yöntem ve biçimleri de değişiklik gösterir. Mao Zedung'un verdiği bomba örneğini ele alalım:
"Bir bomba, patlamadan önce, içindeki zıtların belli şartlarda bir arada var oldukları tek bir bütündür." Bu bütünün içinde çelişmeli yönler vardır. Bu yönler sürekli bir mücadele içindedirler. "Ancak yeni bir şart" eklenmediği sürece bu mücadele patlama göstermez. Bu şartın uzun bir süre eklenmediğini düşünelim; bu durumda söz konusu bütün içindeki karşıt yönlerin patlama halinde seyretmeyen mücadelesi sonucu çözülür ve dereceli nitel değişikliği yoluyla, başka bir niteliğe dönüşür ve farklı süreç veya süreçler doğurur, işte bu durum, çelişmeli süreçteki mücadelenin "uzlaşır" biçimde seyretmesidir. Yani çelişki ve mücadelede kesinti meydana gelmemesine rağmen, bütünün içindeki çelişmeli yönlerin gelişimi zorunlu bir düşmanlık düzeyine çıkmadan ve sert çatışmalara dönüşmeden tamamlanmıştır.
Buradan yola çıkarak, "uzlaşır" dediğimiz antagonist olmayan çelişmeyi, karşıt yönlerin diyalektik gelişimlerinin, düşmanlık düzeyine çıkmasına gerek duyulmadan ve sert çatışmalara dönüşmeden tamamlanması olarak tanımlayabiliz Yine bomba örneğine dönelim: "Bir bomba, patlamadan önce, içindeki zıtların belli şartlarda bir arada var oldukları tek bir bütündür. Ancak yeni bir şart, yani tutuşma olduğunda patlama meydana gelir. " Burada yeni bir şartın eklenmesi ile, süreç içindeki çelişmeli yönlerin müdahalesi düşmanlığa vararak, çatışmaya yol açtı ve çelişmeli yönlerin gelişim süreçleri dereceli nitel değişim yoluyla değil de, ani patlamalar yoluyla tamamlanmış oldu.
Bu örneği toplum ve sınıf mücadelesi için de verebiliriz.
Kapitalizmde proletarya ile burjuvazi arasındaki çelişmeler sürekli olarak açık uzlaşmazlık biçiminde belîrmese de, esasta uzlaşmaz çelişmelerdir. Çünkü bu süreç içindeki yönler, gelişimlerini, sert çatışmalara ve düşmanlığa vardırmadan tamamlayamazlar. Ve bir başka sürece, yani sosyalizme doğru nitel dönüşümü gerçekleştiremezler.
Ama sosyalizmde durum daha farklıdır. Burada da proletarya ile burjuvazi yeni koşullarda yeni konumlarıyla vardır. Ancak sosyalist toplumda var olan çelişmeler esasta, "uzlaşır" dediğimiz türdendir. Yani çelişmeli yönlerin gelişimlerini tamamlamaları, mücadelelerini düşmanlık düzeyine ve sert çatışmalara vardırmadan da mümkündür. Bu yüzden "Uzlaşmazlık ile çelişme, asla bir ve aynı değildir" diyen Lenin, sözlerini, "Sosyalizmde birincisi (yani uzlaşmazlık-bn-) ortadan kalkar, ikincisi kalır" diye sürdürür.
Sosyalizmde uzlaşmaz çelişkinin ortadan kalktığını söyleyen Lenin, bununla proletarya ile burjuvazi arasındaki çelişkinin ya da mücadelenin ortadan kalktığını ima dahi etmez. Çünkü "uzlaşır" dediğimiz çelişkilerin içinde de yoğun mücadeleler vardır. Ama sosyalizmde proletaryanın egemenliği, izlenecek doğru siyasetler yoluyla, patlamalara ve şiddete başvurmadan çelişkilerin çözüm olanağını sunabilmektedir. Özellikle geniş halk yığınları arasındaki çelişkiler, halk kesimlerinin birbirine düşmanlık gütmelerine ve birbirlerine karşı şiddete başvurmalarına gerek duyulmadan çözülebilmektedir.
Peki sosyalizmdeki çelişmeler, hiç uzlaşmaz çelişmeye dönüşmezler mi? Lenin'in, "sosyalizmde uzlaşmaz çelişki ortadan kalkar" sözleri mekanik tarzda yorumlanırsa, bu soruya "hayır, dönüşmez" diye yanıt vermek mümkündür. Oysa sosyalizmdeki çelişmeler doğru bir siyasetle ele alınmadığı taktirde, "uzlaşır" çelişkilerin açık uzlaşmazlık halini alması kaçınılmaz olur. Bu konuda Stalin ve Mao'nun sözlerini aktaralım. Stalin, "Çelişkiler vardır ve kuşkusuz olacaktır... Eğer yönetici kurumlar doğru bir siyaset uygularlarsa, bu çelişkiler, uzlaşmaz çelişkiler halinde soysuzlaşmazlar ve üretim ilişkileri ile toplumun üretici güçleri arasında bir çatışmaya varmazlar. Yaroşenko yoldaşın önerdiği gibi yanlış bir siyaset izlersek, durum bambaşka olur. O zaman bir çatışma kaçınılmaz olur" der, böylece sosyalizmde çelişkilerin çözümü için iradenin oynadığı rolü dile getirir.
Mao Zedung'da, "Olağan koşullarda, halk içindeki çelişmeler uzlaşmaz çelişmeler değildir. Ama bunlar doğru bir biçimde ele alınmazsa ya da uyanıklığımızı gevşetir ve tetikte olmazsak, uzlaşmazlık doğabilir." der ve devam eder; "Sosyalist toplumdaki çelişmeler, eski toplumlardaki, örneğin kapitalist toplumdaki çelişmelerden temelden farklıdır. Kapitalist toplumda çelişmeler, keskin sınıf mücadelesinde, keskin uzlaşmazlıklar ve çatışmalarda ifadesini bulur; bunlar, kapitalist sistemin kendisi tarafından çözülemez; yalnızca sosyalist devrimle çözülebilirler. Sosyalist toplumdaki çelişmeler ise tamamen farklıdır, bunlar tam tersine uzlaşmaz değildir ve sosyalist sistemin kendisi tarafından sürekli olarak çözülebilir."
Görüldüğü gibi, Stalin'de, Mao'da, sosyalist toplumda iradenin, yani izlenecek siyasetin önemine değinirler. Sürecin içinde bulunan taraflardan birinin iradesini kötü yönde kullanması, çatışma doğurur.
Daha önce değindiğimiz konularda olduğu gibi, bu konuda da revizyonizmin cahilane eleştirilerini görebilmekteyiz Özgürlük. Dünyası, bu konudaki hararetli saldırılarından birinde şunları yazabilmektedir: "O (Mao Zedung), iradeyle uzlaşmaz karşıtlığın "uzlaşabilir" hale getirilebileceğini savunmakla, örneğin Çin'de doğru ele alınırsa burjuvazi ile proletarya arasındaki uzlaşmaz çelişmenin "uzlaşabilir" çelişmeye dönüştürülebileceği düşüncesiyle bir yandan idealizme, diğer yandan da çelişmeye yaklaşımda yanlışa düşmektedir." Demek ki Mao, işe iradeyi karıştırdığı için bunlara göre "idealizme düşmektedir"! Öyleyse "Eğer yönetici kurumlar doğru bir siyaset uygularlarsa, bu çelişkiler, uzlaşmaz çelişkiler halinde soysuzlaşmazlar." diyen Stalin'de, Hoca'nın müritlerine göre bir yandan idealizme diğer yandan da yanlışa düşmektedir!! Çünkü Stalin'de, iradi bir tasarruf olan siyaseti, yani iradeyi işin içine karıştırmakta ve iradenin yanlış yönde kullanılması ile uzlaşır çelişkilerin uzlaşmaz hale gelebileceğinden söz ediyor. Yine G.A.'nın derlediği "Mao Zedung Düşüncesi ve Çin Devrimi Üzerine Eleştiriler" adlı kitapta, "Mao, her çelişkinin birbirini karşılıklı olarak dıştalayan karşıtlardan, yani uzlaşmaz karşıtlardan oluştuğunu reddetmektedir biri diğerini inkar edeceğinden karşıtların uzlaşmaları mümkün değildir. Çelişkiden bahsedildiğinde uzlaşmaz karşıtlardan bahsediliyor demektir ve bu nedenle uzlaşmaz çelişkilerin yanı sıra bir de uzlaşabilir çelişkilerden bahsetmek çelişkinin nesnelliğini reddetmek demektir."
Oysa Lenin, "Uzlaşmazlık ile çelişme, asla bir ve aynı değildir." demişti. Hocacılar ise, "Çelişkiden bahsedildiğinde uzlaşmaz karşıtlardan bahsediliyor demektir" diyerek, Lenin'in yanlışını düzeltiyorlar!! ve O'nu, "çelişkinin nesnelliğini reddetmek" le suçluyorlar!! Bunlara göre, uzlaşmazlık ile çelişki bir ve aynıdır.
Açık ki, Marksizm-Leninizm'e saldırılmadan, Maoizm’e saldırmak mümkün değildir. Maoizm’e yönelen tüm saldırılar, kabul edilse de edilmese de aynı zamanda Marks'a, Engels'e, Lenin'e, Stalin'e yöneltilmiş saldırılardır. Sınıf mücadelesinin boyutlanması, çokbilmiş, çok keskin sahte Stalincileri getirip egemenlerin avlusuna bırakabilmektedir. Sağcılığın, reformizmle parlamentarizmin bu kesime musallat olmasının ideolojik kökenleri ve nedenleri vardır. Yaşamın ve mücadelenin en temel konuları hakkında dahi, metafiziksel ve idealist yaklaşımdan kopamayanların devrim sevdaları geçici olmak zorundadır.
Bugün, her zamankinden çok güçlü bir biçimde, Maoizm'in bilimsel tezleri, siyasete ilişkin sorunlara yanıt olmaktadır.
PARTİZAN SESİ SAYI-23
|