Ekonomi-Politik Nedir (5)

GENEL OLARAK META

Kapitalizmin tahliline bizde Marks gibi Meta'dan başlayacağız. Zira meta, kapitalizmin en küçük zerreciğidir ve meta bir anlamda kapitalizmin kendisi demektir. Kapitalist toplumda; her şey meta şeklini alır. İnsanlar arası ilişkileri, metalar arası ilişkilerin biçimi belirler. Metayı bu anlamda tanımak, kapitalizmi tanımak demektir.

O halde kısaca meta nedir? Meta; kişisel tüketime değil de pazarda değişim için ayrılan ürüne denir. Dikkat edileceği gibi, üretilen her mal ya da ürün, işlenen her hammadde meta değildir. Meta özelliğine erişebilmesi için, o ürünün pazarda değişim için üretilmesi gereklidir.
Meta ekonomisi de; pazara yönelik bu üretimin, her biri uzmanlaşmış, farklı kişilerce yapılmasıdır.

Bu tanımlamadan çıkaracağımız farklı konular var.

İlki pazara yönelik olması iken, diğerleri ise, uzmanlaşmış ye farklı kişilerce üretimin yapılmasıdır. Örneğin ayakkabı bir metadır. Fakat bu metanın üretiminde uzmanlaşmış, her biri birbirinden bağımsız (yani habersiz, yoksa metanın buluşması bakımından birbirine bağlı) belki de milyonlarca kişi rol alır. Ayakkabının ipini, köselesini, derisini, yapıştırıcısını vs. hep farklı kişiler üretir. Burada ip, kösele vs. pazara sunulmak bakımından metadırlar. Daha da derinleştirirsek, birer meta olan ipin ya da köselenin üretiminde dahi farklı, uzmanlaşmış kişiler yer alırlar. Pamuk üreticisinden tutunda, dağdaki çobanın birleştiği yer oluyor ayakkabı. Birbirini tanımayan bu farklı uzman kişiler, (çoban, çiftçi, rafineri işçisi, kamyon şoförü vs.) bir meta olan ayakkabıda emekleri ile buluşuyorlar.

Meta üretimi kavramını her ne kadar kapitalist üretim ile ilişkileri (kapitalist toplum) kapsamında işliyorsak da, bu daha önce olmadı anlamını taşımaz. Aksine değişimin, toplumsal iş bölümünün ilk yaşandığı ilkel topluluğun son evresine kadar uzanır geçmişi. Daha da gelişerek köleci ve feodal toplumlarda da meta ekonomisi yaşanmıştır. Fakat bu üç toplumsal oluşumda da hâkim olan doğal ekonomidir. Meta ekonomisi ikincil plandadır. Doğal ekonomide ürünler esas olarak başından sonuna kadar aynı üretici tarafından ve kendi geçimini sağlamak için üretilirdi Ancak fazla ürünler değiştirilirdi. Fakat bu yön (yani fazla ürünün değiştirilmesi) tali plandaydı.

Aynı yapıda, ekonomik birimler kümesinden oluşan doğal ekonominin içe kapalı (kendine üretim) bir özellik taşıyordu. Bu durum değişimin (dolayısı ile pazar için üretimin) gelişmesini engelliyordu. Kapitalist üretim ilişkileri; ancak bu kapalı ekonominin değişim sayesinde parçalanması ile hâkim hale gelmiştir.

Emek-gücünün de giderek meta haline gelmesi kapitalist üretim ilişkilerini evrensel ve hâkim duruma getirmiştir.

Kapitalist üretim ilişkilerinde meta üretimi hâkim, ağır basan yöndür. İnsanlar arası ilişkiler, meta ilişkileri olarak kendini gösterir. Öyle ki; kapitalizmde temel sınıflar olan burjuvazi ve proletarya arasındaki ilişkiler, yine meta ilişkisidir. Burjuvazinin proleteryayı sömürmesi dahi metalar aracılığı ile olur. Örneğin işçi, burjuvaziye özel bir meta olan emek-gücünü satarken, burjuvazide işçiye bunun karşılığında ürettiği metaları satın alabilmesi ve tekrar çalışabilmesi için belirli bir ücret verir. Kapitalist|er arası ilişkiyi de yine metalar arası ilişkinin biçimi belirtiyor. Örneğin bir elbise üreten kapitalistin, kumaş üreten ve bunu meta olarak pazarda satan kapitalistle, bu kapitalistinde kumaş üretmek için, yün ya da pamuk üreticisine gidip melasını (yün, pamuk) alması, yün ya da pamuk üreticisinin elbise üreticisinden elbiseyi satın alması vb. Görüldüğü gibi, yün üreticisi ile elbise üreticisi arasındaki ilişkiyi sağlayan meta üretimidir.

META ÜRETİMİNİN ORTAYA ÇIKIŞ KOŞULLARI

Kapitalist üretim ilişkilerini anlamamızda en önemli basamaklardan biriside meta ekonomisinin doğuş koşullarıdır.

Meta üretiminin doğuşunu ve sürekliliğini sağlayan başlıca iki koşul vardır.

Bunlardan ilki; toplumsal işbölümüdür. Yani toplumun ihtiyacına yönelik üretimin, çeşitli bireyler ya da gruplar arasında bölünmesidir. Birileri ayakkabı üretirken, bir başkası pamuk, bir başkası orak-çekiç, diğeri makina, öteki demir vb. üretir. Bu üreticilerin hepside şu veya bu şekilde birbirlerine ihtiyaç duyarlar ve ilişkiye geçerler. Ayakkabıcının yün, pamuk, makineye, makina üreticisinin demire, çiftçinin orağa, orak üreticisinin ayakkabı ve tahıla ihtiyacı vardır. Her bir üretici bunların hepsini üretmektense, sadece birisi üzerine yoğunlaşır ve diğer ihtiyaçlarını kendi ürününü fazladan üreterek gidermeye çalışır. Ayakkabı, orak-çekiç, pamuk, yün, et, peynir, makina ve demiri tek tek üretmektense, bunlardan birini (örneğin ayakkabı) üretir, bu dalda uzmanlaşır ve bu ürünü fazladan üreterek, diğer ürünleri üreten kişilerle, ürünleri karşılığında değişir. Böylece ihtiyaçlarını karşılar.

Görüleceği gibi, birbirinden bağımsız milyonlarca kişi, emeklerinin sonuçlarını değiştirerek dev bir ortaklık kurarlar.

Tarihte ilk toplumsal işbölümü, ilkel kominal toplumun sonlarına doğru, tarım ile hayvancılığın ayrışması ile yaşanmıştı. Yani meta ekonomisi ta o zamanda doğmuştu. O zamanın meta ilişkisi bireyler arasında değildi. Gelişmemişti, dar ve kısırdı. Daha çok topluluklar, klanlar, kabileler arası bir değişim ilişkisi idi. Örneğin çoban kabilesi ve tarım kabilesi olarak ayırım vardı. Her ne kadar bu iki kabile ihtiyaçlarını kendileri karşılıyorlarsa da, yine de fazla ürünlerini değiştiriyorlardı. Bu ilişkinin gelişmesi ile Tarihte ikinci büyük toplumsal işbölümü, zanaatçılığın tarımdan ayrışmasıyla yaşanmıştır. Köleci toplumun ilk evresine rastlayan bu işbölümü meta ilişkisini daha da geliştirdi. Bunu, daha sonradan ticaretin ortaya çıkması takip etti. Böylece tarım, hayvancılık, zanaatçılık ve ticaretle ilgilenen ayrı ayrı kişiler, gruplar oluştu. Doğal olarak da bu kişiler, gruplar arasında, emeklerinin sonucunu (ürünlerini) değişme gündeme geldi ki ticaretin doğuşu da bu değişim ilişkisinin gelişmesinde yatıyor. İşbölümünün bu gelişimi, doğal olarak değişimi, bu da meta ekonomisini geliştirdi. Bu gelişim seyri, görüleceği gibi ilkin kabileler arası değişim iken, toplulukta daha küçük gruplar ve giderek daha da çok bireyler arası değişime kadar inmiştir. Yani işbölümü ne kadar küçük parçalara bölündüyse (en son birey ve hatta bireyde bir metanın ancak bir parçasını, bölümünü üretir, oluşturur) meta üretimi de o oranda gelişti.

Toplumsal işbölümü, meta üretiminin koşullarından ancak birisidir. Tek başına bir anlam taşımaz, meta üretiminin diğer önemli koşuluda, üretim araçları sahiplerinin farklı kişiler olmasıdır. Yani üretim aracının sahibi olması gerekiyor. Örneğin köylü, ürünün ancak tarla kendisininse sahibidir. Fakat tarla kendisinin değilse, (tüm köylülerin ya da devletinse) ürettiği ürünü de satamaz. Bunun yanında üretmediğinden, bir başka kapitalistin müşterisi de olamaz. Örneklendirelim; berber lokantacının müşterisidir. Lokantacıda berberin. Lokantacı aynı zamanda tabak üreten bir atölyenin de müşterisidir. O atölyenin çalışanları da lokantanın müşterisidir. Tüm bu kişilerin görüldüğü gibi farklı işleri var ve ihtiyaçlarını karşılamak için bir işbölümüne gitmişlerdir. Fakat burada meta üretiminin yaşanabilmesi için bu kişilerin o işletmelere sahip olmaları gerekiyor. Şayet sahibi değil de sadece çalışanları iseler (mesela o işletmeler devletinse) işbölümü olmasına rağmen meta üretimi yoktur. Var olan bir üretim (ürün)dür. Fakat değişim amacıyla değil, bir ihtiyacı (kullanım değeri) karşılamak üzere konumlanmıştır. Bu soyut değerlendirmeyi daha da somutlarsak, ilkel kominal toplumu anımsayabiliriz. Orda herkes çalışır ve bir ürün elde ederdi. Fakat bu ürünlerini satamazlar, hep birlikte tüketmek zorunda kalırlardı. Zira topraklar veya aletler özel kişilerin değil tüm topluluğundu. Ancak meta ilişkisi, bir başka topluluğa ürün verildiğinde ve alındığında yaşanırdı.

Sonuç olarak; meta üretiminin yaşanabilmesi için temel iki koşul, toplumsal işbölümü ve üretim araçlarına farklı kişilerin sahip olmasıdır. Ancak bu ikisi bir arada bulunursa meta üretimi gerçekleşebilir ve yaşayabilir.

BASİT META ÜRETİMİ VE KAPİTALİST META ÜRETİMİ

Kapitalist üretim ilişkilerini tanımamızdaki diğer kıstaslardan biriside, basit meta üretiminin tanımlamasını yapmamızdır.

Buraya kadar yaptığımız anlatımlarımızdan da görüleceği üzere, meta üretimi işbölümünün doğduğu (tarım ve hayvancılığın ayrışması ile toplumsal işbölümü) ilkel kominal toplulukta dahi yaşanmıştır. Fakat niteliği nedir ve günümüz kapitalist meta üretiminden farklılığı nedir? Bu ayrıştırma özellikle ülkemiz açısından önemlidir. Zira ülkemiz ekonomisini incelediğimizde ele aldığımız kıstaslardan biridir. Basit meta üretiminin özelliği, üreticisinin kişisel emeğini kullanması (bizzat kendisinin çalışması) başkalarını sömürmemeleri, kendilerinin çalışıp üretmesidir. Zanaatçılar ve köylüler bunun en güzel örnekleridir. Buradaki üretici, yalnızca kendi kişisel tüketimi için değil pazar içinde (değişim amacıyla) üretir. Küçük çapta üretim araçlarına sahiptir ve ancak kendisine yeterlidir.

Basit meta üretimi; çifte niteliğe sahiptir. Şir yandan küçükte olsa bir üretim aracına sahip olunması, yani özel mülkiyetin olması ki bu haliyle kapitalisttir üretici diğer yandan da, bizzat kendisinin çalışması yönüyle de emekçidir. Proletere yakındır. Fakat proleter değildir. Zira proleter; kendine ait üretim aracı olmayan, emek gücünden başka bir şeyi olmayan kişidir. Oysa basit meta üreticisinin her ne kadar kendisi çalışıyor olsa da, üretim araçlarına sahip olması, onu emekçiler sınıfına soksa da, proleter olmaktan uzaklaştırır.

Kapitalist meta üretimi, basit meta üretiminin üzerinden gelişmiştir. Her ikisinin koşulu, toplumsal işbölümü ve üretim araçları sahiplerinin farklı kişiler elmasıyken; kapitalist meta’ ı ayrıştıran bir özellik daha vardır ki, o da, üretim, üretim araçları sahibinin kişisel emeği üzerinde değil, ücretli emeğin üretim araçları sahipleri tarafından sömürülmesi üzerine kurulmuş olmasıdır.

Kapitalist meta üretiminde; kapitalist kendisi çalışmaz, üretimde bulunmaz. O üretimi yapan, emek-gücünü satın alır.

Buradan da görüldüğü gibi, kapitalist meta üretiminin ayırt edici özelliği, emek-gücünün metaya dönüşmesidir. Bunun dışındaki tüm koşullar (özel mülkiyet, işbölümü) daha önceden de vardı (ilkel komünal topluluğun dağılışı). Emek-gücünün meta’ ya dönüşmesi ise feodal toplumun dağılma dönemine rastlar. Emek-gücünün metaya dönüşmesiyledir ki, meta üretimi evrensel bir hal alır ve esası oluşturur.

PARTİZAN SESİ SAYI-09

 

www.demokratikgenclikhareketi.org | Demokratik Gençlik Hareketi Resmi İnternet Sitesi