Proletarya Partisi Öncülüğünde Yürütülen Örgütlü Mücadeleden Uzaklaşmak İdeolojik Yenilgidir

Her birey devrimci saflara katılırken, mevcut toplumda üzerine aşılanan birçok hastalığı da beraberinde getirmektedir. Elbetteki bireydeki bu hastalıklar, sınıfsal kökeni gereği, kişiden kişiye farklılık arz etmektedir. Önemli olan bu hastalıkların birinde az diğerinde çok olması meselesinden ziyade, onları aşmak için sarf edilen çabadır. Çünkü bu çabaya bağlı olarak birey küçük-burjuva hastalıklarından arınıp proleterleşebileceği gibi, tersi bir durumda yani hastalıklarına karşı boş verdime! bir mantıkla hareket ettiğinde, onların üzerinde ciddiyetle durmadığında ise son durumda karşı-devrimci nitelik içerisine girecektir. Bunlar bireyin içindeki burjuva ve proleter yön arasındaki savaşımın kaçınılmaz sonuçlarıdır.

endi 'iç devrimini gerçekleştirmeyen toplumsal devrimi gerçekleştiremez" sözünün doğruluğu, pratikte sürekli ispatlanmaktadır. Kendi içindeki sınıf savaşımını önemsemeyen, görmezlikten gelen (ki, bu da burjuvazinin adım adım zafere ulaşması demektir) bir bireyin teorisi ile pratiği olumsuzluk arz edecek ve toplumsal devrimi gerçekleştirmek için sunacağı katkı zararın yanında kaybolacaktır. Dolayısıyla bu uyumsuzluk nedeniyle halkın devrimcilere ve partiye olan güveni, güvensizliğe dönüşecektir.

Örneğin; bir bireyin bireyciliğin açılımını çok iyi yapması veya başkalarının bireyciliğine, "ben”cililiğine karşı "amansız bir mücadele vermesi", bunun yanında kendi "bencil’ yönlerine karşı liberal kalması, çevresindeki insanların gözünden kaçmayacağı gibi, bireye karşı bir güvensizlik de gelişecektir.

Evet, bireylerin kendi içlerindeki burjuvazi ve proletaryanın savaşımına verdikleri önem toplum içerisindeki diğer çelişkilere karşı yaklaşımda, onları ele alışta veya çözüm için sarf edecekleri çabada kendisini şu veya bu oranda göstermektedir-gösterecektir.

Bir şeyi ele alırken, o şeyin ilerlemesinde veya gerilemesinde, olumlanmasında veya olumsuzlanmasında belirleyici olanın iç çelişkiler olduğunu sürekli vurgularız. Ama bunun yanı sıra onun tarihsel gelişimini, diğer olgularla olan bağlantısını ve günümüzdeki durumunu, diğer bir deyişle dış olguların iç çelişkiler üzerindeki etkisini de yadsımayız. Nasıl ki, bir bireyin şube tavrının olumsuzluğun da kişinin iç çelişkilerinin belirleyici özelliğine vurgu yapmakla yetinmiyor, bunun yanında bireyin o duruma gelmesinde etkili olan olayları nedenleriyle-niçinleriyle ele alıyor, onlarla bütünlüklü olarak dersler çıkartıyorsak çıkartmak zorundaysak; yazımızın konusu olan mücadeleyi bırakmalarda da bütünlüklü değerlendirmeye gitmek zorundayız.

Toplum içerisindeki belli başlı çelişkileri görmek, onların çözümünün proletaryanın ve halkın haklı mücadelesiyle olacağını bilince çıkartmak işin bir yanı iken, mücadeleye katılıp onun tüm gereklerini yerine getirmek, işin diğer yanıdır. Ve de zor olan yanıdır. Önemli olan bu zor yanın göğüslenmesidir. işte bu zorlukların göğüslenmemesinden dolayı gündeme gelen bırakmalarda, kuşkusuz iç çelişkiler belirleyicidir. Peki, bu iç çelişkiler nelerdir ve dış koşulların çelişkilerin bu iç çelişkiler üzerindeki etkisi ne ölçüdedir?

Kuşkusuz bireyleri mücadeleyi bırakma kararı almaya iten esas etmen geldikleri toplumda üzerlerine aşılanan küçük-burjuva zaaflarına yenik düşmeleridir. Toplumsal düşünmekten kopup, bireyciliği ve "ben"ciliği ön plana çıkartmalarındandır. Başka bir deyişle kendi içlerindeki burjuvazi ile proletaryanın mücadelesinden burjuvazinin zaferle çıkması demektir. Kişi geldiği topluma, o toplumun şu veya bu yönüne özlem duymaktadır. Örgüt disiplini ona ağır gelmeye başlamaktadır. Doğanın zorluklarına "karşı kendinde mücadele edecek gücü görememektedir. Ve bunlara benzer günlük yaşantıdaki bir çok şey ona artık zor gelmektedir.

Kişi mücadeleyi bırakırken bir çok gerekçe öne sürmektedir. Partiye güvensizlik, devrime inançsızlık, koşulların zorluğu, umduğunu bulamama, faşist devlet tarafından aileye yapılan baskı vb. işte bütün bunlar tam da kişilerin iç çelişkilerinin patlak verdiği noktalardır. Ama birey örgütlü mücadele içerisine girerken bir çok zorlukla karşılaşacağını ve bu zorlukları aşmanın yolunun, hastalıklarımıza karşı mücadeleden, proleter ideoloji ile donanmaktan, çaba sarf etmekten geçtiğinin şu veya bu orana bilincindedir. Peki nedir onu bu duruma getiren?

Kuşkusuz bahsini ettiğimiz iç çelişkiler kendiliğinden böylesi bir olumsuz seyir izlememiştir? Dış koşulların çelişkilerin, iç çelişkilerin derinleşmesinde etkileri olmuştur. Bu noktada örgütün eksiklikleri de gündeme gelmektedir. Bireyler örgüte gelirken sağlam bir ideolojiye sahip olmayabilirler, küçük -burjuva zaafları çok olabilir, olacaktır da. Bunu yadsıyamayız. Burada önemli olan alacağı eğitimdir. Çünkü bireyler örgüt içerisinde alacakları eğitim ile proleter ideolojiye sahip olacaklardır, bu doğrultuda zaaflarından zamanla arınacaklar ve sınıf mücadelesine göre şekilleneceklerdir.

Bireyin karşılaştığı bir sorun onun gerilemesine neden olabilmektedir. Gerilemelerin nedenleri sağlıklı bir şekilde ortaya konup, eksiklikler aşılmadığı müddetçe bireyle kollektif arasında bir kopukluğun gündeme gelmesi kaçınılmazdır. Çünkü birey artık kollektifin çıkarı için hareket etme tarzından parça parça kopacaktır. Talimatlar ve disiplin kurallarına karşı tepkisellik gündeme gelecektir. Ve ilerleyen süreçte (eğer müdahale edilmez ise) bireyin çıkarları ile kollektifin çıkarlarının çatışması üst boyutta söz konusu olacaktır ki, bu noktada bırakmalar gündeme gelecektir.

Bir bireyde gerilemenin başlaması ve gelişmesi çevresindeki insanların gözünden kaçabilecek bir şey değildir. (Özellikle sorumlu insanların.) Çünkü yukarıda da belirttiğimiz gibi bireyle kollektif arasında bir kopukluk yaşanacaktır. Gerileme süreci içerisine giren kişilere müdahale edilmesi, o kişinin olumsuz bir seyir içerisine girmesine engel olabilecektir. Bu bir hastalığın vücutta yayılmasına benzer. Örneğin, vücuda bulaşan bir virüsü ele alalım. Eğer zamanında ve doğru bir şekilde müdahale edilmez ise o virüs bütün vücudunu saracak ve kişinin yaşamla olan bağlarını koparacaktır. Aksi durumda, bir panzehirin verilmesi, doğru tedavi yönteminin izlenmesi kişiyi o virüsten kurtaracaktır.

işte gerilemelere ve bunun sonucu olarak ortaya çıkacak olan bırakmalara karşı panzehir; eğitimdir. Çünkü bugün eğitimin yetersiz olduğu bir ortamda veya bireyde ne ideolojik sağlamlıktan, ne sınıf mücadelesini bilince çıkartmaktan, ne de gelişmeler karşısında doğru bir tarzda tavır takınabilmekten bahsedemeyiz. Bakın, eğitim eksikliği ve siyasi seviyenin geriliğinden dolayı ne gibi sakat şeyler gündeme gelmektedir:

a) Bağımlı kişiliğin olduğu bir yerde araştırmadan, sorgulayıcı olmaktan, bağımsız inisiyatif geliştirmekten, sorunlara zamanında ve yerinde müdahale etmekten bahsedemeyiz. Bugün bağımlı bir kişiliğin olduğu bir yerde grupçuluk-grupçu kafa yapısı da var demektir. Bu ikisi birbirine kopmaz bağlarla bağlıdır. Geldiğimiz toplumda aldığımız eğitim ve şekillenişimizden kaynaklı bizlerde bağımsız bir kişilik oturmamış, bunun aksine kendimizi başkalarına teslim etmişizdir. Yani kendimiz araştırmacı, sorgulayıcı olmamış, başkalarının "doğrularıyla" hareket etmişizdir. Başka bir deyişle, başkalarının kafalarını omuzlarımızın üzerinde taşır olmuşuzdur. Devrimci saflarda bunun zeminini yakaladığımızda da aynı hastalığımızı devam ettirmekteyiz.

Birileriyle zaaflarımızın uzlaşması ya da ideolojik olarak bir çok konuda aynı düşünceyi paylaşıyor olmamız veya önceki faaliyet alanlarımızın aynı olması vb. şeyler bizi bir kesime veya bir bireye bağımlı kılabilmektedir. Bu aynı konumdaki insanlar arasında olabildiği gibi, esasta kendisini üst-alt ilişkilerinde göstermektedir. Parti anlayışına, somut durumun somut tahliline göre şekillenme değil, bireye göre şekillenme, işte bu noktada grupçuluğun nüveleri atılmış olur.

"Grupçuluk karşı devrimciliği maskeliyor, karşı-devrimcilerde grupçuluk hastalığından yararlanıyor" sözünden hareketle pratiğimizden bir örnek verebiliriz. Partimiz içerisinde açığa çıkartılan KDH'nın faaliyetlerine baktığımızda; her alanda her hangi bir gelişmenin veya olayın anlatılmasında Laz Nihat sürekli ön plana çıkartılmış ve "yüceltilmiştir." Karşı-devrim bunu bilinçli ve kendi çıkarları doğrultusunda yaparken, bizim çıkarlarımız farklı olmasına rağmen, ama aynı kafa yapısına sahip olmamızdan kaynaklı, KDH üyelerinin dışında yukarıdan aşağıya doğru ajan Nihat'a bağlı bir grup oluşmuştur. Ve ajan Nihat'ın tutuklanmasıyla bu kişilerin bir kısmı bilinçli karşı-devrimci olmadıkları halde karşı-devrimci faaliyet içerisine girerken (tasfiyeci hizbin ajan Nihat'ı kaçırmayı planlaması), diğer kesimde yüksek gerilimli bir sarsıntı geçirmiş ve bu kesim içerisinde mücadeleyi bırakanlarda olmuştur.

Bağımlı kişilik, örneğin, üst-alt ilişkilerinde alt, üstün herhangi bir olumsuzluğundan etkilenir. Çünkü ona "güvenmektedir.' Çünkü o kişilik "olumsuzluğa düşmez.' Sonuçta üstün olumsuzluğa düşmesiyle altta, ya o olumsuzluğa ortak olacaktır (mesela hizip) ya da ummadığı bir durumla karşılaşmak bireyin gerilemesine neden olacaktır.

b) Bireylerin karşılaştıkları sorunlar karşısında çözümsüz kalmaları onların olumsuz bir süreç içerisine girmesini beraberinde getirecektir. Belki başta basit bir gibi görünebilir. Ama eğer o sorunun çözümü için çaba sarf edilmezse sonuçta çözüme bağlanmayacak ve ortaya yeni sorunlar çıkaracaktır. Birey sorunlar yumağı içerisinde kalacak ve ilerleyen günlerde bir patlamayla karşımıza çıkacaktır; güvensizlik ve mücadeleyi bırakma.

Her bireyin karşılaştığı sorunları tek başına aşması beklenemez. Elbetteki birey salt kendi çabalarıyla aşamayacağı sorunlarda olacaktır. Burada bireyin yapması gereken sorumlu kişilerle konuşup, onların yardımıyla o sorunun kökenine inip dan kaldırmaya çalışmaktır. Burada ile ait arasındaki iletişim meselesi gündeme gelmektedir. Alt sorunu önemsediğinden veya küçük-burjuva gururundan dolayı üste götürmeyeceği gibi, üst ile alt arasında sağlıklı bir diyalogun kurul maması veya üstün alta inerken; yöntem izlemesi mesela sekterleşmesi altın sorunu üste götürmemesini beraberinde getirecektir.(Yazının devamı şimdilik eksiktir)

HALKIN GÜNLÜĞÜ SAYI-34

 
kaypakkaya-anma-afisdgh-li-tutsaklarla-dayanisma

www.demokratikgenclikhareketi.org | Demokratik Gençlik Hareketi Resmi İnternet Sitesi