DÜNYA HALKLARI DİRENİŞ HAREKETİNİ İNŞA EDELİM!

Ön Açıklama: Dünya Halkları Direniş Hareketi (DHDH) Geçici Örgütlenme Komitesi'nin bir temsilcisiyle yaptığımız röportajı aynen yayınlıyoruz.

Özgür Düşün  (ÖD):  DHDH neyi amaçlıyor? Bileşenleri ve faaliyetleri hakkında bilgi verebilir misiniz?

DHDH: Öncelikle Dünya Halkları Direniş Hareketi adına, sizleri ve derginiz Özgür Düşün şahsında tüm Türkiye ve Türkiye Kürdistanı halk gençliğini enternasyonal dayanışma ruhuyla selamlıyoruz.

Dünya Halkları Direniş Hareketi, her zaman ifade ettiğimiz gibi, yerkürenin dört bir yöresindeki mücadelelerin birleşerek heybetli bir sel yatağı içinde akabilmesine yardımcı olmak üzere kurulmuştur. DHDH, tüm dünya halklarını köleleştirme, azami sömürü ve kar temelinde dünya halklarına baskı zulüm, talan, yağma ve terör cenderesinde açlık, sefalet ve adaletsizlikler batağında teslimiyeti dayatan, varlık koşulu bu vahşi gerçekliği olan emperyalist dünya sisteminde; halkların her türlü baskı ve zulme karşı isyan ve direnişlerini birleştirmek; yani dünya halkları karşısında bu sistemi ayakta tutabilmek için birlik içinde ve çeşitli ekonomik, politik ve askeri kurumlarıyla, ideolojik terör aygıtları olan tekelci medyalarıyla örgütlü bulunan emperyalist ve gerici güçlere karşı dünya halklarının da ortak mücadele ve direniş örgütünü yaratmak ihtiyacının ürünüdür. DHDH, emperyalist sistemin doğası gereği olan krizler ve krizleri aşmanın bir yöntemi olarak sermayenin bir bölümünü yıkan savaşlar karşısında; bunun tüm gerçek yıkımını ve vahşi, acımasız sonuçlarını yaşayan, tüm bedellerini ödeyen dünya proletaryası ve halklarının emperyalist savaşlara karşı ortak savaşım cephesini örebilme ihtiyacının bir ürünüdür. DHDH, dünya proletaryasının, ezilen ulus ve halkların, tüm dünyadaki değişik halk kesimlerinin kanını emen, emeğine yabancılaştıran, iliklerine dek sömüren dünya emperyalist sisteminin egemenleri emperyalistlere ve tüm uşakları ve işbirlikçilerine karşı açılmış uluslararası isyan bayrağıdır.
Bu isyan ve direniş bayrağı, yabancılaşan, köleleşen, çürütülen ve düşürülen insanın insan olma, özgürleşme bayrağıdır. Yani bu bayrak tüm dünya proletaryasının, tüm ezilen ülke halklarının, ezilen ulusların, emekçi kadınların, tüm dünya halk gençliğinin, aydınların hareketlerinin ortak bir düşmana karşı yükselttikleri ortak bir bayraktır.

Barikatın aynı tarafında olan herkese açık, safları birleştirme, örgütlü bir güç haline gelme çağrısıdır.

DHDH, ortak düşmanlarımıza karşı dünya çapında birliği kolaylaştırmak ve ilerletmek için enternasyonal bir araçtır. Bu anlamıyla bir araç olarak DHDH, başlı başına bir amaç değildir kuşkusuz. DHDH her şeyden önce devrimci, politik bir kitle örgütüdür. Varlık gerekçesi emperyalizme ve gericiliğe karşı mücadeleyken ve en dar anlamıyla amacını böyle tanımlarken elbette ki bu mücadeleyi sonuç alıcı bir perspektifle ele alan bir yönelimi vardır. Devrimci bir kitle örgütü olarak DHDH' nin bu yönelimi de açık ki politiktir. Değiştirme ve dönüştürme perspektifi, alternatif projesi vardır. Bu proje, dünya proletaryası ve halklarını iktidarlaştırma ve aşamalı ve kesintisiz devrim perspektifiyle sınıfsız dünyaya yürüme projesidir.

Bu siyasal yönelimle şekillenen uluslararası anti-emperyalist kitle örgütümüzün çok geniş bir yelpazede bileşenleri olduğu ve olacağı tartışma götürmez. DHDH, her bir bileşeninin bu proje için farklı çözümleri ve çözüm yöntemleri olabileceğinin bilincinde bir harekettir. Bu açıdan herhangi belirli bir çözüm yöntemini dayatmayı değil; her bir bileşeninin farklı fikir ve çözüm yöntemlerini özgürce ifade edip birlik-mücadele-birlik zemininde hareketi bizzat fikirlerin yarıştığı "İki Çizgi Mücadelesi" platformunda inşa edip ilerletmeyi ilke edinir. Her birey ve/veya örgütün özgürce kendini ifade etmesi ve tartışarak ileri sentezlere ulaşabilme; bunu devrimci mücadele ve pratik temelinde hayata geçirme, hareketimizin temel prensibidir. İki çizgi mücadelesi ve kitle inisiyatifi bu açıdan olmazsa olmaz ilkelerimizdir.

Bu açılımla beraber, sorunuza kısaca DHDH son tahlilde sınıfsız bir toplumu amaçlıyor, temel yönelimi budur diye cevap verebiliriz. Bu amaç ve temel yönelim emperyalizme ve gericiliğe karşı tüm birey ve örgütlerle birleşme ve ortak mücadele yürütme somut amacının ve varlık gerekçesinin özüdür ve uluslararası devrimci kitle hareketlerinin embriyonik merkezine aday olduğu gerçeğinin de ifadesidir.

Anlaşılacağı üzere DHDH' nin bileşenleri anti-emperyalist bir tutum alan çok geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Hareketimiz gerçek bir kitle örgütü olarak gelişme iddiasıyla dünya halklarının mücadelesini birleştirme ihtiyacı duyan her birey, çevre, örgüt ve partiyi, her gerçek halk hareketini çatısı altında toplama iddiasındadır. Kapısı bu kesimlerin hepsine açıktır. Tekrar edelim: Barikatın aynı tarafında olan her birey, çevre, birlik, dernek, örgüt, politik partiye saflarımız açıktır. DHDH' nin şube ve kollarını hep birlikte kuracağız. Ekonomik, mesleki, akademik, kültürel vb. değişik türden kitle örgütleri, gençlik örgütleri, hareketleri, kadın örgütleri ve hareketleri, başka deyişle çeşitli devrimci toplumsal katmanların, özgün, demokratik ve/veya politik kitle örgütleri, ve/veya politik örgütleri/partileri; her biri özgünlüklerini, bağımsız örgütsel iradelerini koruyarak DHDH çatısı altında birleşebilirler ve birleşmelidirler. Çünkü, düşmanımız ortaktır. Mücadelemiz de ortak olmak durumundadır.

Faaliyetlerimiz, varlık gerekçemizle bağıntılı olarak başta ABD emperyalizmi olmak üzere, tüm dünya emperyalizmini ve gericiliğini hedeflemektedir. Odaklandığımız ana nokta, özellikle 11 Eylül' ün ardından şiddetlenen, tüm dünya halklarına karşı, ABD emperyalizmi öncülüğünde yürütülen haçlı seferine karşı duruştur. Bu temelde kuruluşumuzun ilanını enternasyonal dünya proletaryasının birlik-mücadele ve dayanışma günü olan l Mayıs gösterilerinde tüm dünyada dağıttığımız bildirilerle yapmayı doğru ve anlamlı bulduk.

21-22-23 Mayıs'ta Birleşik Devletler emperyalizmi Başkomutanı Başkan Bush' un haçlı seferine katılan güçlerin; Afganistan ve Orta Asya'da ve şimdi özellikle de halkının İsrail ordusunun cani saldırısı ve başka güçlerin "anti-terör koalisyonu" ile yüz yüze olduğu Filistin'de veya kara listelerindeki bir sonraki saldırı hedefi ilan edilen Irak'ta kimin ne kadar kan içeceği üzerine pazarlık yapmak için gittiği Avrupa "gezi"sinin Berlin durağındaydık. "Başını ABD'nin çektiği emperyalist haçlı seferine karşı mücadele et!" şiarıyla üç gün boyunca Berlin'de dünya halklarının ortak sesini yükselttik.

Güncel kampanyamız, Ön hat Filistin'i Destekle! kampanyasıdır. Bu, DHDH' nin ilk kampanyası olacaktır. Tüm dünyadaki halk kitlelerinin içinde yanan bu sorunu ele alarak DHDH' nin bir hamle ile başlatılması ve onu uluslararası planda halkların mücadelelerini birleştirmekte önemli bir araç olarak hızla kurmayı sağlamak istiyoruz. İlk uluslararası koordineli eylemlerimiz 15 Haziran'da yapılacaktır.

İsrail ordusunun Filistin'de uzun Siyonist işgal tarihinde açtığı yeni kanlı sayfanın karşısında, Filistin halkının verdiği varlık-yokluk mücadelesinin yanındayız. "Ön hat Filistin'i Destekle!" kampanyasının uluslararası eylem gününde Avrupa'nın çeşitli metropolleri'nde "Siyonist/Emperyalist İşgale Son - Özgür Filistin!" şiarıyla protesto eylemlerimiz olacaktır. Keza, Güney Asya başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde uluslararası eylem gününde "Filistin Kazanacak" şiarıyla dünya halklarının sesi yankılanacaktır. Açıktır ki Ortadoğu'da gerçek adaleti arzulayan bütün insanların aktif ve kararlı olarak Siyonist/emperyalist işgalin son bulmasını ve Filistin'e özgürlük taleplerini haykırması çok önemlidir. Bu röportaj vesilesiyle 15 Haziran uluslararası eylem gününe aktif katılım çağrımızı tekrar etmek istiyoruz. Tüm dünyada protesto gösterileri örgütlemek ve gerçekleştirmek hepimizin görevidir.

ÖD: Bize DHDH' nin oluşum sürecinden bahsedebilir misiniz? Mevcut faaliyet gösteren anti-emperyalist mücadele platformları (örneğin Halkların Uluslararası Mücadele Ligi, HUML) varken, neden yeni bir oluşuma ihtiyaç duyuldu?

DHDH: Bilindiği gibi Dünya Halkları Direniş Hareketi (DHDH), değişik ülkelerde emperyalizme ve gericiliğe karşı kitlelerin mücadelesini birleştirmek ve halkların haklı mücadelelerini desteklemek amacıyla oluşturulan uluslararası bir anti-emperyalist örgüttür. Oluşumu ve amacı itibariyle bu bir uluslararası kitle örgütü olmakla birlikte, aynı zamanda uluslararası politik bir kitle örgütüdür.

Böylesi uluslararası bir kitle örgütünün oluşumu, buna duyulan ihtiyaç, yıllardır değişik ülkelerde çeşitli halk hareketlerinin ve bu halk hareketlerinin Maoist öncü güçlerinin gündemindeydi. 11 Eylül' ün ardından, dünyadaki çeliş-melerdeki hızlı şiddetlenmeler, bu tartışma ve ihtiyacın pratik adımlarının atılmasını acil bir görev olarak çok daha fazla dayatmıştır. Bu bakış acısıyla bazı başlangıç adımları atılmış, ve DHDH' nin Geçici Örgütlenme Komitesi oluşturulmuştur.

DHDH' nin oluşumunu başlatan halk hareketlerini ve onun dışındaki çeşitli uluslararası kitle hareketlerini, en geniş kesimi kucaklayacak şekilde birleştirme ve DHDH çatısı altında ortak mecrada harekete geçirme düşüncesine ilişkin çalışmalar 1999 yılından itibaren yapılmaktaydı ve tartışılmaktaydı. Bu çalışmalar ve tartışmalara doğaldır ki bugün HUML' yi oluşturan güçler de çekilmeye ve katılmaya çalışılmıştır. Bu, DHDH perspektifindin ve oluşum amacının doğası gereğidir.

HUML, bu süreç devam ederken, dışımızda kurulmuştur. HUML ve diğer mevcut anti-emperyalist mücadele platformlarıyla DHDH' yi başlatan halk hareketinin arasındaki, başta enternasyonal çizgi bağlamında farklılıklar vardır. Bu çizgi farklılığı doğal olarak uluslararası kitle örgütünün oluşum sürecine, yönelimine, kitle çizgisine ve gerçekliğine de yansıyacaktı ve yansımıştır.

Buna karşılık, somut, nesnel durum ayrı uluslararası kitle örgütleri seklinde olsa da DHDH' nin birlik siyaseti başlangıçtan itibaren açıktı. DHDH kendi doğasına uygun olarak bu siyasetin ısrarlı ve tutarlı bir savunucusu olmayı sürdürmektedir ve sürdürecektir. Başka deyişle uluslararası kitle hareketlerinin ortak aracının yaratılması politikası DHDH' nin zaten varlık gerekçesidir ve bu yönlü çabaları sürecektir. DHDH' nin özelde Lig içindeki belirli güçlerle ve genel olarak Ligle birleşme siyaseti vardır. Bu uluslararası kitle hareketinin ortak aracının yaratılması perspektifinin kaçınılmaz bir parçasıdır.

Kısacası, dışımızdaki anti-emperyalist platformlarla pratik/örgütsel ayrılığımızın gerekçeleri, soyut önyargılardan kaynaklı öznel istemlerle bir tercih değildir. Dünya Halkları Direniş Hareketini İnşa Edelim! çağrısı yaptığımız ilk oluşum bildirimizde de belirttiğimiz gibi DHDH, ulusal veya uluslararası düzeyde halkın herhangi başka bir örgütlenmesi ile rekabet veya onların yerini alma amacını gözetmiyor. Barikatın aynı tarafında olan herkese saflarımız memnuniyetle açıktır.

ÖD: DHDH' nin kuruluşundan önce geniş çevrelerle anti-emperyalist güçlerle tartışıldı mı? Tartışılmadıysa bu Uluslararası Komünist Hareketi (UKH)'nin kitle çizgisiyle çelişmez mi?

DHDH: DHDH kuruluşundan önce elbette ki çeşitli çevreler ve anti-emperyalist güçlerle tartışılmıştır. Kuruluş çalışmalarımız üç yıldır sürüyordu. Bu üç yıllık tartışma ve çalışmaların ardından Geçici Örgütlenme Komitesi'nin oluşumuyla kuruluşunu ilan ettiğimiz hareketimiz, şimdiden Güney Asya'da Hindistan, Nepal, Bangladeş, Sri Lanka'da; Avrupa'da Almanya, İsviçre, Fransa ve İngiltere'de; Amerika'da, İran, Peru, Afganistan ve Türkiye ve Türkiye Kürdistanı' nda çeşitli halk hareketlerini kucaklamış durumdadır. Kuskusuz bu, tartışmalarla netleşen bir çizginin hayata geçirilmesidir. Buna karşılık Direniş Hareketi' ni hiçbir zaman çeşitli parti ve örgütlerin bir koalisyonu olarak ele almadık ve tartışmalarımızı ve tartışma süreçlerimizi böylesi bir anlaşma platformu olarak gerçekleştirmedik. Bu,bizlerin eylem içerisinde gerçek bir uluslararası kitle hareketi örgütleme perspektifimizin gereği olarak, tabiri caizse masa başı anlaşmalarla ve esasta eklektik bir çizgide ittifaklar bloğu şeklinde kurulmuş ve bu tarzıyla büyük oranda kağıt üzerinde kalan bir örgütlenmeyi reddettiğimiz anlamına gelir.
DHDH önceden hazırlanmış bir program ve tüzükle bir çağrı yapmak ve ittifaklar, anlaşmalar ve çekişmelerle boğulmak yerine gerçek bir uluslararası kitle hareketini kitlelerle birlikte örgütlemeyi hedefliyor. Bu açıdan kitle çizgisi UKH' nin bizim de benimsediğimiz kitle çizgisiyle uyum içerisindedir.

Gerçek bir kitle örgütü olarak gelmek; değişik yaşam ve politik duruşlardan dünya halklarının mücadelelerini birleştirmek ihtiyacını gören tüm insanlarla birleşmek istediğimizi söyledik. Eylem her şeydir demiyoruz ama böylesi bir birliğin en iyi zeminin pratik olduğunu da biliyoruz. Yani şuna kesinlikle inanıyoruz ki DHDH esasen mücadele sürecinde inşa olacaktır. Maoist Öncü Partilerin önderliğinde yürütülen Halk Savaşları dahil, halkların tüm gerçek mücadelelerini destekleyecek, onları birleştirmenin aracı olacaktır. Böylesi bir pratik zemin çok daha geniş kesimlerle tartışmak; çok daha çeşitli bireyler ve örgütlerle; farklı fikirlerle, özgür-bağımsız iradelere saygı, danışma ve dayanışma temelinde uluslararası konferanslar ve toplantılar gerçekleştirmek ve daha ileri birlikler inşa etmek için çok daha elverişli ve güven verici olacaktır. Bu anlamıyla Hareketimizin kuruluşu ve Geçici Örgütlenme Komitesi'nin oluşumu aslında Direniş Hareketi'nin inşasının sadece başlangıç adımlarıdır.

ÖD: DHDH, Uluslararası Komünist Hareket (UKH) ile ilişkisini nasıl açıklıyor?

DHDH: Öncelikle şunu tekrar etmek istiyoruz: Her politik girişim gibi DHDH girişiminin de belirli bir bileşence başlatıldığı doğrudur. Bu çizginin önderlik iddiası da açıktır ki zaten bu girişimi başlatılmasıyla bağıntılıdır. Buna karşılık DHDH pratik ve eylem sürecinde örgütlenecek gerçek bir politik kitle örgütüdür. Dikkat edilirse çağrılar, tüzüğü ve programı hazırlanmış, konferans/kongresini tamamlamış bir harekete katılım için değil, hareketi birlikte oluşturmak için yapılmıştır. Geçici Örgütleme Komitesi tamamen bu adımların atılabilmesi için, yani hareketi masa başında değil eylem içinde kitlelerle birlikte örgütleyebilmek için vardır.

Böyle bir girişimi başlatmak uluslararası plandaki öncü güçlerin hem sorumluluğu hem de görevidir. Bu, uluslararası kitle örgütünü darlaştırmak için değil, kaçınılmaz, yaşamın doğası gereği atılan bir adımdır. Aksine söz konusu öncü güçlerin kitle çizgisi ve niteliği, başlamasına ön ayak oldukları bu hareketin gerçek bir uluslararası kitle örgütü olabilmesi noktasında güven vermektedir. Bu örgüt kimse tarafından söz konusu öncü güçlerin tabanının, yani ilgili halk hareketinin bir uluslararası örgütü olarak görülmemelidir. Bu gerçeklik pratikte somutlaşacaktır kuşkusuz.

Tek bir ülkede dahi halkın birleşik cephesi öncünün somut ön adımlarını ve gelişen bir pratik süreci, başlangıç adımlarını gerektirirken; bunun uluslararası bir kitle örgütü için bu nesnelliğe aykırı olması gerçekçi olmaz. Kitlelerin kendiliğinden veya örgütlü çeşitli parçalardaki hareketleri zaten vardır. DHDH' nin "kurulmasının" amacı, kitle inisiyatifini esas alarak bu hareketleri tek bir çatı altında birleştirerek uluslararası bir güç haline getirmek ve dünya halklarının anti-emperyalist mücadelelerini bu manivelayla ortaklaştırmakla kalmayıp büyütmektir.

Dolayısıyla süreci başlatan öncü güçler DHDH' yi kendi güçleri ve halk hareketleriyle sınırlı tutmayı değil, tüm anti-emperyalist güçleri birleştirmeyi perspektif edinmiştir. Bu söz konusu öncü güçlerin önderlik ettikleri halk hareketleri zaten örgütlüdür ve zaten öncü güçlerin embriyonik merkezi vasıtasıyla koordinelidirler. Bu açıdan UKH' nin doğrudan öncülüğü altındaki bu halk hareketlerinin bileşimiyle l )HDH' ninki birbirine karıştırılmamalıdır. Tabii ki UKH' nin dolaysız tarafı olan halk hareketleri DHDH' ye öncülük edecek ve hatta temel direğini oluşturacaktır. Ancak DHDH ondan ibaret değildir.

Uluslararası anti-emperyalist kitle örgütümüzün böylesi bir uluslararası çizgisi kuşkusuz politik çizgisinin temel hatlarını ve yönelimini belirleyecektir. Ancak bunun yöntemi, söyleşimizin başında da belirttiğimiz gibi DHDH nin iki çizgi mücadelesi ve kitle inisiyatifi diye formüle ettiğimiz temel prensiplere uygun olmak zorundadır ki UKH' nin kitle çizgisi de bu noktada son derece güven vericidir.

DHDH, UKH' nin, daha doğru ve açık deyişle Maoist Öncü Partilerin ve onların embriyonik merkezi DEH' in mücadelelerini ve önderlikleri altındaki halk hareketlerini ve Halk Savaşlarını desteklemeyi prensip edinmiştir. Bizim bu noktada doğru ve haklı, meşru mücadeleleri emperyalistlerin manipilasyonu doğrultusunda silahlı/silahsız, yasal/yasadışı, diye ayrıştırma ve varlık gerekçemize karşı çıkmak anlamına gelecek olan, sistemin kendine entegrasyon amaçlı karalamalarına, "terör" spekülasyonlarına itimat etme lüksümüz yoktur. Emperyalist haçlı seferinin "terörizme karşı savaş"ının dünya halklarını yok oluşa sürüklediğini ve koyu bir barbarlığa, sefalete, yıkıma ittiğini görüyoruz. Zulme ve baskıya, sömürüye karşı her gerçek halk hareketi, her isyan meşrudur ve desteklenmelidir.

Bileşenlerimiz arasında Uluslararası Maoist Hareket'in çözüm yöntemlerini benimsemeyenler de olabilir. Ancak biz bu fikir ayrılıklarım meşru mücadeleleri desteklememenin değil iki çizgi mücadelesi yoluyla mücadeleleri ortaklaştırmanın bir motoru olarak görüyoruz. Maoist Öncü Partiler ve önderliklerindeki Halk Savaşlarını destekliyoruz. Nepal' de, Peru'da, Türkiye ve Türkiye Kürdistanı' nda halkın iktidarına yürüyen savaşçıları coşkuyla selamlıyoruz. Dünya proleter devrimine hizmet eden her gerçek halk hareketini desteklemek bizim görevimizdir.
ÖD: En geniş kitlelerle birleşip onları harekete geçirebilmek için DHDH' nin izleyeceği siyaset nedir?

DHDH: Siyasetimiz farklılıkları, farklı düşünceleri karşılıklı saygı, tahammül ve demokratik tartışma kültürüyle bir senteze taşıyabilmektir. Bu da belirttiğimiz gibi dünya halklarının tüm gerçek mücadelelerini lafta değil pratik ve aktif olarak ayrımsız sahiplenmek ve desteklemekten geçer. İki çizgi mücadelesi yöntemi ve herkesin kendini özgürce ifade edebileceği, hiçbir dayatma ve bastırma yöntemine müsaade edilmeyen bir tartışma kültüründen ve söylediğini yapmaktan geçer. Çok önemli farklılıklara rağmen ortak bir düşmana karşı birlikte mücadele yürütüp, ortaklıklar temelinde eylem pratiğinden geçer. Enternasyonalist proleter bir kültürün, enternasyonal dayanışma bilincinin yükseltilmesi elzemdir. Temel siyasetimiz, zengin tartışmalarla ulaştığımız sentezi pratikte tutarlı bir şekilde gerçekleştirdikçe daha yüksek birliklere doğru sürekli gelişen bir birlik-mücadele-birlik siyasetidir. İlkesiz uzlaşmaların da birliği ve mücadele ortaklaşmasını yıkan, zedeleyen dayatmaların da panzehiri budur. Bu nitelik gelişimi olmaksızın pratik güven veremez ve en geniş kitlelerle birleşme hayal olur ya da kof ve yanlış olur.

ÖD: Küreselleşme Karşıtı Hareketleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Küreselleşme karşıtı harekette önderlik sorunu konusunda ne düşünüyorsunuz?

DHD: Bilindiği gibi küreselleşme karşıtı hareketler genel olarak emperyalizmin içinde bulunduğumuz süreçte şiddetlendirdiği ekonomik, politik ve askeri baskı ve terörüne karşı tepki, protesto hareketleridir. Bu yanıyla desteklenmesi ve birlenilmesi gereken halk hareketleridir. Buna karşılık geniş bir toplumsal yelpazenin kimi merkezlerde ortaklaştırdıkları protesto gösterileri, bu hareketlerin istikrarlı bir örgütlü güç haline dönüşmesine yetmiyor. Diğer yandan istikrarlı bir politik güç anlamına hiç gelmiyor. Halbuki krizden krize sürüklenen ve giderek halklara karşı çok daha fazla saldırganlaşan emperyalizmin aşırı üretimden kaynaklı krizini aşmak, en azından yönetebilmek ve de sermayenin merkezileşmesi sürecinde şişen mali sermayenin bir.

Bu haliyle "küreselleşme" politikasının iyi huylu bir politika haline getirilebileceği; reformlarla ezilen uluslar ve halklar ile emperyalist güçler arasındaki antagonist (uzlaşmaz) çelişkinin ehlileşebileceği düşüncesini yaygınlaştırmasına halkların anti-emperyalist direniş ve tepkilerini sisteme entegre etmenin tehlikelerini de içinde barındırmaktadır.

bölümünü yıkmak ve sistemi korumak amaçlı; ve emperyalistler arası çelişkilerin, her birinin bu amacı kendi lehine gerçekleştirme hırsıyla körüklediği savaşlar ve yıkımlar eşliğinde uyguladığı politikalar -yaygın adıyla globalleşme- istikrarlı bir politik merkez, istikrarlı bir uluslararası direniş, dayanışma ve mücadele örgütü olmaksızın, böyle bir barikat örülmeksizin sonuç alıcı bir şekilde karşı durulabilecek politikaları değildir.

Ancak doğru bir çizgi kumandasında örgütlü bir uluslararası halk hareketi niteliği kazandığı zaman, küreselleşme karşıtı hareketlerin gücünden bahsedebiliriz. Bu açıdan gerçek bir önderlik sorununa sahip olunduğu ve hatta bizzat emperyalist güçlerin yönlendirme ve denetimi altına girme, ona entegre olma dinamiklerine, bu yönlü zaaflara sahip olunduğu açıktır. Kuşkusuz bu hareketler içerisinde değişik politik çizgilerde, değişik toplumsal kesimlerden geniş bir yelpaze var. Ancak büyük bir çoğunluğunun; küreselleşme karşıtı hareketlerin anti-emperyalist doğasına karşın; emperyalistler arası çıkar çelişkilerine dahi manivela olabilecek zaaflar taşıdığı veya enternasyonalizm bilincinin çarpıklığı ve ulusalcı bakış açılarıyla emperyalizm ve küreselleşme karşıtlığını gerici ulusal devletlere yedeklenmeye de varabildiği bir gerçektir.

Bu haliyle "küreselleşme" politikasının iyi huylu bir politika haline getirilebileceği; reformlarla ezilen uluslar ve halklar ile emperyalist güçler arasındaki antagonist (uzlaşmaz) çelişkinin ehlileşebileceği düşüncesini yaygınlaştırmasına halkların anti-emperyalist direniş ve tepkilerini sisteme entegre etmenin tehlikelerini de içinde barındırmaktadır. Emperyalizmin kurumlarının zaman zaman bizzat bu "küreselleşme" ye karşı çıkması dikkat çekmelidir. Mevcut sistemin toplumsal yasaların doğası gereği olan bu ekonomik ve politik gelişme karşısında ulusalcı bilinçle değil, ancak gerçek bir proleter devrimci Enternasyonalist bilinçle silahlanılabilir.

Kısacası bu hareketler doğru bir siyasal perspektifle örgütlenme ihtiyacındadır. Bu önderlik boşluğunu doldurmaya ve bir politik merkez işlevi oynamaya Direniş Hareketimiz adaydır. Bunu gerçekleştirmenin yolu da mevcut diğer küreselleşme karşıtı hareketlerle birleşerek devrimci bir Enternasyonalist ruhla mücadele etmekten geçiyor. Hareketimiz güçleri bugüne kadar bunun pratiğinde olmuş; Ateşe Benzin Dök! şiarıyla uluslararası planda tüm küreselleşme karşıtı hareketlerin içerisinde aktif olarak yer almıştır. Bundan sonra aynı pratiği uluslararası örgütlü bir güç olarak büyüterek sürdürmekte kararlıyız.

ÖD: DHDH ülke yerellerinde nasıl örgütlenmeyi düşünüyor? İmzaların kağıt üzerinde kalmayıp somut güce dönüşmesi için ne gibi tedbirler alınacak?

DHDH: Yerellerde de eylem içinde örgütleneceğiz. Tabii ki ilk geçici yerel girişimlerin başlatılması için geniş çağrılar yapıyoruz. "Dünya Halkları Direniş Hareketinin İnşasına Yardım Et!" çağrısı doğrudan yerellerin kendi inisiyatifleriyle örgütlenmesi  çağrısıdır. Her ülkede kişilerle, grup ve çevrelerle, derneklerle ve  partilerle birlikte DHDH' nin şube ve kollarının kurulmasına yardımcı olunması yönünde yaptığımız çağrı emperyalizme ve gericiliğe karşı herkesedir. Geçici Örgütleme Komitemizin koordinasyonu için de İnter-net sitemiz ve e-mail adresimiz şimdilik esas kontağımız olma işlevini görüyor. Biz illegal bir örgüt değiliz. Bürolarımızı da duyuruyoruz. Buna karşılık yasal değil meşru olmayı esas alıyoruz. Yerellerde şube ve kollarımızın örgütlenmesi kuşkusuz ki her ülkenin somut koşullarına, olanaklarına göre oluyor ve öyle de olacaktır. Örgütsel yağlanma, işleyiş kuralları vb. meseleleri küçümsemiyoruz ama bunları eyleme geçmenin önünde bir engel olarak da görmüyoruz. Gelecekte örgütümüze daha fazla biçim verenin olanakları olacak; konferanslar vb. yapılacaktır. Şimdilik yerel örgütlenmenin biçimi yerel inisiyatiflerle ilintilidir. Tabii buna temel prensiplerimiz ışık tutacaktır.

İmzaların işlevli olması, somut güce dönüşmesi tam da eylem içinde inşa perspektifimizin yaşama geçmesi ile bağlantılıdır. Amacımız başlangıç olarak çok büyük sayıda imza toplamak değilken; bireylerin ve örgütlerin aktif bir şekilde hareketimize ve eylem içinde inşasına katılmasını son derece önemsiyoruz. Elbette bunun için çağrılarımızı eylem çağrılarıyla birlikte yapmamız da etkin bir yöntem oluyor. 15 Haziran uluslararası eylem gününü de bu bilinçle tasarlıyor ve örgütlenme/hamle kampanyası olarak ele alıyoruz.

ÖD: Gençlik ve öğrenci örgütlülüklerinin DHDH içinde ne şekilde yer alması düşünülüyor?

DHDH: Gençlik ve öğrenci örgütlülükleri, ister akademik, ister demokratik,   ister  akademik-demokratik, isterse de politik kitle örgütü olsunlar; yani onların özgün işlevi, amaç ve faaliyeti ne olursa olsun; o özgünlüklerini ve bağımsız örgütsel varlıklarını ve iradelerini koruyarak DHDH ye hem katılımcı hem de gözlemci olarak veya eylemsellikler içerisinde katılabilirler. Bu tamamen DHDH' ye onların bakışları ile ilgili meseledir. Bizim kapımız emperyalizm ve gericilik karşısında halkların mücadelelerini birleştirmek isteyen her birey, çevre veya örgüte açıktır. Örgütler katılım isteğinde bulunmalarıyla  beraber  kendilerini DHDH nin yerel örgütlerinde temsil edebilir, düşüncelerini özgürce ifade edebilir, tartışma ve karar alma süreçlerine katılabilirler.

ÖD: Son olarak Özgür Düşün okurlarına vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

DHDH: Özgür düşünen ve özgür yaşamak isteyen, bunun mücadelesini veren bir gençliğin dünya halklarının  mücadelelerinde  son derece önemli bir dinamik olacağı açıktır. Bu dinamik dünya halklarının direniş ve mücadelelerinin birleştirilerek ortak bir potaya akmasında da aktif ve etkin bir rol oynayabilir ve oynamalıdır da. Özgür Düşün okurlarını Dünya Halkları Direniş Hareketi'nde aktif bir rol almaya, güçlerini, dinamizmlerini, devrimci enerjilerini enternasyonal bir bilinçle donatarak dünya halklarıyla ortak hedefte birleşmeye çağırıyoruz.  Ülkenizin  devrimci gençliğinin radikal, cüretkar mirasının asil bir stratejik zafer bilinciyle yükseltildiğini; içinden İbrahim Kaypakkaya gibi eşsiz Maoist önderler çıkardığını; ölüm oruçlarında Ali İhsan Özkan, Zeynel Karataş, Cafer Tayyar Bektaş ve daha nice genç devrimci komünistin şahsında halkın kurtuluşu ve proleter dünya devrimi için zafer bayrağı haline geldiğini görüyoruz. İnanıyoruz ki Özgür Düşün okurları da dünya halklarına ilham veren bu mirasın sahipleri, bu duruşun takipçileri olarak hareketimizin en ön saflarında yerlerini alacaklardır.
Tüm Özgür Düşün okurlarına devrimci enternasyonalist selamlarımızı  sunuyoruz. Ayrıca Özgür Düşün'e Dünya Halkları Direniş Hareketi'ni okurlarıyla buluşturduğu için teşekkür ediyor ve çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.

ÖD: Özgür Düşün emekçileri ve okurları adına bize zaman ayırdığınız için size teşekkür ediyor, mücadelenizde başarılar diliyoruz.

ÖZGÜR DÜŞÜN SAYI-03 

 
kaypakkaya-anma-afisdgh-li-tutsaklarla-dayanisma

Özgür Düşün

  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün

www.demokratikgenclikhareketi.org | Demokratik Gençlik Hareketi Resmi İnternet Sitesi