Aşk Üzerine

Felsefeyle Düşünmek

Zor günlerden geçiyoruz. Yıkım, parçalanma, yabancılaşma, insansızlaştırma hemen her yerde. Bugünlerde aşkı yazmaya ne gerek var diyenler olabilir belki... Oysa tam da bugün, dünyayı daha insani kılma mücadelesinin bir ayağı aşkı insani kılmaktan geçiyor.

Egemenler, toplumu denetim altında tutmak için; topluma, burjuva, feodal kavramlarla düşünmeyi benimsetir. Kavram tasarımı ele geçirilen kişi bilincinde olmadan sistemi yeniden üretir. Üstelik bu saldırı doğrudan değil dolaylı biçimlerde olur. İzlenen filmde, okunan romanda, söylenen şarkıda durmaksızın ideolojik yüklemeler yapılır. Aşk da bu saldırıdan payını alır kuşkusuz. Bir kavram insani özünden yoksunlaştırılınca, insan karşıtı olur. İnsan karşıtı olmak, insanın türsel varlığını estetik, kültürel, birikimsel anlamda geriletmektir. Aşka gelince, aşkla ilgili kitaplar, şiirler, şarkılar yazılıyor, filmler çekiliyor... Kimi zaman birileri üzerinden kimi zaman kavramsal tartışmalarla gündeme sıkça aşk getiriliyor. Oysa yüzeydekilerin altı eşelenince, birbirinden ayrı aşk anlayışlarının odağında insani olmaktan çıkma toplanıyor. Kimileri aşkı bir çeşit algı yitimine yol açan hasta olma durumu olarak belirlerken, kimileri aşkı yalnızca cinsel haza indirgiyor, kimileri de anlamsız, belirsiz, saçma olarak tanımlıyor.

Öncelikle aşkı "çok sevme”den ayırmak gerekir. Aşkın doğası iki kişi arasında olmayla ilgilidir. İki ayrı bedende bir olabilmektir. Tabii erek olarak "bir" olabilmeyi koymak, taraflardan birinin kişiliğinin silikleşerek diğerinin uydusu durumuna gelmesi değildir. Bir başkasında kendini, kendinde de bir başkasını yaratmaktır. Aşkın nesnesi bir başka öznedir, bu özne de diğerine göre nesnedir. Böyle olunca bir cisme aşık olunmaz. İş, araba, arkadaş, dava olsa olsa sevmenin konusu olabilir, aşkın değil. Aşkın içinde adanmışlık, tutkuyla bağlanma duygusu öne çıkar. Bu adanmışlık ne iyiliktir ne özveridir. Yalnızca kendini karşılıksız bırakıştır. İnsan yalnızca aşkta kendini sürüklenmeye bırakır. Buna göre aşk sonuçlarına göre tasarlanamayan, sonuçları göz önünde tutularak gerçekleştirilemeyen şeydir.

Öte yandan aşkın içinde belirsiz bir yan da bulunur. Aşkın temelinde olan hoşlanma duygusu tüm içeriğiyle, seçikçe ortaya konamaz. Aynı ortamda, yaklaşık aynı koşullarda neden birinden değil de öbüründen hoşlanıldığının açıklamasında girilemeyen bir yan hep kalır. Kimi zaman bir mimikle, kimi zaman bir sözle, kimi zaman bir bakışla başlar hoşlanma. Ancak hoşlanma temelinde kalan aşk körelmeye yazgılıdır. Bir dönem hoşlanma artarak tutkulu bir biçime dönüşse de, eşler birbirlerine başta estetik, kültürel olmak üzere değişik katkılar sunmadıkları ölçüde sönümlenir.

Âşık kişi dünyaya başka bir algıyla bakar. Bu algı kuşkusuz dünyaya tozpembe bakmakla ilgili değildir. Egemen sınıfların aşkı, sünepe, tutuk bir duygu gibi göstermelerine karşı aşk bir diriliş alanı olmalıdır. Karşında duran aynı dünyadır belki ancak değişen iç dünyandır. Aşk, dışarıya sırtını çevirip iki kişilik dünyada mutlu olmak hiç değildir. Tersine her gün tazelikle yaşama sarılma çağrısıdır. Bütün insan sorunlarını yok sayan aşk, mutlu aşk olamaz. Bu yüzden Aragon, sömürünün var olduğu bir dünyada "mutlu aşk yoktur" der.

Her şeyden önce aşk bir değer yaratma, anlam katma alanıdır. Aşk bir kültür alanıdır, bir değerler alanıdır ve değerler diyalektiği üzerine kurulur. Bu yüzden aşk bir yaratıcılık ortamıdır. Yaratıcı her aşk başkadır, biri öbürüne benzemez, biri öbürüne örnek oluşturmaz. Doğrudan doğruya, düşünen, hisseden, eyleyen bilinçli insanın edimidir. Aşkta anlam kalma şöyle olur. Sevdiğin senin için. Diğer tüm insanlardan ayrıksı durur. Aşkın içindeki abartma da burada açığa çıkar. Sen sevdiğine öyle bir gözle bakarsın ki, o senin için dünyanın en güzel kadını ya da erkeği olur. Aslında sen de bunun olgusal olarak böyle olmadığını bilirsin ama sevdiğine yine de böyle görmek istersin.

Aşkın kapsamında cinsellik vardır ancak bu cinsellik, insanlaşmış cinselliktir. Değerlerle birleştirilmemiş cinsellik, aşkı ilkel kılar. İlkelden kasıtla sözümüz doğal bir varlık olarak insanın hayvansal yanını işaret etmeye yönelik. İnsani olmak, doğa içinde doğal olmayanı, kültürü yaratmakla ilgilidir. Yalnızca hayvansı edimlerle, haz almak için yaşanan cinsellik aşkı karşılayamaz. Aşkın içinde cinsellik vardır ancak aşk, doğal ilkel yanıyla ayakta durmaz. Eşine değer katmayan kişi, birkaç ilişkiden sonra doyuma ulaşıp yeni eşler peşine düşer hayvansı biçimde cinselliğini yaşar. İlkel yanda nesnenin estetik yanı hızla tükenir. Aşkı ayakta tutan insani, kültürel yandır. İlkel yanı öne çıkarılmış aşk "cinsel özgürlük" diye insanı, insani değerlerden uzaklaştırır. Buna göre aşk içinde doğal öğeler içermesinden daha çok kültürel öğeler içerir. Kendi kendinde bilincinde olmayan, dolayısıyla toplumsallığının bilincinde olmayan her kişi insan toplumuna körü körüne katılır. Bu rastgelelik aşk alanında da belirir. Cinsel yasakların kalkması aşkın kolaylık yüzünden değer yitimine sebep oldu. Cinsellik yakın oldu, hazır oldu ve basit bir işleve indirgendi, tam tamına anlamsız olup çıktı.

Aşkta kişiler gizlenmez. Birbirlerini oldukları gibi görürler. Bu gelişmemiş tırıl yanların da ortaya çıkması demektir. Yıkıcıdır aşk bu nedenle. Beğenmediğin ne varsa kırar geçirir. Aşkın yaratıcılığı o noktada belirginleşir. Kırar... Döker... Onarır... Sarar... Sarmalar, yeni bir insan yaratır.

Aşk bütünüyle uyum değildir. Aşkın içinde anlaşmazlık, çatışma da vardır. Dahası çatışmaları dengeleyen uzlaşıların olduğu ölçüde aşk alevlenir. Her şeyin süt liman yaşandığı, durağanlığın egemen olduğu bir aşk yaşantısı zamanla aşınır. Çelişkiler aşkın da dinamiğidir. Ancak aşkın içindeki uzlaşabilir çelişkiler doğru ele alınmazlarsa uzlaşmaz karşıtlıklara dönüşebilir. Bundan kaçınmak ancak anlayış göstermekle olanaklıdır. Karşındaki insan sezişiyle, algısıyla, düşünüyle bambaşka birisidir, kendini onun üzerine yıkma hakkın olamaz. Aşkta anlayış göstermek için saygı gerekir. Anlayış gereği ödün verme, bir küçülme ya da alçalma olarak nitelenemez.

Aşkta hiçbir kesinlik yoktur, onda önceden belli hiç bir şey olamaz. Aşk bu yüzden rastlantısal yaşanmamalı. Bir günü diğerine benzeyen aşk tekdüzeleşir. Bir süre sonra duygular verimsizleşir. Aşk bir güvence alanı değildir. Hiçbir şey sonsuza kadar sürüp gitmez. Alışkanlıklar ve özensizlikler aşkı öldürür. Aman bozulmasın aman incinmesin duygusu ortadan kalktı mı aşka erimeye başlar. Duyguları canlı kılacak, aşkı besleyecek bir pınarın olması gerekir. Bu pınar ortak bir emeğin olmasıyla ilgilidir. Aşkın güzelliğini yaşamak için samimi bir emek gerekir.

Aşk, toplumumuzda çeşitli tepkilerle karşı karşıya kalıyor. Övgüye değer özlemi çekilen bir duygu olarak görebildiği gibi, ömür tüketen yürek yakan olarak da olabiliyor. Sistemin aşk anlayışı temelsizdir. Kişiler iki kişilik dünyalarında hiç bitmeyecek bir güzelliğin düşünü kurarlar. O düş öteki insanları barındırmıyorsa bir gün mutlaka biter. Âşık olduğunu söyleyen kişi öteki insanlara sevdiğinden farklı davranıyorsa o duygular kısırdır... Güzellik doğuramaz ve bir gün mutlaka biter. Toplumumuzda aşka karşı çıkıldığı da çokça olur. Çünkü aşk yerleşik ahlakı doğrudan karşına aldıran bir etki yaratabiliyor. Böyle olunca topluma belli bir düzen verme çabasında olanlar aşka yasak koyabiliyorlar.

Aşk cesarettir, çünkü yaşamı baştan sona sarsabilir, buna hazır olmayan aştan kaçar. Aşk kendini koşulsuz vermektir. Ama bir kendin varsa. Aşkın hesapla, planla, programla ilgisi yoktur. Aşk çıkar göstermez bir ilişki biçimidir. Orada vermek yitirtmek değildir. Hele küçülmek hiç değil. Aşkının karşılığında kaç gram sevileceğinin hesabı yapılmaz. Hesap yapılan yerde aşk kirlenir.

Aşktan söz etmek istiyorsak bizi insanlaşmak sürecine girmekten alıkoyan bütün bu köhnemiş yargıları bir yana atmayı başarabilmek zorundayız. Kişiliği gelişmemiş, estetik bilici gelişmemiş, insani kültürel birikimi sağlamamış kişi aşkı yaratamaz. Yeni bir dünya kurma düşünü ancak aşkla kendini yeniden var edebilenler gerçekleştirebilir.

 
kaypakkaya-anma-afisdgh-li-tutsaklarla-dayanisma

Özgür Düşün

  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün

www.demokratikgenclikhareketi.org | Demokratik Gençlik Hareketi Resmi İnternet Sitesi