|
İSTANBUL (06.11.2008) - 12 Eylül karanlığının üniversiteler üzerindeki sopası olarak inşa edilen Yüksek Öğrenim Kurumu (YÖK)’ün kuruluşunun 27. yılı da lise ve üniversite öğrencileri tarafından protesto eylemleriyle karşılandı. Öğrenciler bir kere daha eşit, parasız, bilimsel, anadilde eğitim taleplerini dile getirdiler.
Bugün (06.11.2008) saat 12.15’te İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nde bir araya gelen lise ve üniversite öğrencileri, “Halk için bilim, eğitim, üniversite” yazılı pankart ve dövizlerle üniversitenin merkez kampusuna kadar bir yürüyüş gerçekleştirdi. Öğrenciler, yürüyüş boyunca sık sık “YÖK kalkacak, polis gidecek, üniversiteler bizimle özgürleşecek”, “YÖK’e hayır”, “YÖK’e rake, zaningahe rızgar ke”, “Sermaye defol üniversiteler bizimdir”, “Ferman devletin, üniversiteler bizimdir”, “Eğitim haktır satılamaz” gibi YÖK’ü teşhir eden ve kendi taleplerini dile getiren sloganlar attı.
YÖK zihniyeti sermayenin ve düzenin sözcüsüdür. Merkez kampusun önüne gelindiğinde ise basın açıklaması yapıldı. Öğrenciler adına basın metnini okuyan Ozan Doğan, neo-liberalizmin ihtiyaçlarına cevap olacak şekilde yapısal değişikliklerin gerçekleştirildiği 24 Ocak kararlarının hemen ardından hayata geçirilen YÖK’ün, 12 Eylül darbesinin üniversitelerdeki izdüşümü olduğunu belirtti. Doğan, YÖK’ün 27 yıldır öğrenciler, öğretim görevlileri, asistanlar ve üniversite çalışanları üzerinde kurduğu tahakkümün bugün de bu kesimlerin üniversitelerle ilişkilerinin kesilmesi, geri kalanların da acımasız sömürü koşullarına itilmesi ve anti-demokratik uygulamalarla baskı altında tutulması şeklinde halen sürdüğünü vurguladı. Doğan, “Üniversite içi işletmelerin adım adım taşeron firmalara devredilmesi, harçların arttırılması, öğretim elemanlarının, öğrencilerin ve üniversite içinde çalışan işçilerin söz, eylem ve örgütlenme haklarının ortadan kaldırılması veyahut kısıtlanması YÖK sürecinin bugün yaratmış olduğu tahribatların temel kaynaklarını oluşturmaktadır” diyerek YÖK sisteminin bugün de devam eden uygulamalarına deyindi. Üniversitelerde demokratik, bilimsel, anadilde ve parasız eğitim mücadelesi veren öğrencilerin hala soruşturma terörüyle karşı karşıya olduğunu söyleyen Doğan, YÖK zihniyetinin, farklı fikirlerin ifade edilmesini değil, piyasanın ve düzen sahiplerinin sözcülüğünün yapılmasını, kurşun asker misali sistemin ihtiyaç duyduğu normlara sahip insan yetiştirilmesini istediğini belirtti. Doktora eğitimini bitiren 50/d maddesine tabi tüm asistanların işsiz kaldığına değinen Doğan, asistanların yaşadıkları sorunlara da vurgu yaptı. Bu algıya, bu anlayışa karşı mücadele etmekten geri durmayacaklarını belirten Doğan, “Bizler, bu alanda yürüttüğümüz mücadeleyi; bilimin, eğitimin ve üniversitelerin halkın çıkarlarını hedefleyen bir anlayışla yaşamsallaştığı, gerçek kimliğine büründüğü ve insanlığın geleceğini daha aydınlığa götürecek bir mücadelenin parçası olarak görüyoruz” diyerek açıklamayı sonlandırdı. 16 Mart katliamı da unutulmadı Basın metninin okunmasının ardından, öğrenciler 16 Mart 1978’de 7 üniversite öğrencisinin katledildiği İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nin önüne gelerek burada da kısa bir anma etkinliği gerçekleştirdi. Eyleme destek veren Grup Munzur da, kısa bir konuşma yaptıktan sonra kısa bir dinleti sundu. Grup Munzur adına yapılan açıklamada, 12 Eylül askeri faşist darbesinin üniversiteler üzerindeki ürünü olan YÖK’ün bugün de hala öğrencilerin bilimsel, eşit, anadilde eğitim talepleri karşısında aynı baskı zihniyetini koruduğu belirtilerek, buna karşı üniversite öğrencilerinin yürüttüğü mücadeleye destek verdikleri belirtildi. Açıklamanın ardından Grup Munzur ve öğrencilerin bir ağızdan Beyazıt Marşı’nı okumasıyla, eylem sonlandırıldı. |