|
1 No’lu F Tipi Hapishanesi C-82 Tekirdağ
Merhaba;
Ben "Hapishaneden Hapishaneye Mektuplar" köşesi vesilesi ile sayfalarınıza, sizlere konukluğa geldim ve kuşkusuz, bu konukluk da oldukça önemli olan toplumsal sorunlara dair duyarlılığımızı artırmak adınadır. Egemenlerin amaçları için toplumun tüm kesimlerinde yaratmaya çalıştığı duyarsızlığın ve "kanıksatmalara" karşın özellikle derginiz "Özgür Düşün" önemli bir misyon yüklenmekte. Bu duyarsızlık ve kanıksatmaların bir boyutu F tipi hapishaneler olsa da genelde tüm toplumda yaratılmaya çalışılan; gerçekçi olmayan, kıyıdan köşeden bilgi bombardımanı var. Tekrardan belirtmem gerekirse bu bilgi bombardımanına karşı gerçekçi bilgi paylaşımının önemli bir görevini üstlenmiş bulunmaktasınız. Ne güzel! Ben gündemin sıcaklığından ve öneminden kaynaklı Şemdinli olaylarına değinmek istiyorum. Şemdinli’de “bilinenler” tarafından yaratılmaya çalışılanlara dikkat çekmek istiyorum
Kuskusuz bu tür yaşanılanlara ne bizler ne de toplum yabancı değiliz. Yaşanalar Gazi, Sivas vs. katliamlarının bir devamıdır. Onlardan bir yönüyle ayrılan ise Şemdinli'deki saldırıyı yapanların bizzat halk tarafından ele geçirilmesidir. Halk tarafından suçüstü yakalanabilmesi başarısıdır. Kuşkusuz yine bir gerçek ki halka yapılan her türlü saldırının amacı zaten açıktır bizler için. Biraz insan olabilen herkes için de açıktır. Bilinçlerde o yönlü bir berraklık tam olarak sağlanmasa da toplumda yaşayan her vatandaş gerçek sorumluları bilmektedir. Dikkat edilir ise bilinçlerde tam olarak sağlanamayan berraklık dedim. Maalesef birileri tarafından (ki bilinen birileri); her açık kontra saldırıyı bütün açıklığına rağmen, bir süre sonra unutturulmakta. Böylece "suçüstü" yapılan olaylar dahi, bir süre sonra gündemden düşürülerek failleri gayet rahat dolaşabilmektedirler.
Zaten egemenlerin amacı toplumu ve ezilen yığınları sindirmektir. Hakkâri’de olanlar ise Kürt sorununun ciddiyet ve öneminden kaynaklı, bölgede yaşananların son bir halkası sadece. Daha önce de Van'da cenazeye katılanlara dahi ateş açılmış, bir insanımızın yaşamına son verilmiş; Mardin'de yine 12 yaşındaki küçük bir çocuk örgüt mensubu diye babasıyla birlikte katledilmiş, Hakkâri’de bir süredir belediye binası ve çevresine bombalar konulmuştu. Hiç uzağa gitmeden son 6-7 aydaki bir süreçte yaşanan acı gerçeklerimiz bunlar. Kamuoyunda, özellikle son Şemdinli olayından sonra, Uğur Kaymaz'in katledildiği olay bu yaşananların en dikkat çekeni olmuştu. Peki gündemdeki Şemdinli olaylarında sıkça söylenenlere bakar isek: "Bağımsız yargı" dedikleri şimdiye kadar ne yaptı?
Uğur Kaymaz olayında sadece "soruşturmadaki" polislerin görev yerleri değiştirilmişti ve yine komisyonlar kurulmuştu. Bölgeye birçok kez değişik "yetkililer" gitmişti. Bunları, sahte gündemler yaratarak unutturulmaya çalışılan ve hafızalarımızı silikleştirilmeyi amaçlayanlar olarak tekrardan hatırlatmada fayda gördüm. Aslında halkla bütünleşemeyecek olanların, sistemi ayakta tutma çabaları olan bu tür kontra saldırılar, acizliklerinin bir örneği. Oysaki bu tür kontra saldırılar eski klasik yöntemleriyle yapıldığından gayet teşhir olmakta. Daha ne olsun; Şemdinlililer, Jitem görevlilerini ve bir itirafçıyı yakalayıp güvenlik güçlerine teslim ettiler. Yine olayların seyrine baktığımızda ne kadar basit ve aciz bir durum. Yaşar Büyükanıt, olayların hemen akabinde yakalanan Jitem görevlisi için "İyi bir askerdir" ifadesini kullanmıştı. Oysaki "bağımsız yargıdan" dem vurulan bir sıcaklıkta, böyle ifadeler oldukça sırıtmakta. Ordunun en üst yetkililerinden birinin bu şekilde bir açıklama yapması olayların nasıl sonuçlanabileceğinin de bir göstergesidir aslında.
Muhalif olan ilerici kurum ve kuruluşlar demokratik haklarını kullanmalı ve "bağımsız yargı"ya havale dilen Şemdinli olayının peşini bırakmamalıdır. Bir iki eylemlilik ile kalınmamalı. Özellikle yapılan "iyi askerdir" beyanlarının, burjuva hukukuna sığan bir yanı da olamadığından her türlü yasal haklar sonuna kadar kullanılmalı. Daha yangının başında yapılan bu tür açıklamalar Jitem elemanlarının yaptığının meşrulaştırılmasıdır. Tüm demokrasi güçleri yaşananların ciddiyet ve önemi iyi görmeli, gerçek demokratlık, ilericilik sınavını vermelidir. Kürt halkı özelinde yaşanılanlara sessiz kalınmamalıdır. Toparlayacak olursam; demokratik haklarımızı kullanmayı bilmeliyiz. Meşru haklarımızı kullanmalıyız. Süreç iyi izlenmelidir. Yapılan kontra saldırılarının, sahiplenilmesine-meşrulaştırılmasına dönük her beyan suç duyurusu vs. girişimler ile protesto edilmelidir. Aksi takdirde olayın vahametine bakarak, gerekli tepki verilmez ise "kanıksama" politikası başarı kazanır. Yeni Şemdinlilerin yaşanması uzun sürmez-sürmeyecektir.
Tekrardan sizleri ve tüm derginiz okuyucularını buralardan kucaklıyorum, öpüyorum. Sizlere, "kanıksatma" politikalarına karşı verdiğiniz mücadelede başarılar diliyorum.
17 Kasım 2005
|