|
META'NIN KULLANIM DEĞERİ VE DEĞİŞİM DEĞERİ
Meta insanın ihtiyacını karşılayan bir şeydir. Kişisel tüketim için değil, pazarda satış için, değişim amacıyla üretilir.
Meta'da birbiriyle çelişik iki yön vardır. Kullanım değeri ve değer.
Meta' nın, insanın herhangi bir ihtiyacını, gereksinimini karşılaması, onun kullanım değeridir. Örneğin; ayakkabı, elbise, buğday, kitap vs. bir ihtiyaç karşılanması için üretilir ve kullanılır.
Meta' nın bir kullanım değeri Alabileceği gibi, bir çok kullanım değeri de olabilir. Örneğin; ağaç, yakacak olarak kullanıldığı gibi, kereste, enerji kaynağı, kağıt üretimi vs. içinde kullanılır.
Meta' nın kullanım değeri, toplumun gelişip, ilerlemesiyle değişebilir. Örneğin; ilkin sopa olarak kullanılan ağaç, sonraları kereste ve giderek kağıt hammaddesi olarak kullanılır olmuştur. Petrol, bir zamanlar insanların tarlalarını daraltan bataklık iken, tekniğin gelişmesiyle enerji kaynağı olmuştur.
Meta ekonomisinde, farklı kullanım değerine sahip metalar, birbirleriyle belirli nicel oranlarda, sürekli değişirler. Bir kilo çay, yirmi yumurta, dört metre bez pazarda birbiriyle değişilirler. Her birinin de kullanım değeri, nicel olarak oranları farklı olan, farklı metalardır. Bu farklı metaları (yumurta, çay, bez vs.) belirli oranlarda, (bir kilo, yirmi adet, dört metre) pazarda eşit kılan ve değişimi sağlayan (çaycı ile yumurtacının ve bezcinin metalarını birbirlerine vermeleri) etmen nedir?
Bu soruya iki türlü cevap verilir; Birisi burjuvazinin verdiği cevap diğeri de proletaryanın.
Burjuvazi, metanın değişim değeri elde edebilmesi için, yararlı arz ve talep konusu az veya çok olması gibi özelliklerinin bulunduğunu söyler ve böyle açıklar.
Oysa proletaryanın bu soruya cevabı; "emek" şeklindedir. Evet, metanın yararlılık oranı, az veya çokluğu, arz ve talep konusu olması gibi özellikleri vardır. Fakat metanın değişik ve belirli oranlarda pazara eşitlenmesini sağlayan esas yön, o metanın üzerindeki emektir.
Örneğin havanın ve suyun kullanım değeri (yararlılığı) oldukça fazladır. Fakat pazarda bir değişim değeri (değer) yoktur.
Elmasın fazlaca bir kullanım değeri yok iken, değeri oldukça fazladır.
Arz ve talepte de durum aynısıdır. İlk bakışta değeri belirleyen gibi gözükse de, böyle değildir. Gerçi metanın fiyatı üzerinde büyük etkide bulunur. Fakat bu etki metanın, fiyatının değerinden uzaklaşması şeklinde olur. Uzun vadede fiyatla değer yeniden eşitlenir. Örneğin ayakkabıya talep fazla iken (ve arz da az ise ) bu metanın fiyatı gerçek değerinden (diyelim ki yüz bin lira) uzaklaşır (yüz elli bin olur). Fakat uzun vadede ayakkabı tekrar gerçek değerine geri döner. Örneğin bir sonraki sene ayakkabı üretimi artar veya talep azalır ve böylece fiyatı tekrar aşağı düşer. Tüm bunlar bir yana, kapitalist işleyişte, bu denge bir türlü oturtulamaz. Arz ve talebin değer üzerinde belirleyici olmadığını iki meta ya karşı arz ve talebin eşitlenmesi durumunu örnek verebiliriz. Ayakkabıda arz ve talep eşit olduğu durumda, kuşkusuz ayakkabının değeri çok daha yüksek olur.
Bir metanın azlığı veya çokluğu da değeri üzerinde belirleyici değil, etkileyicidir.
Bir metanın değerini belirleyen emektir. Havanın bir değişim değeri yoktur. Çünkü o bir emek ürünü değildir. Elmasın değişim değeri buğdaya oranla yüksektir. Çünkü elmasa harcanan emek çok daha fazladır. Ayakkabı defterden değerlidir çünkü ayakkabıda billurlaşan (maddileşen) emek çok daha fazladır.
Bütün metalar, insan emeğinin ürünüdür. Her metada belirli oranda emek maddileştiği için, birbirleriyle değişilirler ve bu değişimin oranını (yirmi yumurtanın bir metre beze eşitlenmesi) belirleyende o metadaki emek oranıdır. Bir metre bezde maddileşen emek, bir yumurtaya harcanan emekten yirmi kat daha fazladır. Bu iki metanın pazarda değişebilmesi için, bir metre bezin, yirmi yumurta olması gerekir.
Bir metre beze yüz birim emek harcanmıştır, (siz burada yüz emekçinin çiftçi, boyacı ve boyayı üreten petrol işçisi, taşıyıcı, ipliği ören işçi, o ipi bez yapan işçi, manifaturacı vs. toplam olarak harcadığı zaman deyin) bir yumurtaya da beş birim emek harcanmıştır. Beş birim elbette ki yüz birime eşit değildir. Bu iki meta üreticisinin, metalarını değişebilmesi için, yumurtanın yüz birim emeklik yumurta yani, (20X5-100) yirmi yumurta vermesi gerekiyor.
Yukarıdaki örnekten çıkarılması gereken diğer bir noktada, metanın değerini belirleyen metada maddileşen emeğin toplumsal oluşudur. Yani çeşitli emekçilerin emeğinin bir ürünüdür o meta ve elbet tüm bu emekçilerin emeğinin toplamıdır değeri. Birimlerle hesaplarsak. Meta' nın kullanım değeri somuttur. Bir ihtiyacı karşıladığından gözle görülür, hissedilir. Oysa değeri soyuttur. Değişim değeri toplumsal bir kategori olduğundan gözle görülmez, hissedilmez. Fakat pazarda bir başka meta ile kıyaslandığında, bu değer ortaya çıkar. Örneğin kalem kullanılan bir metadır ve bu kullanım bir ihtiyacı karşıladığından somuttur. Oysa değişim değeri, o kalem bir kişi tarafından kullanıldıkça ortaya çıkmaz, hissedilmez. Değerinin (değişim) ortaya çıkması için bir başka insanın herhangi bir metasıyla kıyaslanması, değiştirilmesi gerekir. Bir kitap, çakmak yada otuz birim emek şeklinde kendini gösterir.
Kullanım değeri her zaman vardı ve var olacak. Oysa Değer, geçici, tarihsel bir olgudur. Meta ekonomisinin doğduğu durumda ortaya çıktı ve meta ekonomisinin bittiği yerde de son bulacak.
Metalar nitel olarak farklı olsalar da, (buğday, kalem, sandalye vb.) hepsi emek ürünü olduklarından özdeştirler.
Kullanım değeri olarak metalar tüketilir, değişim değeri olarak satışa ayrılırlar. Meta üreticisini de ilgilendiren, satışıdır. Yani, değişim değeridir. Tabi o metanın değişim konusu olabilmesi için, kullanım değerinin olması gerekiyor.
Metanın kullanım değerini yaratan SOMUT EMEKTİR. Metanın değerini ise SOYUT EMEK yaratır.
SOMUT EMEK, akla uygun, belirli bir amaçla yararlı bir biçimde harcanmış olan emektir. Çiftçinin ya da kunduracının emeği gibi, buğday ya da ayakkabı gibi somut bir üründür.
Somut emek her zaman vardı ve her zaman var olacak. Fakat soyut emek tarihsel, toplumsal bir olgudur. Her zaman yoktu ve gelecekte de ortadan kalkacak bir olgu. Zira meta ekonomisine bağlıdır.
Örneğin kunduracı ayakkabıyı kendisi için üretirse, bu somut emektir. Ayakkabı içinde maddileşen emek bir başka meta ile değişime girmedikçe somut emek ortaya çıkmaz.
Her birey, bir metanın üretimine şu ve ya bu biçimde katılır. Örneğin bir kitap için, orman içerisinden tutalım da, petrol üreticisinden, kimyasal ürünler işçisine, şoföründen yazarına, dizgicisine varana kadar milyonlarca emek kullanılır. Buradaki emeğin hepsi toplumsal emektir. Fakat sadece bir yazarın emeğini göz önünde bulundurduğumuzda bu özel bir emektir.
Bir metanın değerinin büyüklüğü de, içerdiği emeğin büyüklüğüyle ölçülür. Bu emek toplumsal emektir. Yani o metada farklı kesimlerden üreticilerin emeği vardır ve tüm bu emeklerin toplamı metanın değerini belirler.
Bir metanın üretimi için, farklı ve belirli oranlarda emek gerekir. Bu gerekli emek-zamanıdır ve bu gerekli emek-zaman kavramı diğer metalardan da ayrı ele alınıp ölçülemez. Bu nedenle gerekli emek-zamanı devamlı değişir. Örneğin tekniğin gelişmesi halinde toplumsal olarak bir metanın üretimi için gerekli emek-zamanı sekiz birim ise; bu daha aşağılara (yedi, altı-beş...) düşer. Görüldüğü gibi, örneğin bir ayakkabı için gerekli emek-zamanı, bir meta olan makineye yada çiftçinin üretkenliğinin artmasına bağlıdır.
Emek üretkenliğinin artması, tekniğin, bilginin, tecrübenin verdiği bir sonuçtur. Bu o metanın aynı birim ölçüleri içerisinde değerinin düşmesi anlamına da gelir. Emek üretkenliği azalırsa o metanında değeri artar. Zira üzerindeki emek miktarı azalacaktır.
Ayakkabı örneğinden devam edelim. Tekniğin, bilginin gelişmesiyle bir deri ya da kösele üretimi kolaylaşır ve bunlara yoğunlaşacak olan emek azalır. En azından on işçi yerine iki işçi çalışır. Burada dikkat edilmesi gereken şey, emek yoğunluğu ile emek üretkenliğinin ayırt edilmesidir. Zira emek üretkenliği arttığında, her ne kadar metanın değeri düşse de, (oradaki emek oranı düştüğünden), sömürülen emek şiddetlenir. Yani artık on işçinin emeğinin değil de iki işçinin emeğinin ürünü olsa da ayakkabı, oradaki emek sömürü oranı artmıştır. İki işçiden elde edilen emek birimi artmıştır. Ya da şöyle diyelim: Tekniğin gelişmesi durumunda on işçide çalışıyor olsaydı, emek yoğunluğu artmış olacaktı. Zira daha seri daha üretken çalışan işçiler daha fazla birim emek harcamış olacaklardır. Burada değişen şey toplumsal olarak o metadaki toplumsal emeğin düşmesidir. Yani yüz emekçi yerine artık o meta’ı tekniğin yardımıyla iki emekçi üretebilmektedir. Dolayısıyla değeri (üzerindeki emek azaldığından) düşer.
PARTİZAN SESİ SAYI-10
|