Göreve Ne Kadar Sahip Çıkıyoruz

Okur-Yazarların Kaleminden

Değişim, dönüşüm, devrim "yaşama sevdalı yüreklerin" en çok kullandığı kelimelerdendir. Bunlara başkalarını eklemek mümkün. Doğru sonuçlara varabilmek için olaylar, olgular, şeyler somut gerçeklikleri içinde değerlendirilmelidir. Öncesi, sonrası, çevresi, içyapısı vs. Devrim gibi bir iddia ile yola çıkanların "temenni etmek","dinlemek" gibi bir tutumları olamaz. Olmamalıdır. Bu hayatın pratiğine olan inançsızlığı ve ümitsizliği ifade eder. İçten içe bir kopuşun dışa vurumudur aslında. Zorunlulukların bilincine varıp onları değiştirmek için ya da olması gerekene çekmek için çaba sarf edilmelidir. Lenin, zorunluluk dünyasından özgürlük dünyasına geçiş için adım atan insan “yeni” yi temsil eder. Yaşamı baştan aşağı örmek şüphesiz kolay bir süreç değildir. Uzun yılları kapsayacak zorlu ve çetin bir süreçtir. Yani somutu iyi kavramalı ve yaşamımızı ona göre şekillendirmeliyiz. Nasıl kapitalizmden sınıfsız topluma geçiş uzun bir dönemse yeni insanın oluşması da uzun bir süreci ifade eder. Ülkemizde verilen sınıf mücadelesini değerlendirirken eksikliklerinden, zaaflarından, yetmezliklerinden çokça dem vururuz. Eski solcularımız, eski tüfeklerimiz "yeni insan" a örnek gösterilebilir mi? Ya da ne kadar yenilenmiştir? Günümüzde bile ülkemiz devrimci hareketlerinin zorunlulukları yeterince bilince çıkardığını söyleyemeyiz. Doğru bir kadro siyaseti, doğru bir yönelim belirleyici bir noktada durmaktadır. Devrime gönül vermiş yürekler devirmeye önce kendisinden başlamalıdır. Önce kendimizi devirmeliyiz. Daha fazla okumalı, daha fazla araştırmalı ve her şeyi toplu bir sorgu arenasına çıkarmalıyız. Siyasal tercihlerin halen takım tutar gibi yapıldığı bir coğrafyadayız maalesef. Objektif, bilimsel değerlendirmeler yerine, ailemizin, arkadaş çevremizin tercihlerine göre şekillendiriyoruz. Böylesi bir tercih ve ayağa kalkış bilimsel bir temele oturtturulmadığı müddetçe, karşıtına dönüşmeye mahkûmdur. Okun sivri ucunu kendimize yöneltirsek eğer bu yazıyı okuyan bütün yüreklerin kendi pratiğine bakması yeterli olacaktır. Sağlıklı bir ayağa kalkışın olmadığı yerde, sağlıklı örgütlenmelerden ve kurumlardan bahsetmek abez bir davranış olur. Kitlelerle bütünleşmek için ne kadar çaba sarf ediyoruz? Mao ZEDUNG’UN deyimiyle, bir insanın devrimci olup olmadığını anlamak için işçi ve köylü kuleleriyle ne kadar kaşnaştığına bakmak yeterli olacaktır. Yaşama ne kadar müdahale edebiliyoruz? Eğer bizler özgürlüğü "kendimiz ve dış dünya üzerindeki egemenliğimiz"olarak tanımlıyorsak; yeninin temsilcileri olarak ne kadar özgürüz? Yaşamımıza bakalım; duygusal ilişkilerimize, aile ilişkilerimize ve mücadele içindeki yerimize. Yeni insan gibi davranabiliyor muyuz? Açık davranırsak eğer cevabımız yılları kapsayacak zorlu ve çetin bir süreçtir. Yani somutu iyi kavramalı ve yaşamımızı ona göre şekillendirmeliyiz. Nasıl kapitalizmden sınıfsız topluma geçiş uzun bir dönemse yeni insanın oluşması da uzun bir süreci ifade eder. Ülkemizde verilen sınıf mücadelesini değerlendirirken eksikliklerinden, zaaflarından, yetmezliklerinden çokça dem vururuz. Eski solcularımız, eski tüfeklerimiz "yeni insan" a örnek gösterilebilir mi? Ya da ne kadar yenilenmiştir? Günümüzde bile ülkemiz devrimci hareketlerinin zorunlulukları yeterince bilince çıkardığını söyleyemeyiz. Doğru bir kadro siyaseti, doğru bir yönelim belirleyici bir noktada durmaktadır. Devrime gönül vermiş yürekler devirmeye önce kendisinden başlamalıdır. Önce kendimizi devirmeliyiz. Daha fazla okumalı, daha fazla araştırmalı ve her şeyi toplu bir sorgu arenasına çıkarmalıyız. Siyasal tercihlerin halen takım tutar gibi yapıldığı bir coğrafyadayız maalesef. Objektif, bilimsel değerlendirmeler yerine, aile hayır olacaktır.

Değişim ancak yaşamın kalbine bütün benliğimizle akabilmekle mümkündür. Dışa karşı yeni fakat yaşamımızda eski isek, yaşamı değiştiremeyiz. Bizler yaşama karşı duruş noktasında çoğu zaman tutuculaşıp gericileşebiliyorsak çok da yakınmaya hakkımız yok aslında. Mücadele içinde görünüp benliği ile kavgaya atılmayanlar geleceği nasıl kurabilir? Kendi sanal sorunlarımızla, bunalımlarımızla yaşamı ertelemeye hakkımız var mı? Kitlelerin sezgileri kuvvetlidir. Kitleler kime ne kadar güveneceğini, kiminle nereye kadar gidebileceğini iyi bilir. Savruk durarak, sürekli veriyi dillendirip pratik olarak adım atmayarak, kitlelerle aramızdaki uçurumu derinleştirmekten başka hiçbir şey yapmamış oluruz. Kendimizi tatminden öteye geçemez pratiğimiz. Tabiri caizse "solculuk" oynamış oluruz. Dolayısıyla bizlerin nitelikli olması genelin niteliğine yansıyacaktır. Kendi zaaflarımıza yönelmeden, yaşamın kalbine yürüyüşte benliğimizi koymadan sağlam bir ayağa kalkış gerçekleştiremeyiz. Onun için önce kendimizden başlamalı. Önce kendimizi yıkmalı... Çoğu zaman yürüyüşün önünde en büyük engel yine kendimiz değilmiyiz? Yine bizim kurumlarımız değil mi? Sorunlar, zaaflar bizden bağımsız değil. Bizler iyi olursak genel iyi olacaktır. Bizlerin niteliği genelin niteliğine yansıyacaktır.

Yaşama müdahale noktasında kurumlarımız, örgütlerimiz yolu ortaya koyar. Sonra bunu ete kemiğe büründürmek. Geliştirmek bizim görevimizdir. Sorun gayet açık. Göreve ne kadar sahip çıkıyoruz? Bu sorunun yanıtım hakkı ile verdiğimiz zaman çok şeyi değiştirmiş olacağız. Günün çağrısı açıktır. Hepimiz zorunlulukları bilince çıkarıp göreve sahip çıkmak için daha nitelikli öne çıkışlar yapmak durumundayız. Bunu yaparken kendimizle, kurumlarımızla şiddetli bir çalışmaya girişmeliyiz. Hayatın her alanında güçlü bir alternatif, zaafların üzerine gidebilen bilge yıkıcıları omuzlarında gelişecektir.


Uşak’tan bir okur.

 
kaypakkaya-anma-afisdgh-li-tutsaklarla-dayanisma

Özgür Düşün

  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün

www.demokratikgenclikhareketi.org | Demokratik Gençlik Hareketi Resmi İnternet Sitesi