MANiFESTO'NUN GÜNCELLiĞi (2)

Felsefeyle Düşünmek

Bir önceki yazımızda Komünist Manifesto’nun temel olarak kapitalizm çözümlemesi olması bakımından güncelliğine işaret etmiştik. Bu kez Manifesto’da ortaya konulan biçimiyle kapitalizmin genel niteliklerini belirleyelim. Tam burada akla 158 yıl önce çözümlenen kapitalizmin yaşadığı değişimler sonucu bugünkü kapitalizmle özdeş olup olmadığı sorusu akla gelebilir. Kuşkusuz kapitalizmin değiştiğini reddetmek olanaksız. Fakat asıl sorun kapitalizm değişirken yaşanan sürecin bir başkalaşma mı, yoksa onun temel öğelerini koruyan bir genleşme mi olup olmadığıdır. Bu sorunun olası yanıtları kapitalizm karşıtı alternatiflerin yolunu çizecektir. Kapitalizmin içinden düzeltilebileceğine inananlar gözlerini “batı” ülkelerine odaklayarak, onun “vahşi” niteliğinin başkalaştığını, bundan dolayı yapılacak reformlarla içerden bir çözümün mümkün olduğunu dile getiriyorlar. Sosyal demokrasi düşüncesi işte bu kaynaktan doğuyor. Öte yandan kapitalizm özünü oluşturan niteliklerin, her geçen gün insanlığı ve doğayı daha çok tehdit ettiğini savunanlar ise kökten bir değişimden yana. Bütün bunlardan dolayı 158 yılda kapitalizmde neyin değiştiğini, Marks’ın ona ilişkin ileri sürdüklerini izleyerek saptamaya çalışalım.

Öncelikle Marks, kapitalizmin yarattığı iki büyük sınıfın varlığına işaret eder: burjuvalar ve proleterler.

Burjuvazi deyince, toplumsal üretim araçlarının mülkiyetini elinde bulunduran ve ücretli emeği sömüren modern kapitalistler sınıfını anlıyoruz. Proletarya deyince ise, kendi mülkiyetinde üretim aracı bulunmadığından, yaşayabilmek için işgüçlerini satmak durumunda kalan modern ücretli emekçiler sınıfını anlıyoruz.”

Burjuvazinin başlıca özelliği sınıf karşıtlıklarını basitleştirmiş olmasıdır. Ücret ilişkisinin genelleşmesi sonucu “doktoru da, hukukçuyu da, rahibi de, şairi de, bilim insanını da kendi ücretli emekçisi haline getirmiştir.” Kadın da artık burjuvazi için iş gücüdür. Yaygın makine kullanımı ve işbölümü yüzünden, proleterin yaptığı iş, tüm özerk niteliğini yitirir. Proleter makinenin bir uzantısı haline gelir. Yapması gereken basit, tekdüze bir harekettir: düğmeye basmak, kolu çevirmek… Beceri, kaba güç istemeyen, karmaşık olmayan hareketler. Dolayısıyla “yaş ve cinsiyet farklılıklarının işçi sınıfı için artık herhangi bir ayırıcı toplumsal geçerliliği yoktur. Bunların hepsi de, kullanılmaları, yaşlarına ve cinsiyetlerine bağlı olarak, az ya da çok pahalı iş araçlarıdırlar.” Modern sanayi, arkasına teknolojiyi alarak geliştikçe el emeğinin içerdiği beceri azalır, bunun sonucu giderek erkeğin emeğiyle birlikte kadın emeği iş gücü olur. Yaş ve cinsiyet farklılıklarının işçi sınıfı için artık herhangi bir ayırıcı niteliği kalmaz. “Bunların hepsi de, kullanılmaları, yaşlarına ve cinsiyetlerine bağlı olarak, az ya da çok pahalı iş araçlarıdırlar.” Bu durumun nasıl yakıcı bir sorun olduğunu ortaya koymak için şu veri yeterli olmalı “Çocukların Çalıştırılmasına Karşı Çalışma Programı'nın (IPEC) verdiği bilgilere göre, dünya genelinde çoğunluğu 5-17 yaş arasında olan 200 milyon çocuk işçi var. Bunların çoğunluğunun yaşı 16'nın altında olan kız çocukları. Türkiye’de çalışan yaklaşık 3 milyon 850 bin çocuk var.Türkiye’de 6-14 yaş grubu arasında çalışan 511 bin çocuk var”.

Burjuvazi tarihte son derece devrimci rol oynamıştır. Ancak artık burjuvazi devrimci niteliğini kaybetmiş, toplumun sırtında asalak durumuna gelmiştir. Kapitalizm egemen olduğu her yerde feodal ilişkileri yerle bir edip yerine “insanla insan arasında kupkuru çıkar dışında, duygusuz ‘nakit ödeme’ dışında hiçbir bağ bırakmaz”. Bu durumda günümüz insanının en büyük sıkıntılarından biri olarak beliren başkalarıyla sağlıklı ilişkiler geliştirememe, kapitalizmin insanlığın kucağına bıraktığı bir yüktür. Artık insanlar birbirleriyle olan ilişkilerinde erdemden, saygıdan, sevgiden, doğruluktan daha az söz eder duruma geldiyseler, kimilerinin iddialarına göre bu ne dinden uzaklaşma, ne de gelenekten kopmayla ilgilidir, yalnızca kapitalizmin insani ilişkilerde yarattığı yıkıntıdır. Çünkü kapitalizm “kişisel saygınlığı, değişim-değerine indirgemiş ve çok sayıda özgürlüklerin yerine, o tek özgürlüğü, insafsız ticaret özgürlüğünü koymuştur.”

Günümüzde kapitalizmle en çok yan yana anılan sözcük krizdir. Burjuvazi, üretimi öylesine büyük çapta örgütlemiştir ki artık yarattığı bu güç denetimi altına tutamamaktadır. “Üretimin sürekli dönüşümü, bütün toplumsal kesimlerin aralıksız sarsıntıya uğratılması, sonu gelmez güvensizlik ve hareketlilik, burjuva döneminin tüm ötekilerden ayırt edici niteliğidir.” Periyodik yinelenmeleriyle tüm burjuva toplumunun varlığını sürekli artarak tehdit eden ve sorgulayan ticaret krizleri” ortaya çıkar. Krizlerde “toplumsal bulaşıcı hastalık” ortaya çıkar, bu hastalık aşırı üretimdir. Kapitalizm üretim sisteminin devamlılığını sağlamak için ekolojik, ideolojik ve politik süreçleri yeniden üretir. Sermayenin ve metaların aşırı üretimi olarak gelişen kapitalist üretim süreci, bu aşırı üretim sonucu krizlerle karşı karşıya kalır. Marks, bu sermayenin proletaryanın artı-emeğine elkonulmasıyla büyüdüğünü, yani artı-değerin kapitalistler tarafından el konularak bir bölümünün sermaye haline dönüştürülerek sermayenin genişlediğini ve bu genişleme sürecinin kaçınılmaz olarak aşırı üretim buhranlarına neden olduğunu belirler. Sermayenin sürekli büyümesi ve bu büyümeye paralel olarak kâr oranlarının düşme eğilimi içinde olması, burjuvazinin üretim araçlarında sürekli devrim yapmasını gerektirir. Üretim sürecinde sürekli dönüşüm yapılmalıdır. işte burada günümüzün moda söylemi küreselleşme, Marks’ın üstün öngörüsüyle, 1848 yılında karşımıza çıkıyor. “Sürekli genişleyen sürüm ihtiyacını karşılamak için burjuvazi, yeryuvarlağının bütününe el atmakta. Her yerde yerleşmesi, her yerde yapılaşması, her yerde bağlantılar kurması gerekiyor.” Böyle burjuvazi, dünya pazarını sömürerek, her ülkenin üretimine ve tüketimine karma bir nitelik verir. Bütün ulusal sanayilerin temlerini yıkıp geçer. Marks bu dönemde hammaddeyi kendi ülkesinden almak yerine en uzak bölgelerden alan, ortaya çıkan ürünü dünyanın her yerinde pazarlayan yeni sanayilere işaret eder.

Marks, burjuvazinin tüm bütün ulusları, hatta en barbar olanları bile, uygarlığın içine çektiğini söylemekle burgacın çekim alanından kaçmanın olanaksızlığını o zamandan saptıyor. Tüm ulusları burjuva üretim tarzına uymaya zorluyor. Üstelik Marks, yalnızca maddi üretimin değil aynı zamanda “ayrı ayrı ulusların manevi ürünlerinin ortak mülk olmasına” dikkat çeker. Bu da dünyanın en ücra bölgelerinde bile karşımıza çıkan burjuva kültürünü anlamak için ipucu verir. Burjuvazi gittiği her yere kendi kültürünü de işler.

Bir başka güncel sorun olan ülke nüfusunun metropollerde toplanmasını Marks şöyle ortaya koyar: “Üretim araçlarının, mülkiyetin ve nüfusun parçalılığını adım adım ortadan kaldırıyor burjuvazi. Nüfusu bir çimento bağlamında bütünleyip, üretim araçlarını merkezileştiriyor ve mülkiyeti az sayıda kişinin ellerinde yoğunlaştırıyor.” Bugün 6 milyarlık dünyanın zenginliğinin yarısından fazlası, 37 milyon kişiye yani dünya nüfusunun yüzde ikisine gitmesi ve bu sürecin giderek daha az sayıda kişiyi zengin edecek biçimde sürmesi bir kez daha Marks’ı haklı çıkarıyor.

158 yıl önce altı çizilen kapitalizmin yukarıda işaret edilen öğeleri, bugün hala ondan ayrılamayacak denli yapışıkken Komünist Parti Manifestosu’nun güncelliği vurgulanmalıdır. Tam da bu zamanlarda vurgulanmalıdır. insanlığın tarihsiz bırakıldığı, sınırların ortadan kalktığının söylendiği bu zamanlarda emek-sermaye çelişkisinin varlığını hatırlatmak, sömürü üzerindeki gizemi kaldırmak için!

Komünist Parti Manifestosu insanlık için kutup yıldızı olmayı sürdürecektir.

* Yazıda geçen tüm alıntılar, Evrensel Basım Yayın’da çıkmış olan Komünist Parti Manifestosu’ndan yapılmıştır.

 ÖZGÜR DÜÜÜN SAYI-38

 
kaypakkaya-anma-afisdgh-li-tutsaklarla-dayanisma

Özgür Düşün

  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün

www.demokratikgenclikhareketi.org | Demokratik Gençlik Hareketi Resmi İnternet Sitesi