|
Dergimizin bu sayfasını, hayatlarını inançları uğruna hiç düşünmeden tehlikeye atan ve insanlık tarihine birer miras bırakanlara ithaf ediyoruz. İlk sayımızdaki konuğumuz, yaşamını halkına adamış olan Devrimci Bulgar Şair, Nikola Vaptsarov. 1909'da küçük bir kasabada doğup, 33 yaşındayken, faşistler tarafından kurşuna dizilerek katledilen Vaptsarov, kısa denebilecek yaşamına, önemli işler sığdırdı. Küçük yaşlardan itibaren, sanata merak salan şair, ailesinin ekonomik durumunun elverişli olmamasından ötürü eğitimini tamamlayamamış ve ağır işlerde çalışmak zorunda kalmıştır. Vaptsarov, özellikle İkinci Paylaşım Savaşı sırasında, faşistlerin yanında yer alan baskıcı hükümete karşı mücadele etmiş ve çalıştığı fabrikalardan başlamak üzere, çeşitli direnişlerin örgütlenmesinde önemli roller oynamıştır. 1932 yılında, tanıştığı Bulgar Komünist Partisi'ne üye olup, üç yıl sonra sendikalar kongresine delege olarak katılmıştır. Bundan sonraki yaşamında, mücadelenin merkezinde olmuş ve sanat faaliyetlerini de sürdürmüştür. Devrimci mücadelenin yanında, "Edebiyat Eleştirisi" adlı dergide yazıları ve şiirleri yayımlanan Vaptsarov, tek kitabı olan, "Motor Türküleri"ni de 1940'ta yayımlamıştır. Yaşamını bir işçi olarak sürdürdüğünden, çoğunlukla sınıfın problemlerini işleyen şiirler yazmıştır. Özellikle, devrimci yurtseverler arasında bir hayli ünlenen şair, önemli bir eylem örgütlerken son kez tutuklanıp, aylarca süren işkencelerin ardından, 23 Temmuz 1942'de BKP Merkez Komitesi Sekreteri Anton Ivanov ve 5 yoldaşıyla birlikte kurşuna dizilerek katledilmiştir. Vaptsarov ve yoldaşları, ölüme "Özgürlük Uğruna Düşen Ölmez" şarkısını söyleyerek gitmişlerdir. İNANÇ İşte soluk alıyorum, Çalışıyorum, yaşıyorum Ve şiirler yazıyorum elimden geldiğince. Hayatla ben bakışıyoruz kaş altından Ve savaşıyorum onunla, gücümün yettiğince. Hayatla kavgalıyız, Ama sanma ki nefret ediyorum hayattan. Tersine, tam tersine! Sonunda bilsem öleceğim, Hayatı kaba, çelikten pençeleriyle Yine seveceğim! Yine seveceğim! Diyelim boynuma geçirip yağlı urganı Sordular bana: "Söyle ister misin bir saat daha yaşamak?" Haykırırım hemen: "Çözün! Çözün!" "Çabuk çözün ilmeği canavarlar!" Hayat için her şeyi yapabilirim. Uçabilirim gökyüzünde Bir deney uçağıyla, İçine girebilirim patlayacak bir roketin, Bir başıma çok uzak bir gezegeni arayabilirim boşlukta. Gönlüm yine de titrer sevinçten, masmavi göğü seyrederken, Gönlüm yine titrer sevinçten hala sağım diye, yaşıyorum. Ama diyelim ki, aldınız ne kadar diyelim? Bir buğday tanesi kadar inancımdan, Haykırırım o zaman yüreğinden yaralı bir panter gibi Haykırırım acıdan. Ne'm kalacak benim o zaman? Soyulduktan sonra darmadağın olurum. Daha doğrusu, açıkçası, soyulduktan sonra sıfıra inerim ben Belki de siz mutlu günlere inancımı benim yıkmak istersiniz, inancımı daha güzel, daha anlamlı olacağına gelecekteki yaşamın Söyleyin lütfen, neyle saldıracaksınız? Kurşun? Hayır yararsız! Durun! Kurşununuz beş para etmez. İnancım zırhla kaplıdır göğsümde, Ve bu zırha işleyecek kurşun, icat edilmemiştir henüz! İcat edilmemiştir! Çeviren: Erdal ALOVA
|