|
Murat Başbuğ 1 Nolu F Tipi Hapishanesi C-4-78 Sincan7 Ankara
Merhaba
El tetikte şafak atarken, güneşin kızıllığını seyre durmuş, geleceğin düşünü kuranların yürek sıcaklığıyla selamlıyoruz sizleri.
"Umut kundaktaki bebelerin yastığına işli." Gün be gün gelişip serpilmektedir. Gidenlerimizin bizlere bıraktığı miras yaşam pınarımızdır. 17'lerimizin zamansız gidişi bizleri derinden üzdü. Biliyoruz ki bu sınıf mücadelesinin bir yasası ve gerçekliğidir. Bizi üzen yiğitlerimizin acizce ve kahpece bizden alınmasıdır. Onlar ne ilktiler nede son olacaklar kavgamızda. Onların yerlerini doldurmak kolay olmayacak. Ancak bizler Caferleşmek, Okanlaşmak, Ökkeş ve diğerleri gibi olabilmek için bilimimizin yol göstericiliğinde daha da çok çalışacağız.
24 Nisan'da toprağa atılan tohum çeliğe verilen su onların çabalarıyla bu günlere taşındı, belleklerimiz de yer edindi. Engels "sağlıklı bir parti süreç içinde bazı şeyleri terleyerek atar" demiştir. Çelikle yoğrularak bu günlere gelen bir geçmişimiz var. 17'lerimizin aramızdan ayrılışı yolumuzda bir bükümüdür. Geçmişimizden ve de onlardan aldığımız güçle bu büküntüyü de sağlıklı bir şekilde aşacağımıza olan inancımız tamdır. Onlar nezdinde tüm gidenlerimizin anısı önünde saygıyla eğiliyor, onlara layık olacağımıza bin kez daha söz veriyoruz.
Özgür Düşün'ün Eylül-Ekim sayısında "Hapishaneden Hapishaneye Mektuplar" adlı bir köşenin de biz tutsaklar için ayrılmış olduğunu gördüm. Ben de bu köşeye bir katkıda kendime görev bildim. Bizlere Özgür Düşün'den bir yer ayırdığınız için sizlere teşekkür ediyorum.
Devrimci tutsakların F tipi tecrit koşullarında yaşadığı sorunları Özgür Düşün çalışanları ve okurlarıyla paylaşmak bu vesileyle daha da kolay olacak. Ben de yaşadığımız iki sorundan bahsedip, Ölüm Orucu 'uda aramızdan ayrılan yoldaşlarımızın ailelerine ölüm yıldönümleri nedeniyle göndermek istediğimiz kartlar cezaevi disiplin kurulunca "Örgüt propagandası ve Ölüm Orucu'nu övücü nitelikte olduğu" gerekçesiyle "sakıncalı" bulunarak imha edilmiştir.
Yine bir diğeri aynı koridorda yan hücrelerde kalan iki arkadaşımızın gelen görüşçüleriyle tanıdığı halde görüş esnasında bir hafta önce olmayan bir uygulama keyfi bir tutumla "kişinin inisiyatifiyle" uygulanmış, gelen görüşmecilerin yan yana olan kabinlerde iki ayrı tutsakla görüşmeleri engellenmiştir. Bunlar ve daha buna benzer birçok keyfi uygulama artarak devam ediyor. Yapılan bu keyfiliklerin açıklaması olarak da "yeni" çıkan yasalar dayanak olarak gösterilmekte. Geçmişten bugüne hapishanelerde yaşanan sorunlar tecrit ve yasalarla daha da ağırlaştırılarak devrimci tutsaklar teslim alınmaya çalışılmakta. Dahası "disiplin cezası" adı altında dış dünyayla tek bağlantılarımız olan mektup, dergi, gazete vb. haberleşme imkânlarımız da elimizden alınmakta. Ancak dünden bugüne devrolan bir gerçeklik var ki o da her ne koşulda olursa olsun, devrimci iradenin teslim alınamayacağıdır.
Dün nasıl ki bu irade zorlukların üstesinden geldiyse bu gün de yine, direnerek bunların üstesinden geleceği aşikardır.
Bu defalık, ilk olmasından dolayı mektubumu burada bitiriyorum.
Gelecek sayılarda sizinle bir aksilik olmadığı takdirde daha uzun birlikte buluşmak umuduyla.
Sizlere tüm içten devrimci coşkumuzla sevgi ve selamlarımızı iletiyorum.
Hoşçakalın.
|