|
Okur-Yazarların Kaleminden
Gençliğin tanımından yola çıkarak, gençliğin gelecek için kaygılarına değinmek istiyorum. Kişi bedensel olarak çocukluktan erginliğe geçişiyle beraber belirgin bedensel, cinsel ve ruhsal değişimlerin yaşandığı, 1-15 yaşların arasında başlayıp yetişkinliğe değin uzanan
10-15 yıllık dönemi kapsar. Bu döneni içersinde kişi anne ve babaya bağımlılıktan kurtulma, cinsel kimliğini kabullenme, toplumdaki yerini araştırma ve bulma, bir mesleğe yönelme gibi çabalara girişir. Biyolojik, psikolojik ve toplumsal yönlen de vardır bu sürecin.
Genç insan, ne olduğunu ve ne olacağını sorularını sorar bu dönemde ve sorunlarına yanıt arar. Kimliğin oluştuğu evrede genç birey, başkaları tarafından nasıl tanındığına büyük önem verir
İnsanlar arasındaki birlikte yaşama ve birlikte iş görme dürtüleri gençlerde bilimsel, siyasal, sanatsal, felsefi ve ahlaki bağların oluşmasına yol açar. Bu süreçte genç, çeşitli alt kültürlerden kişilerle, belirli gruplarla ya da kahraman olarak yücelttiği kişilere geçici olarak özdeşleşebilir. Mesleki uğraşıya yönelik eğitim ve hazırlıklar kimlik duygusunun gelişiminde büyük yer tutar. Kişinin toplumsal kimliği çoğunlukla mesleğiyle iç içedir. Bu nedenle mesleki kimliğin kazanılmasına yönelik eğitim ve iş olanaklarıyla ilgili sorunlar, gençlik sorunlarının önemli bir bölümünü oluşturur. Rollerin ve meslek alanlarının kısıtlı olduğu toplumlarda gençler uzun süre bocalayabilir. Çünkü kişilerin düşünce yapıların belirleyen üretim içindeki yerleridir. Sözgelimi köy ve kent gençliğinin ruhsal gelişimi hayli farklıdır. Bununla beraber mensup oldukları sınıflar özgün sorunlar ile de içli dışlı ve sorunlarla kuşatılmış durumdadırlar. Maddi koşullar, onların düşünce yapısında doğrudan bir etki yaptığı gibi, bunu kavradıkları andan itibaren sorunlara sahip çıkmaya çalışırlar. Dilerseniz, gençliğin içersinde önemli bir sayısal değere sahip olan çalışan gençler ve işsiz gençlerin sorunlarına değinelim.
Çalışan gençlik
Gençler, bütün toplum kuvvetlerinden en faal, en canlı kısmıdır. Dinamiktirler ve gelişime açıktırlar. Bu nedenle büyük bir iş gücü ve enerji potansiyeline sahiptir. Bu durum düzenin dikkatini çekmiş ve gençliğin enerji ve dinamizmini elinde tutmak ve onun kafa ve kol emeğinden alabildiği kadar fazla yararlanmanın yollarını aramaya sevk etmiştir. Öncelikle ekonomik alanda güvensiz durumda bulunan işsiz gençler ortaya çıkarmıştır. Onları yedek güç olarak çalıştırıp, işi bitince kapı dışarı etmektedir. İşe alıp ekmek vereceğim vaadiyle kanlı çarkların dönmesini sağlamak için de yeni gençleri kandırmaktadır. İşsiz kalacağından çekinen ve her an yerine başka birilerin getirebileceğinden korkan işçi gençlere ise iki yol kalmıştır, ya el ele verip örgütlenmek ve haklarını arayacaklar, ya da işleri bitinceye kadar kullanılmayı ve sonunda kapı dışarı edilmeyi bekleyeceklerdir. Aklı, mantığı yerinde her bireyin seçeneği kendisi için en iyi olanı seçmek yani direnmeyi seçmektir. Aksi halde esnek, iş güvencesiz, sigortasız çalışma, sekiz saati fazlasıyla aşan iş günü, iş yerinde maruz kalman kötü muamele gibi işçi sınıfının büyük bir bölümünü oluşturan gençliğin yıkıcı sorunlarının muhatapları olmaya devam edeceklerdir.
İşsiz gençlik
Çalışmayan, okumayan, kendisine bir uğraş bulamayan gençlerin önüne çıkarılan seçenekler çok fazla olmasıyla beraber onu çürümeye mahkum edecek seçeneklerdir. Birkaç tanesine değinmek istiyorum. Televizyonda yayımlanan magazin programları, mafya dizileri, bilginin değil yalvar yakar yaltaklanmanın kazandırdığı yarışma programları, dostluğun, kardeşliğin, sportmenliğin olmadığı yerine düşmanca fanatizmle, holiganizmle sunulan spor programları, her tarafı kameralarla donatılmış evler ve içersinde dengesiz, düzeysiz insanların birbiriyle yarışmaları. Her köşe başını mesken tutmuş sokak çetelerine katılmak böylece onların himayesindeki uyuşturucu illetini kullanıp pazarlamak. Genç kızların kolay para kazanmak, şöhret olmak ve daha iyi biri hayat yaşamak için evden kaçmalarına zemin hazırlayan düzenin vaat ettiği lüks yaşam yalanı. Kokuşmuş, yozlaşmış düzen, fuhuş sektörünün çarklarının içine her gün taze bedenleri, beyinleri katıyor. Bu gerçekle yüzleşen gençlerin birçoğu intihara kadar varan bunalımlar geçirmektedirler. Peki, gençlerin bu yürekler acısı durumundan kimler ve neden memnuniyetle yararlanıp pay çıkarıyorlar. Hemen belirteyim. Emperyalizmin uşağı TC'nin kukla hükümetleri, işbirlikçi medya, büyük sermaye sahiplerinin kurdukları dernekler, emperyalist-kapitalist üretim ilişkilerini sürdürebilmek için genç vücutları, genç beyinleri uyuşturmak ve bireyleri kendi sorunlarından kopararak düzenin parçası, birer düzen kuklası haline getirmek ve kendi kasalarını doldurmaktan başka amaçlan yoktur. İşsiz gençliğin sorunları da gün geçtikçe artmaktadır. Bir işi bulamadıkları için ekonomik olarak köşeye sıkışmış ve hareket edememektedirler. Sigortasız ve sosyal güvencesiz olduklarından, gelecek için ümitsizdirler. Birçoğu sokaklarda başıboş gezerken, kahvehane masalarından ayrı kalamazken, diğer çoğunluk ise içersinde bulunduğu durumu değiştirmek için harekete hazırdır. Bir taraftan uyuşturulmuş gençliği uyandırmaya çalışırken diğer taratan tüm gücüyle emperyalizmin etrafını kuşatmakta ve sonunda tarihin kara sayfalarına gömmekte kararlıdır.
Kocaeli’den İşsiz Bir Okur
|