|
Ankara Üniversitesi - TADAL Grevi Katılımcılarıyla Röportaj NOT: Bu röportaj, TADAL Grevinin zaferle sonuçlanmasından bir gün önce grevci işçilerle yapılmıştır. ANKARA (16.10.2008) - Küresel kapitalizmin modern dünyasında emek içi örgütlenmeyi engelleyen ancak emek sömürüsünü artıran taşeron firmalar, bu kez sömürüye dur demek için sendikal mücadele başlatan işçilerle karşı karşıya geldi.
TADAL taşeron firması, kendi çalışanlarının tazminat talebinde bulunmalarını önlemek amacıyla sık sık işten çıkarmalara başvuruyor ve işçileri bu şekilde kötü çalışma koşullarına mahkum ediyordu. 2008 - 2009 eğitim-öğretim yılının başladığı ilk hafta, kendi talepleriyle haklarını aramak isteyen işçiler, Ankara Üniversitesi öğrencilerinden mücadelelerine destek istemişlerdi.
Maaşlarını 2 ayı aşkın süredir alamayan yemekhane işçileri, talepleri kabul edilene kadar “İşçi gençlik el ele mücadeleye” sloganı etrafında öğrencilerle birleşerek bir boykot başlattılar. İşçilerden, öğrencilerden, sendika temsilcilerinden ve öğretim elemanlarından oluşturulan “Ankara Üniversitesi Öğrencileri Meclisi”nden çıkan karar sonucunda, öğrenciler, işçilerin grevini etkin bir yemekhane boykotuyla destekleme kararı aldılar. Aralarında sendika kelimesini ilk defa duyan işçilerle; emeklerinin karşılığını alma mücadelesinde nasıl bir deneyime sahip olduklarını, şimdiye kadar boykotun nasıl bir sonuç verdiğini ve bundan sonra da boykotun nasıl bir seyir izleyeceğini konuştuk. “Ezilen Biz Olmayalım” Kızılcahamam’dan (90km’lik yol) Ankara Üniversitesi’ne çalışmak içi gelen Nuray Savcı, paralarını alamadıkları gibi oradan oraya sürüldüklerini anlatarak başlıyor söze. Bundan sonra da kendilerini dağıtmaya devam edeceklerini belirten Savcı, “Ama biz buna bir yumruk gibi cevap vermeyi öğrendik patronlarımıza. Birleşip cevap vermeliyiz ki bizi oradan oraya sürmesinler, ezilen biz olmayalım, işçi, emekçi ezilen olmasın. Bu aşçı başı olsun, tabakçı olsun, garson olsun ya da aşçı yardımcısı olsun, ezilen olmayalım” diyor. Rektörlük tarafından işten atılan arkadaşlarının işe yeniden başlama kararı alındığını ancak Ankara Üniversitesi Meclisi’nden çıkacak kararla işten çıkartılan 80 arkadaşının işe geri alınacağını ifade eden Savcı, “Ankara üniversitesi meclisinden karar çıkarsa çalışmaya başlayacağız karar çıkmasa boykot devam edeceğiz” dedi. “İlk Başlarda Cesaretim Yoktu” 48 yaşındaki Cemal Katıkçı, 5 senedir Tadal firmasına bağlı olarak Ankara Üniversitesi’nde yemek sektöründe çalışıyor. Şu ana kadar 3 firma geldiğini her firmanın ayrı yıllık sözleşmesinin olduğunu söyleyen Katıkçı, “En son TADAL isimli firma geldi taşeron firma, 3 yıldır da bu firmada çalışıyoruz. Bu firmanın da 11. ayın 15'inde ihalesi var ve ihalesi bitmek üzere duyduğumuz kadarıyla. Bitip gideceği için yeni bir müdür atadılar buraya. Bu müdürde eski işçilerin tazminatının kabarık olduğunu göz önüne alarak yani böyle bir şeyden yola çıkarak tazminatlarını vermeden iş haklarını fes edeyim diye düşünmüş . Resmi olarak 6 kişiyi işten attılar, sırada 40 kişi vardı, 40 kişinin de kendisi de sözlü ve yazılı millete duyurmuştu. 'Bir tane eski personel bırakmayacağım hepsini çıkartacağım yeni personel getireceğim' dedi diye biz de bu işten çıkarılan 6 kişi için avukata danıştık, şirketi mahkemeye verdik. Biz nasıl yaparız da bu işçileri kurtarırız, işten çıkmalarını engelleriz diye kendi aramızda hesap yaptık 5 kişilik bir komite oluşturduk bir karar çıkarttık ve kendi aramızda dedik ki öğrenciler ve personeller arasında destekleyerek bir eylem başlatırsak bu eylem başarıyla sonuçlanırsa bu geriye kalan arkadaşların işten çıkmasını durdururuz diye düşündük. Bayramdan iki önce Perşembe günü eylemi başlattık. Eylemi başlattığımız gün iki aylık maaşımız içerdeydi maaş alamamıştık. Eylemin birinci gününden sonra ses getirdik biz, maaşların biri alelacele ödendi. Yani bize denilen şuydu; 'Paramız yok maaşları bayramdan sonra halledelim, paramız yok halledemedik, çekemedik' hesabını yaptılar. Ama o günkü eylem ses getirdiği için maaşların bir tanesini hemen hallettiler. Şimdi bu aşamada eylem çok güzel gidiyor çok başarılı gidiyor. Rektörlükten ve iş verenden sıcak temaslarda bulunuyoruz, işte gelin görüşelim diye. Bizim muhatabımız rektörlük olduğu için iş vereni pek muhatap almıyoruz” dedi. İlk başlarda eylemlerini başlatma konusunda cesaret bulamadığını aktaran Katıkçı, işçi ve öğrencilerin birleşmesi sonucunda ancak başarıya ulaşabilecekleri konusunda kanaat getirdiğini açıklıyor. Katıkçı, işten atılan arkadaşların tekrar işe alınması, tüm sosyal haklarının ödenmesi, geriye dönük ara borçlarının kapatılması, sigorta ve sözleşme gibi konularda sonuç alana kadar eyleme devam edeceklerini belirtti. “Öğrenciler Bize Tam Destek Verdi” 2003’ten bu yana Ankara üniversitesinde çalışan Selami Koç, firma tarafından ikna edilmeye çalışılmasına rağmen bazı hakların geri verilmesi için mücadele etme kararı aldığını aktarıyor bizlere. Öğrencilerin fazlasıyla verdiği destekten ötürü “Bu işçilerin bir arada olmasının tek sebebi öğrenci arkadaşlarının yanımız da olması. Öğrenciler bize tam destek verdiklerini kanıtladılar. Başarılı olabilirsek eğer bunlardan başlıca nedenlerinden birisi de öğrenciler. Sendika işi bundan sonra ön plana çıkıyor. Sendikaya ben en önde gidip imza atabilirim” şeklinde düşüncelere sahip olduğunu belirtti. Bir başka işçi Fikret Güngörmüş ve Ali Yener ise “Bundan sonra hep birlik ve beraberliğimizi korumak ve sendikaya üye olmak ve bir de çok kısa konuşacağım, öz konuşacağım bütün öğrenci arkadaşların veteriner olsun, tıp cebeci olsun, fen olsun bütün bütün öğrenci arkadaşlara teşekkür ediyorum” dedi. Öğrenci desteği ve arkalarında duran sendika aracılığıyla başarıya ulaşmaya az kaldığını söyleyen Mustafa Balaban, “Şu anda taleplerimiz kesinlikle değişmedi. Şu anki durumdan çok çok daha ileride olacağımızı düşünüyorum. Ben artık ilk etapta inanmıyordum ama şu anda içtenlikle inanıyorum” şeklinde konuştu. |