ABD NEDEN SALDIRIYOR?

Okur-Yazarların Kaleminden

Son günlerde, birçok çevre tarafından Amerika'nın olası Irak müdahalesi tartışılıyor. Medya, MGK, TÜSiAD, hükümet, sivil toplum kuruluşları vs. savaşın nedeni ve gelecekteki sonuçları üzerine bir şeyler söylüyor. Irak'ın elinde bulunan kimyasal ve biyolojik silahlar, 11 Eylül sonrası 'terörizme karşı başlatılan savaş', 'şer üçgeni' vs. üzerinde en çok konuşulan konular.

Sol çevreler tarafından da savaşın sebebi konusunda birçok fikir dile getirilse de tam bir netlikten söz edilemez. Alışılagelmiş, hatta ezberlenmiş "emperyalizmin yayılmacı politikası", "petrol savaşı" gibi cümleler tekrarlanıp duruyor. Eğer sol kendine Irak'ta meydana gelecek savaşa karşı, muhalefeti örgütleme misyonunu biçmişse savaşın nedenlerine de hakim olmalıdır.

Amerika, bugün ne kadar bahane bulmaya çalışsa da kendi çıkarları için insanları öldüreceği gerçeğini gizleyememektedir. Öyle ki emperyalistlerin, özellikle ABD'nin güdümünde olan ve bugüne kadar onları hiç yalnız bırakmayan sözde barışın güvencesi NATO ve BM bile bu savaşa açık destek vermemektedir. Tabi bunda emperyalistler arasındaki çelişkinin de etkisi küçümsenemez.

Amerika'nın planının Ortadoğu'daki petrol kaynaklarına hakim olmak olduğu su götürmez bir gerçek. Ama iş bu kadar basit değil. Doğu bloğunun yıkılmasıyla birlikte tek süper güç olarak kalan Amerika son on yılda dünyanın kritik bölgelerinde (bunlar genelde Sovyet Sosyal Emperyalizmi'nin denetimindeki bölgelerdi) bir şekilde kargaşalar çıkararak bu bölgelere askeri operasyonlar düzenledi ve buralara askeri varlığını yerleştirmeyi başardı. Bu bölgeler genellikle zengin petrol kaynaklarına sahip bölgelerdir. Amerika diğer önemli petrol yataklarını da kontrol edebilirse dünya pazarlarında tek söz sahibi olacaktır. Böylece Amerika, dünya imparatorluğunu resmen ilan edebilecektir. Venezüella'da yaşanan kargaşa da bunun bir parçasıdır.

Akıllara şöyle bir soru gelebilir. Amerika böylesi bir silah üstünlüğüne sahipken neden çevre ülkelerin ve AB'nin desteğini almak için bu kadar vakit kaybediyor. Her şeyden önce başka bir ülke coğrafyasında haksız yere savaşmak Amerika için bile güç bir iştir. Başka bir sebepse Irak'ta Afganistan'daki gibi parçalanmış bir iktidar yok. iktidar mutlak bir biçimde Saddam'ın elinde… Afganistan'da olduğu gibi kullanabileceği bir 'Kuzey ittifakı' yok. Dolayısıyla büyük bir askeri yığınak yapılması zorunludur. Ayrıca Amerika savaş sonrası Iraklı kukla bir hükümet kurmayı planlamaktadır. Bunun içinse zaman gereklidir.

Tüm bunlara rağmen Amerika'nın hızlı bile davrandığı söylenebilir (sadece Irak konusunda değil son on yıldaki tüm saldırıları göz önüne alındığında). Bunun önemli bir sebebi vardır. Az önce de Amerika'nın imparatorluğunu ilan etmesi konusundan bahsetmiştik. Gelişebilecek başka bir emperyalist güç bunun önünde engel oluşturabilir. Almanya, Rusya gibi güçler açıktan seslerini yükseltemeseler bile Amerika'nın rakibidirler. Ama bunlardan daha tehlikeli olan ise Asya'daki bir Çin ve gelişebilecek Hindistan yayılmacılığıdır. Hindistan şu anda Amerika'nın güdümünde olsa da Çin'in son yıllardaki gelişimi oldukça dikkat çekicidir. Zaten son yıllardaki Amerika - Çin gerginlikleri de bu iki gücün çıkar çatışmasının şimdiden gerginleşmeye başladığının kanıtıdır. ABD bu yüzden elini çabuk tutup Çin etkili bir rakip olmadan tüm dünyada hakimiyetini perçinlemek istemektedir.

Bilinmektedir ki son yıllarda Amerikan ekonomisinin durumu hiç de iç açıcı değildir. Tunç bir heykel gibi yıkılmaz duran Amerika aslında içten içe çürümektedir. Son yıllarda faiz oranlarının sekiz defa düşürülmesine rağmen Amerikan ekonomisi yine de canlanmamaktadır. ABD emperyalizmi farklı pazarlardaki yerini Japon ve Avrupalı emperyalistlere kaptırmıştır. Artık Amerikalılar bile büyük ve sağlam Amerikan otomobilleri yerine küçük ve ekonomik Japon otomobillerini tercih etmektedirler. Bu yüzden ABD için petrole hakim olmak oldukça önemlidir. Bunun yanında savaş aynı zamanda tüketim demektir. Tüketim de üretimi getirecektir. Ayrıca savaş sonrası yıkılan Irak'ın yeniden inşası da önemli bir pazardır. Bu da Amerikan ekonomisinde belirli bir canlanmaya yol açacaktır. Ayrıca savaş sırasında son silahlarının reklamını yapması ve silah satışlarını arttırması da gözden kaçırılmaması gereken bir noktadır.

Bu savaşın ABD için önemli bir yanı da rakiplerine/düşmanlarına yenilmez gücünü gösterip gözdağı verebilecek olmasıdır. Özellikle Ortadoğu'da gelişebilecek anti-Amerikancı politikalara şimdiden verilecek bir mesaj niteliğindedir.

Asıl olarak bilinmesi gereken bir nokta var. Amerika'nın Irak'a düzenleyeceği saldırının, bugüne kadar yaşanan emperyalist saldırılardan önemli bir farkının olacağıdır. Bugüne kadar ki ABD ve diğer emperyalist ülkelerin yap¬tıkları saldırıların her zaman bir bahanesi, "haklı sebepleri" vardı. Kore ve Vietnam'da komünizme karşı "demokrasi"yi ve "özgür dünya"yı korumak için, Somali'de iç savaş sonrası oluşan kıtlıkta masum sivillerin ölümünü durdurmak için, Bosna ve Kosova'da katliamları durdurmak için, ilk Körfez Savaşı'nda işgal altındaki Kuveyt'i kurtarmak için, Afganistan'da ise dünyayı terörizm belasından kurtarmak için tanrısal gücüyle Herkül misali insanlık için savaşıp duran bir Amerika portresi çiziliyordu.

Bugün ise ABD ve daimi müttefiki ingiltere’nin savaş gerekçesi olarak ileri sürdükleri bir torba dolusu saçmalıktan başka bir şey değildir. Irak'ın elinde kimyasal ve biyolojik silahlar bulundurduğu ve çevre ülkeleri tehdit ettiği iddiası havada kalmıştır. BM silah denetçileri hala bir şey bulamamışlardır. Silah denetçilerinin bazı silahları bulduğunu farz etsek bile bu silahlara dünyanın birçok ülkesi sahiptir. Bu listenin başında da ABD açık ara öndedir. Zaten bu silahları üreten, geliştiren ve dünyaya pazarlayan ülkede ABD'nin ta kendisidir. Saddam'ın bir diktatör olduğu ve ABD'nin Irak'a demokrasi ve insan haklarını götüreceği iddiasına gelince: Evet Saddam'ın bir diktatör olduğu gerçektir. Fakat Saddam'ı bu hale getiren ABD'nin ta kendisidir. iran- Irak savaşı sırasında Saddam'ı besleyen ve bugün mevzu bahis olan silahları Irak'a veren, Halepçe' deki katliamlara hiç ses çıkarmayan yine ABD'den başkası değildir. Bunun dışında dünyanın birçok ülkesi çok daha baskıcı rejimlerle yönetilmektedir. ABD'nin Ortadoğu'daki en büyük müttefiki faşist israil Devleti'nin Filistin halkını nasıl katlettiği, elinde hangi silahların olduğu herkesçe bilinmektedir. ABD, israil'e veya diğer baskıcı devletlere hiç sesini çıkarmamakta hatta ABD'nin çıkarlarına uygun hareket ettikleri sürece desteklemektedir.

Yukarıda da anlatmaya çalıştığımız gibi ABD'nin kamuflajı kalkmış ve kendi emperyalist çıkarları için bir halkı katletmeye hazırlanmaktadır. ABD artık halkların gözünde deşifre olmaktadır. Bunun sonucunda dünyanın birçok ülkesinde, çeşitli kesimlerden Sivil Toplum Kuruluşları, sendikalar, siyasi partiler, meslek odaları, kitle örgütleri ve bireyler bu kirli savaşa karşı sesini yükseltmeye başlamıştır. Söylendiğine göre Vietnam Savaşı'ndan beri en kitlesel savaş karşıtı hareket gelişmektedir. Ülkemizde de halkın %80'i bu savaşa karşıdır. Bizim yapmamız gereken bu savaş karşıtlığını anti-emperyalist bilinçle donatmaktır. Dünya önümüzdeki günlerde daha da hareketlenecek gibi gözüküyor. Güçlü bir hareket yakalanırsa bu savaşı engellemek mümkün olabilir. Ama unutmamak gerekir ki bu savaşı durdurmayı basarsak bile bu savaşları kökten yok etmek anlamına gelmez. Sadece savaşın ileri bir tarihe ertelenmesidir. Emperyalizm var olduğu sürece savaşlar da var olacaktır. Savaşları dünya üzerinden kaldırmanın tek yolu emperyalizme ve her türden gericiliğe karşı verilecek topyekûn mücadeledir. Yine de bu savaşa karşı olmak emperyalizmi gerileteceği için önemlidir.

Bu savaş Amerika'nın gelecekteki politikalarını oldukça etkileyecektir. Afganistan operasyonundan önce Bush hükümeti bunun uzun süreli bir savaş olduğunu ve terörizme destek veren tüm ülkelerin bundan nasibini alacağını belirtmişti. Çeşitli uzmanlarsa Afganistan'dan sonraki hedefin Irak olduğunu söylemişlerdi. Bugün de biliyoruz ki Irak'tan sonraki hedef iran ve Kuzey Kore'dir. Amerika'nın bu savaştan alacağı sonuç pek sürpriz olmayacaktır. Fakat iran ve Kuzey Kore pek kolay lokma değiller. Eğer Amerika bu savaştan galip çıkarsa ve dünya kamuoyundaki muhalefeti bir şekilde engelleyebilirse önümüzdeki yıllarda çok daha pervasızlaşacaktır.

 
kaypakkaya-anma-afisdgh-li-tutsaklarla-dayanisma

Özgür Düşün

  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün

www.demokratikgenclikhareketi.org | Demokratik Gençlik Hareketi Resmi İnternet Sitesi