Bedri Rahmi 1928'de daha lise öğrencisiyken şiir yazmaya başladı. Üiirlerine, 1933'ten sonra Yeditepe, Ses, Güney, insan, inkılapçı Gençlik ve Varlık dergilerinde yer verildi. Halk edebiyatının masal, şiir, deyiş gibi her türüne karşı duyduğu hayranlık, şiirlerine de yansımıştır. Halk dilinden ve şiirinden aldığı öğeleri kendine özgü bir biçimde kullanarak; halk diline yaklaşma çabasını sonuna dek götürdü. Bu niteliklerine paralel olarak şiirleri, resimleriyle büyük bir benzerlik gösterir. Akıcı ve rahat bir dille kaleme aldığı gezi ve deneme yazılarında ise sürekli gündeminde olan halk kültürü, halk sanatı konularındaki görüşlerini sergilemiştir.
“Elem tere fiş
kem gözlere şiş
benim bir yarim var müthiş
azcık Rum azcık Kürt azcık Ermeni
aklına esmeye görsün. Galata kulesinin
tepesinden atar beni
sonra benden önce iner, tutar beni”
Dünyayı belki de ressamca algılayışının bir sonucu olarak şiirlerinde renklerin, kokuların elle tutulurcasına, gözle görülürcesine maddi bir somutluğu vardır. Çağdaş edebiyatımızda bu özellikleri büyük ölçüde bir de Sait Faik'te (şiirlerinde ve hikâyelerinde) görüyoruz. Serbest bir konuşma dili edasıyla söylenmiş şiirlerinde, Orhan Veli'nin ve Nâzım Hikmet'in etkileri duyumsanıyor. Fakat Nâzım Hikmet'in çok sonraları, 1950 sonrasında yakınlık duyacağı ve o dönemdeki şiirlerinde yansıtacağı türkü şiir tadını, Bedri Rahmi'de çok öncesinden görüyoruz. Kendine özgü ve şiirimizde örneğine çok az rastlanan, türküler, deyimler, renkler ve masal dilinden esintilerle buluşan desenli bir şiir dili vardır. Halk kaynağından beslenen sanat anlayışı, şiirlerinin de temeli oldu. Üiirlerine masallardan, söylencelerden, türkülerden yararlanarak; doğa tutkusunu, insan sevgisini, yaşama sevincini ve toplumsal sorunları yansıttı.
Yazıları, Tezek (1975), Delifişek (1975), Resme Başlarken (1977) adlı kitaplarda toplandı. Kendi döneminin ve kendinden sonraki dönemlerin bir çok şairini etkileyen Eyüboğlu, genç kuşakların çok şey öğrenebilecekleri özgün bir şairdir. Eylül 1975'te istanbul’da yaşamını yitirdi.
MARiFET
Marifet hiç ezilmemek bu dünyada
Ama biçimine getirip ezerlerse
Güzel kokmak
Kekik misali
Lavanta çiçeği misali
Fesleğen misali
Itır misali
isâ misali
Yunus misali
Tonguç misali
Nâzım misali
SANA BÜYÜK ÜEHiRLERDEN BAHSEDECEĞiM
sana büyük şehirlerden bahsedeceğim;
en büyük camiler orda kurulur
en küçük mezarlar orda kazılır
en kara yazılar orda dizilir
yüksek minarelerde sela verilir
civar hanelerde zina edilir
büyük şehirlerde yalan söylenir tosunum
halbuki küçük köylerin
mezarlığı bile yoktur
büyük şehirlere bağlanma mehmedim
öyle bir şehre yerleş ki
küçük fakat bizim olsun
sokaklarında tanımadığın yüz
ensesine şamar atamayacağın kimse
dolaşmasın
her ağacına elin
her karış toprağına terin değsin
ve kuytu evlerden birinde
senden habersiz ölenler olmasın
Karadut
Karadutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın ağulum
Günahımsın, vebalimsin.
Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koyduğum
Gökte ararken yerde bulduğum
Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın.
Kaynakça:
www.siir.gen.tr
www.kimkimdir.gen.tr