Öğretmenim Kızlarla Beraber Mi?

Geçtiğimiz haftalarda bir televizyon kanalının haber saatinde dikkat edilmesi geren bir haber yayınlanıyor. Haberin veriliş biçimi ve amacı göz önüne alındığında, kimi izleyenlerin tamamen merakından "A hanım bak bak " diyerek ilgiyle; haber niteliğini taşımadığını düşünen kimi izleyenlerin ise "Bu ne biçim haber be!" türünden cümlelerle karşılık vereceği basit, önemsiz bir haber konusu gibi görünüyor. Haber şu: Yaşlı bir amca hem de oldukça yaşlı, geçimini sağlamak için sokakta el örgüsü yapıyor. Hem de tezgâhı bile yok, ürettiklerini yere serdiği bir gazete üzerinde sergiliyor. Haberci haberini yaparken şirin amcamızda örgüsüne devam ediyor takır takır. Buraya kadar izlendiğinde olayda herhangi bir problem yok/ bizce. Olsa olsa (birkaç arkadaşımızın dışında) yaşlı amcanın o yaşında çalışmasının nedenlerini sorgular cevaplarını da kendi cephemizden buluruz. Elbette bu şekilde düşünmemiz de gerekir. Belki de çoğumuz acır: "Yazık amcaya" deriz ya da ufak bir tebessüm oluşur yüzümüzde. Zaten konumuz da bu değil. Esas üzerinde yoğunlaşacağımız konu haberin devamı. Yaşlı amcamızın çekimini yapan haberci, haberi daha, da çekici hale getirmek için kamerayı görüp de gelen "yiğit delikanlılarımıza" mikrofonunu uzatıyor (Delikanlı dediysem genç değil; otuzlu kırklı yaşlarda delikanlılarımız.) ve gördükleri hakkında ne düşündüklerini soruyor. Çarpıcı cevapların hepsi birbirine çok yakın: "Ne bileyim bence doğru değil","Olur mu öyle şey, erkek adam örgü yapar mı?", "Kadın gibi, ben olsam yapmazdım" vs. Evet, bundan sonra ne yazılacağını az çok tahmin edebilen, düşüncelerini yukarıdaki delikanlılarımız gibi kabaca ifade etmeyen fakat içten içe erkek egemen kültürü bünyelerinde yoğun bir şekilde barındırıp (belki de çekindiğinden) belli etmeyen okurlarımız (kadınlar da dâhil olmak üzere) yazının devamını okumama özgürlüğüne sahipler elbette.

Erkek egemen sistem-toplum üzerine çok şey yazılıp çizilmiştir, araştırmalar yapılmış, anaerkil toplumdan günümüz toplumuna gelene kadar kadın-erkek ayrımı üzerine yığınla incelemeler ortaya konulmuştur. Ama bazen gün içerisinde ufacık gibi gözüken ve yüzyılların bugüne getirdiği düşünceleri-yargıları kanıtlayan örnekleri can alıcı bir şekilde görüyoruz. Yukarıdaki örnekten başlayarak şimdiye kadar yazılanları bir kez daha kanıtlamış olalım.

Erkekliğin en önemli koşullarından bazıları kadın gibi davranmamak, sert olmak, duygusal olmamak, kadınların yaptığı işleri özenle yapmamak, güçlü olmak (fiziksel anlamda), ağlamamak vs. Erkeklik hissiyatı coğrafyamızın, özellikle Müslüman ülkelerdeki erkeklerin kanına öyle işlemiş ki; yaşamını devam ettirmeye çalışan yaşlı bir amcanın bu mücadelesi görmezden geliniyor, hele hele ucu bucağı olmayan tüm toplumsal yargılara rağmen örgü yapması takdir edileceği yerde erkekliğin şanına yakışmadığından bahsediliyor. Ne acıdır ki yaşlı amcamızın neden o durumda olduğu, onu soğukta ve sokakta el örgüsü yapmaya iten nedenler akılların ucundan bile geçirilmiyor. Erkek olmak kadının yaptığı bütün işleri yapmaktan uzak durmak demek değil midir?! Varsın aç kalınsın, varsın yaşlı olunsun yeter ki erkekliğe leke sürülmesin. Kadın acizdir, yetersizdir, kendisine bakamaz, kendisini koruyamaz, birilerine bağımlı yaşamak zorundadır ve sahibinin yani ailesinin-erkeğinin kazaklarını ören, yemeğini yapan, namusuna halel getirmeyendir. Nasıl olur da kadının yapması gereken işi bir erkek yapar!?

Erkekliğin bir diğer gereği de kadının namusunu korumak değil midir?! Kadının namusundan sorumlu erkek kadının her türlü davranışına müdahale etme ve söz söyleme hakkına sahip hisseder kendini. Ve erkekliği öyle hassastır ki... Namusuna leke sürülmemesi için elinden geleni ardına komaz. Çoğu zaman katil olmuştur bu yüzden erkeklik. Erkeğin katilliğini yargılayanlar, ona ağır tahrik yaşadığı için yeterli korumayı sağlamıştır. Erkek gibi erkek, namusunu korumanın her türlü yolunu uygulamaya hazırdır. Onun gibi düşünmeyen ve onun gibi davranmayan erkek ise namussuzdur; erkeklerin yüz karasıdır. Gerekirse bu namussuzlar da öldürülebilir. Ar damarı çatlayan genelde kadınlar olur, tüm kadınlara ibret olsun diye dur durak bilmeden kadın cinayetleri işlenir ve katledilen kadınların çoğunun cenazesi bile sahiplenilmez. Dini kurallara uymadığı zaman recm edilmeyi hak etmiştir yüzyıllar öncesinden. Daha geçtiğimiz haftalarda, İran'da, kıyafetiyle dini kurallara uymadığı için sokak ortasında linç edilen üniversite öğrencisi kadın bunun bir örneğidir. Zina yaptığı için sorgusuz sualsiz meydanlarda asılan ve seyirlik film haline dönüştürülen cinayetler de kadınlar içindir?

Hiç düşündünüz mü, neden çoğu zaman hep babalar daha iyisini bilir. Çünkü baba erkek olandır, eve ekmek getirendir( ekmeği nasıl kazandığı önemlidir; mesela kadınlar gibi örgü yapmamalıdır), namusu bekleyendir, sülalesinin feodal yargılarının altında inim inim inlese de kadınına sus dediğinde susturandır.

Yemek yapmayı öğrenmeden çocuk yapmayı öğrenen çocuk kadınlarımızla dolu değil mi kapıların ardındaki dört duvarlar. Neden hep "ömrü çürüyen" ve ömrünün çürüdüğüne yürekten inanıp kaderine boyun eğmek zorunda olan kadınlar oluyor. Neden hep çiçeklerle kandırılan, hediyelerle doyurulan kadınlar oluyor. Kadınları bu kadar aç bırakan ne? Hiç düşünmediniz mi? Hemen hemen tüm erkeklere "Şu kadınlar ne garip yaratıklar, anlamak zor" dedirten, kadını bilmece gibi gören fakat hiçbir şekilde bunun üzerinde düşündürtmeyen sebep nedir? Nedir kadınları deli gibi sevilmekten hoşlandıran şey? Kadınları, sevgililerinin-eşlerinin kendilerine olan sevgilerini onların hayatlarındaki her şeyle karşılaştırmaya iten nedenler nedir acaba? Hep zayıflamak zorunda hissedenler veya şişman olduklarında çirkin olanlar kadınlar oluyor. Geçtiğimiz zamanlarda yapılı, dolgun kadınlar güzelken şimdi neden zayıf, ölçüleri belirlenmiş kadınlar güzeller oluyor? Kadınlar çoğu zaman seçme fırsatı olmayanlar, bundan sürekli yakınıp (kendi kendine), başkalarının kendileri hakkında verdikleri kararlarla ilgili sadece yorumlar yapmakla yetinenler oluyor. Nedir onları bu kadar cesaretsiz kılıp duvarların ardına saklayan? Nedir diye başlayan cümlelerin ardı arkası kesilmez. Nedir kelimesiyle başlayan tüm soruların cevabı bu yazının sınırlılığıyla anlatılacak gibi değil elbette. Bizim amacımız, sadece, tüm bu soruları her gün duymasına, bilmesine ve yukarıda anlattığımız örneklere tanık olmasına rağmen hala konuşmakla yetinen ya da tüm bu örneklerin ve soruların gereksizliğini düşünüp bu minvalde hareket eden dostlarımızın, arkadaşlarımızın (kadın-erkek) zihinlerini zorlamak, hafızalarım tazelemek.

Kadının tüm bu saydıklarımızı yaşaması yüzyıllar öncesinden bugüne uzanan fiziksel-kültürel-cinsel-psikolojik bir linçtir. Yüzyılların getirdiği kulluk halkasıdır bu. Kadının sahibinin erkek olması, çocuğun sahibinin anne ve baba olması, patronun ise hepsine birden sahip olmasıdır. Tüm bunların ortadan kalkması belki yüzyıllar isteyen bir mücadele ile son bulacaktır.

Tüm bunların sebeplerinin bir araştırma-inceleme gerektirdiğini düşünerek ileriki sayılarımızda, başka bir yazının konusu yapmak üzere, yaşanmış bir olayla yazımızı bitirmek isteriz. Üstelik bu olay, ülkemizin kısmen de olsa kültürel özellikleri itibariyle ilerici olan bir doğu ilinde yaşanmışın. İlkokul öğrenimini devam ettiren öğrencilerin sınıfına yeni öğrenilenleri girer ve öğretmen öğrencilerle tanışmaya başlar. Tek tek isimler, soy isimler vs. öğrenildikten sonra öğretmen öğrencilere kaç kardeş olduklarını da sorar. Öğrencilerden biri öğretmenin kaç kardeşsiniz sorusuna: “öğretmenim kızlarla birlikte mi kaç kardeşiz” der. Varın gerisini siz düşünün.

 
referandum_boykot_banner

Özgür Düşün

  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün
  • Özgür Düşün

www.demokratikgenclikhareketi.org | Demokratik Gençlik Hareketi Resmi İnternet Sitesi