ECEVİTİN KÖY-KENT ALDATMACASI VE GERÇEKLER

Egemen sisteme karşı mücadele çeşitli araçlarla ve çeşitli biçimlerde yürütülürken esas-tali ayrımını gözden kaçırmadan ideolojik mücadeleyi de hep ön planda tutmak gereklidir. Ezilenleri ekonomik cenderelerle elinde tutmaya çalışan hâkim sınıflar, çeşitli ideolojik aygıtlar kullanarak bu çabalarını pekiştirir. Türkiye'nin aktif nüfusunun % 39,5 gibi en büyük kesimini oluşturan (DİE Hane halkı İşgücü Anketi Sonuçları, Nisan-1998, Ankara) köylülük de bu cenderelerden nasibini almaktadır.  Her seçim dönemi öncesi kırsal kesime yönelik vaatler dudak uçuklatacak biçimde ortalığa dökülmektedir. Yukarıda sözü edilen ideolojik aygıtları da kullanan komprador patron-ağa politikacılar, en stratejik olarak kavradıkları köylülüğe yönelik yalanlarında da bir o kadar akıldışı vaatler ve göz boyamalarda bulunmaktadırlar.

Yazımızda bu kadar akıl dışılıklar içerisinde egemenlerin yıllardan beri dillerinden düşürmedikleri köy-kent kavramı açıklanıp, son uygulaması olan Ordu ili Mesudiye ilçesi Çavdar ve yöresi köy-kent uygulaması incelenecektir. Çalışmamız bu konularla ilgilenen okuyucuların kafalarındaki soru işaretlerini gidermelerine yardımcı olurken;   diğer taraftan gücünü işçi sınıfının ideolojisinden alan ve bu ideolojik önderlikle geniş köylü yığınlarını harekete geçirmeyi hedefleyen genç arkadaşların kafalarında yeni sorular oluşturarak onları çalışma yapmaya güdülemeyi amaçlamaktadır.

Köylülüğün doğru biçimde kavranması Türkiye'nin devrim programının can alıcı bölümünü oluşturmaktadır. Bunun farkında olan komprador burjuvazi ve toprak ağaları iktidarı, her adımda bu gerçeği göz ününde bulundurmaktadır. "Çiftçiyi Topraklandırma Yasası" (l945), 1960 Anayasası'na toprak reformu ile ilgili madde konulması, daha sonra Toprak ve Tarım Reformu Yasaları (1973'te çıkarılan bu yasa daha sonra Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiştir) çıkartılmış, özünde "köklü" değişim gerektiren sorunların bir çırpıda halledildiği yönünde propagandalar yapılmıştır. Planlı dönem ekonomisi içinde sömürge ve yarı-sömürgelerde eşanlı olarak uygulamaya konulan ve bu ülkelerin sosyalizmle yakınlaşmasını önlemeye yönelik olarak hazırlanan "köy kalkınması", "kırsal canlandırma" gibi projeler ABD tarafından devreye sokturulmuş; yapılan sözde planlarla kırsal sorunların çözüleceği vaat edilmiştir. Egemenlerin iç dalaşmaları sonucu şekillenen bu "planlar"da köylülük Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı'na (1979-1983) kadar farklı biçimlerde kendisine yer bulmuş, 4. BYKP'de ise gündeme köy-kent uydurmacası sokulmuştur.

Köy-kent kavramı ile ilk kez CHP'nin 1969 ve 1973 seçim bildirgelerinde karşılaşıyoruz. Bugün ayakta dahi duramayan Ecevit'in o dönemde "Karaoğlan", "Halkçı Ecevit" sloganlarıyla çıktığı seçim gezilerinde kırsal kesimden oy toplayabilmek amaçlı uydurduğu bir kavramdır köy-kent. Emperyalist sömürü içerisinde ABD tarafından sömürge ve yarı-sömürgelerde uygulanan politikalar içerisinde çeşitli kuramcılar tarafından ana hatları belirlenen ve İngilizcedeki tarım (agriculture) ve endüstri (industry) sözcüklerinin ilk hecelerinin birleşimi olan   "agrindus"   kavramı Türkçe'de kendisini Ecevit'in dilinde köy-kent olarak bulmuştur. Sözü edilen kuram sosyalist ekonominin de temel sorunlarından olan kır-kent farklılığının giderilmesi sorunsalını çözümlemeye yönelik olduğu iddia edilen ve dağınık köylerin birleştirilerek hizmet sunumu maliyetlerinin düşürülmesini ön geren bir kuramdır. Köy İşleri ve Kooperatifler Bakanlığı'nın 1978 yılında uygulama yaptığı Van-Ozalp köy-kentini incelediği bir kaynakta kuram şöyle değerlendirilmektedir: "Köy-kentin köye bayındırlık hizmeti götürmekten öte boyutları vardır. Önemli olan köylüyü kalkındıracak bu boyutlardır. Köydeki fiziksel düzenlemelerin ve altyapı olanaklarının artırılmasının her zaman köylüyü kalkındırmak anlamına gelmediği artık biliniyor. Köylünün kalkınması, köylülükten kurtulması ve dönüşüm geçirmesi, böylece toplumumuzun diğer kesimleri ile yarışabilir bir iktisadi yapıya ve örgütlenme düzeyine kavuşması ile olanaklıdır. Bunun için üç boyutla dönüşüm gerekiyor: Tarım sanayileşecek, kırsal olan kentleşecek ve köylü köylülükten kurtulacaktır" (Köy işleri ve Kooperatifler Bakanlığı; 1,2). Adı geçen çalışma konuyla ilgili olan yazındaki (literatür) belki de tek kapsamlı kaynaktır. Bu kaynakta köy-kentlerin başarı ölçütleri şöyle sıralanmıştır:

-Tarımsal üretimin verimliliği artacak,

- Köy-kent ve çevresinde yaşayanların biriktirme olanakları yükselecek,

- Tarımsal birikimlerin sanayiye aktarılmasını sağlayacak bir işleyiş kurulacak,

- Kentleşme ve sanayileşme kırsal alana yayıldığı için bu çevrenin nüfus tutma olanağı artacak,

- Kırsal alanda yerel yönetim, yeni üretim düzeninin öğesi kooperatiflerle bütünleştiği için, yönetime karşın halkın yabancılaşması kalkacak, yönetim demokratikleştirilecek,

- Köy-kent toplumunun eğilimleri ve davranışları hem bugünkü köyden hem de bugünkü kasabadan farklı olacak (Köy işleri ve Kooperatifler Bakanlığı; 6).

Bu değerlendirmeleri ekonomiden azıcık anlayan birinin bile ciddiye alması mümkün değildir. Neredeyse bu yazılanlar sonucunda ekonominin temel sorunu olan kır-kent farklılığının bir çırpıda çözümlenebileceğini düşüneceğiz. Temel ekonomi bilgileri ışığında değerlendirildiğinde dahi tutarsızlıkların görüldüğü köykentler,   kırsal kesime yönelik uygulanan en kapsamlı demagojilerdendir. Bu demagojilerin yaratıcısı,   Türkiye tarımını yok etmeye yönelik emperyalist tekellerin istemiyle peş peşe çıkarılan Tütün ve Şeker Yasaları ve köylüyü un bulamayacak duruma getirecek Doğrudan Gelir Desteği'ni (bu uygulamaların ayrıntılı değerlendirmesi için bak. Devrimci Demokrasi Gazetesi sayı:27,28) uygulamaya sokan hükümetin başbakanı olan Ecevit'ten başkası değildir.

Yukarıda bahsettiğimiz ve önümüzdeki yıllarda acı sonuçlarını daha net görebileceğimiz tarım yasaları; köy-kent projesinin demagojik zeminde sunulan ölçütlerine teorik planda bile terstir. IMF politikaları Türkiye'de ve bizim gibi ülkelerde tarımı geliştirmeyi bırakın mevcut tarımsal ilişkilerin yıkımını amaçlamaktadır. Çünkü emperyalist sermayenin yarı sömürge-yarı feodal ülkelerden elde ettiği tarımsal hammadde ve ürünlere artık ihtiyaç duymamaktadır. Özellikle gen teknolojisinde sağladığı ilerlemeyle geniş tarım arazilerinin işletilmesi yerine insan sağlığına etkileri olumsuz da olsa bu teknolojiyle üretilmiş ürünlerin piyasaya sürülmesiyle karını maksimum tutabilmektedir. İşin bir yönü buyken diğer yönü de mevcut IMF politikaları olmasa bile Türkiye’de hâkim sınıfların başta da belirttiğimiz gibi ülkede tarımı geliştirme, tarımsal ilişkilerde ilerleme sağlama gibi bir derdi hiçbir dönem olmamıştır. Var olan yarı feodal üretim ilişkileri ve bunların muhafaza edilmesi hâkim sınıfların varlık nedeni ve emperyalizmin önemli toplumsal dayanaklarındandır.

Bu iki gerçeklikten dolayıdır ki; köy-kent projesinin teorik amaçları gerçekleştirilebilir olsa dahi hâkim sınıflar bunu hiçbir zaman politik bir tercih olarak kabul etmeyecektir ve etmemiştir de zaten. Buna rağmen geçmişte Özalp ilçesinde günümüzde Mesudiye'deki gibi uygulamalar ne kadar başarılı oldukları tartışması bir yana yoksul köylülüğün gözünü boyamak ve boş umutlar vermek için üretilmiş projelerden öte bir şey değildir.   Bu nedenle tarımda yıkımı sağlayacak IMF politikalarına imza atan Ecevit'in aynı zamanda günümüzde bu projeyi gündemleştirmesi boşuna değildir. Tasfiyeye uğrayacak ama alternatif ekonomik koşullar bulamayacak olan yoksul köylülüğün önüne sürülmüş ve bu anlamda köylünün oyalanmasını ve tepkilerinin yumuşatılmasını sağlayacak bir proje olarak gündemdedir.

Şimdi köy-kent projesinin uygulamalarına bir göz atalım:

Köy-kent projesi ilk olarak 1978 yılında Van iline bağlı Özalp ilçesinde uygulamaya sokulmuştur. Projenin daha sonra Kürt halkının yoğun olduğu illerde deneme çalışmalarının devam etmesi, projenin ne denli "ekonomik" amaçlı ve masum olduğunu da ortaya koymuştur, ilk uygulamalardan iki yıl sonra 1980 darbesi ile köy-kent yerini başka demagojilere bırakmış ve yerini 1999 seçimleri sonucu iktidar koltuğunu tekrar devralan Ecevit'in eski imajını sürdürme gayretiyle nostaljik sayılabilecek bir uygulama olarak Ordu ili Mesudiye ilçesinde ve haksız savaş sonucu köylerinden edilmiş olan Kürt halkının yaşadıkları coğrafyada Kürt köylerini devrimci başkaldırıdan uzak tutmak amaçlı ve toplu gözaltı uygulaması sayılabilecek biçimde uygulanmaya başlanmıştır. Göç-Der'in Haziran ayı içerisinde yaptığı açıklamaları da dikkate almak suretiyle köy-kent uygulamasının Kürt Ulusal Hareketi'ne karşı yüklendiği misyonu başka bir çalışmaya bırakarak Ordu-Mesudiye köy-kent uygulamasını değerlendirmeye geçiyoruz.

Mesudiye köy-kent projesini incelemeden önce Mesudiye'nin sosyal-ekonomik-coğrafi durumuna bir bakalım. Mesudiye ilçesi Ordu iline 120 km. mesafede, Ordu merkez, Ulubey, Gölköy, Tokat'ın Reşadiye, Sivas'ın Koyul-hisar, Giresun'un Şebinkarahisar ilçeleriyle toprak sınırı bulunan; Orta ve Doğu Karadeniz kesimlerinin ayrıca Karadeniz Bölgesi ile iç Anadolu Bölgesi'nin kesiştiği noktada bulunmakta ve bu özellikleriyle gerilla mücadelesi açısından önemli bir noktada bulunmaktadır, ilçenin rakımı (denizden yüksekliği) 1050 metre olmakla birlikte yörenin en yüksek tepesi olan Göndeliç (2800 m.) de ilçe sınırlarının içerisindedir. Arazi yapısı çok engebelidir. Yükseltisi ve denizden uzaklığı nedeniyle iklimi de çok serttir. İlçenin büyük kesimi sık ormanlarla kaplıdır. Zengin bitki örtüsüne sahip ilçede yaylalar ayrı bir öneme sahiptir.

Mesudiye'nin toplam nüfusu 35.937 kişi olmakla birlikte bu nüfusun 27.910'u köylerde yaşamaktadır. Mesudiye'nin okuryazar oranı % 96'dır.
İlçenin ekonomisi tarım, hayvancılık ve orman ürünleri ticaret ve üretimine dayanmaktadır, ilçede Meletsan Gıda San. Ve Tic. AŞ dışında istihdam sağlayıcı sanayi kuruluşu bulunmamaktadır. İlçe içerisinde Ziraat ve Halk Bankaları'nın şubeleri vardır.

Mesudiye ilçesinde her yıl "Mesudiye Kurultayı" adı altında, ilçe dışında yaşayan Mesudiyelilerin düzenlediği kurultaylar yapılmaktadır. Mesudiye kurultayları 1991 yılından itibaren düzenlenmeye başlanmıştır, düzenleyicileri arasında bürokrasinin çeşitli yerlerindeki Mesudiyeliler ve Oktay Ekşi gibi namlı kalemşörler bulunmaktadır. Bu yönüyle Mesudiyelileri "tehlikeli maceralara" sürüklemeye çalışan "dış odakları" önlemekte ve ilçe halkını sisteme yedeklemeye çalışmakta önemli "başarılar" kazanmıştır. Mesudiye Kaymakamlığı'nın resmi internet adresinde (www.mesudiye.gov.tr) "devletten her şeyi beklememek" için oluşturulduğu söylenen bu kurultayların en önemli başarısı olarak, ilçedeki askeri eğitim birliğinin ilçeye getirilmesi olduğu belirtilmektedir. Bir başka başarı ise Ecevit'e köykent projesinin ilçede uygulanması için teklif götürülmesi olarak belirtiliyor.

Yukarıda sosyo-ekonomik ve coğrafi yapısının gerilla savaşı için uygunluğunu vurguladığımız ilçede köy-kent uygulaması gecikmemiş ve B. Ecevit tarafından 2 Eylül 2000 tarihindeki bir törenle başlatılmıştır.

Mesudiye Kaymakamı Şafak Başa'nın idarecinin Sesi adlı bir yayında belirttiğine göre proje üç aşamada uygulanacaktır. Bu aşamalar altyapı hizmetlerinin tamamlanması, eğitim ve sağlık gibi sosyal hizmetlerin götürülmesi, son olarak da kooperatiflerin kurulması, damızlık, sığır, besicilik, arıcılık, su ürünleri, koyunculuk projeleri, orman ürünlerini işlemeye yönelik yatırımlar, küçük sanayi sitesinin yapılması gibi ekonomik çalışmaların olduğu aşamadır (Başa, 2000).

Yukarıda özetlenen çalışmaların 2002 Eylül ayında tamamlanacağı varsayılmıştır. Bugün itibariyle bırakın bu çalışmaların tamamlanmasını, geliştirilen makro-politikalarla kooperatifler çalışmaz duruma getirilmiş, yem fiyatlarının artması vb. sonucu besicilik bitirilmiş, ormanlar uluslararası tekellere peşkeş çekilmiş, küçük esnaf yok olmayla karşı karşıya gelmiştir. Oktay Ekşi ve Hürriyet gazetesinin "sanat dehası" Doğan Hızlan'ın yazılarında bahsettikleri toplumsal dönüşüm ortalarda görünmemektedir. 2000 yılı rakamları ile 10 trilyonun üzerinde bütçeye sahip proje Halk Savaşı'nın geliştirilmesine karşı olan misyonunun dışında başkaca "halkçı" amaçla kullanılmamıştır.

Kırsal kesimi oluşturan ve Halk Savaşı içerisinde temel güç olan yoksul köylülüğün sistemin ideolojik saldırısına karşı başta demokratik halk kooperatifleri olmak üzere dernekler ve sendikalarda örgütlenmesi gerekmektedir. Bu tip oluşumlarda kazandırılacak demokrasi anlayışı devrimin ileri aşamalarında işimizi kolaylaştıracaktır.  Bu çalışmalar yapılırken köylü için savaş savaşmak yerine köylü ile birlikte başta proletarya olmak üzere tüm ezilenlerin kurtuluşu için savaşmak gerektiği bir an bile unutulmamalıdır.

Son sözü dünya halklarının son büyük öğretmeni Mao'ya bırakalım. Mao "önce traktör sonra kooperatifleşme" uygulamak gerektiğini savunanlara karşı bakın ne diyor: "Biz tam tersini yaptık Biz bir kitle çizgisi yürürlüğe koyduk; toprak ağası sınıfına karşı mücadele vermeleri, bunların toprağını adam başına bölüştürek dağıtmaları için yoksul ve aşağı-orta köylülüleri ayaklandırdık. (Bu kırsal bölgelerde büyük bir devrimdi). Hemen sonra bunu karşılıklı yardım ve kooperatif hareketleri takip etti. Ve bu noktadan itibaren, adım adım ilerleyerek,  köylüleri sosyalizm yoluna götürdük. Kitlesel bir parti ve ordumuz vardı. Güçlerimiz güneye gidince, her eyalete eyalet, bölge, il ve bucak düzeylerinde çalışmalar yapmak üzere kadro müfrezeleri yerleştirildi. Güçlerimiz varır varmaz köylere derin bir şekilde sızar, "yoksulları acılarından öğrenmek üzere ziyaret eder", "kök salıp bütün öğeleri toparlar", yoksul ve aşağı-orta köylülerin aktif öğelerini örgütlerdi" (Mao, 1980,97).

KAYNAKÇA

- Başa Şafak/'Ordu Mesudiye İlçesi Çavdar ve Yöresi Köyleri Köykent Projesi", idarecinin Sesi Dergisi, C: XIV, Ankara, 2000.
- Devlet İstatistik Enstitüsü, Hane halkı İşgücü Anketi Sonuçları, 1998, Ankara.
- Köy işleri ve Kooperatifler Bakanlığı, Kırsal Alan İçin Kalkınma Önerisi Köykent:   Van Özalp 1978 Köykent Düzeni, Ankara, 1978.
- http://www.mesudiye.gov.tr
- Zedung Mao, Sovyet iktisadının Eleştirisi, Birikim Yayınları, İstanbul, 1980.

ÖZGÜR DÜŞÜN SAYI-06 

 
kaypakkaya-anma-afisdgh-li-tutsaklarla-dayanisma

Özgür Düşün

  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün

www.demokratikgenclikhareketi.org | Demokratik Gençlik Hareketi Resmi İnternet Sitesi