|
ANTALYA (15.02.2009) - Antalya’ da muz üreticisi köylülüğü bitirmek üzerine yapılan bütün baskılara karşı köylüler topraklarına sahip çıkacaklarını haykırdılar. Hükümet tarafından yürürlüğe giren yasalarla köylülerin topraklarına ‘hazine arazisi’ adı altında devlet tarafından el konulması köylülerin tepkisini topladı.
Antalya sahil köylülerinin yıllardır üzerinde yaşadığı, geçim sağladığı topraklara, devlet ‘hazine arazisi’ adı altında el koyuyor. El konan araziler tekrar yasalardan yararlanılarak devlet tarafından yurt dışından gelen kişilerce yüksek rakamlara satılıyor. Köylüler “devletin bize arazimizi geri alabilmemiz için talep ettiği ücret bütün köyün gelirinin toplamından daha fazla” diyerek uygulamanın köylerde üretimi bitirme noktasına getirdiğini, bu durum karşısında sessiz kalmayacaklarını, direneceklerini belirttiler.
Muz üreterek geçim sağlayan köylüler, yurt dışından gelen kişilerin sahil kenarlarından arazi aldıklarını, buralara işletmeler kurduklarını, devletinde sahil köylerindeki arazilere yasalarla el koyduğunu, amacın üretimi durdurarak köylülüğü ekonomik olarak devlete tamamen bağımlı hale getirmek olduğunu vurguladılar. Yasalardan sonra uygulamaya giren “kredi olanakları”yla devlet tarafından “biz toprakların hepsini almıyoruz kalan size yeter, hem bakın devlet size ucuz kredide sağlıyor” denilerek köylüler krediye teşvik ediliyor. 10 yıldan fazladır kilogramını 1 TL ye satan köylüler ilaç ve gübre ücretlerinin devamlı arttığını ancak yıllardır muzun aynı fiyattan satıldığını, imkânsızlıklardan ötürü kredi almak zorunda kaldıklarını belirttiler. Aldıkları kredilerin kendilerini büyük bir borç batağına sürüklediğini belirten köylüler, “ithal (çikita) muz satışlarını arttırmak için bunu yapıyorlar” , “küçük üreticiyi bitirmek için yapıyorlar, bu uygulama yoksullara karşı” diye belirttiler. Önceki dönemlerde de AB Türkiye Komisyonu çalışanları tarafından “Antalya muz üretimi için uygun değil” raporunun hazırlandığı açıklanmıştı. DGH Bölge Köylüleriyle Bütünleşiyor DGH, köylülük üzerine yapılan talanlara karşı faaliyetçileri ve dostlarıyla köylülerle dayanışma çalışmaları düzenledi. Hasat çalışmalarında köylülerle birlikte çalışan DGH’liler; yapılan uygulamaları eleştirerek uygulamaların egemen sınıflar ile yoksul halkımız arasındaki bir sınıf çatışması olduğunu, devlet olgusunun da ezenlerden yana ezilenler üzerinde baskı kurmak için bir araç olduğunu vurguladılar. Bu uygulamaların da bu gerçekliğin sonucu olduğunu belirten DGH’liler ezilenlerin birlikte hareket etmesi gerektiğini ve ancak birlikte yapılan bir mücadeleyle gerçek kazanımların elde edilebileceğini vurguladılar. Hükümetin ürettiği politikaların egemen sınıflardan yana olduğunu, ürettikleri politikaların zengini daha zengin fakiri daha fakir yaptığını ve desteklenmemesi gerektiğinde bahseden DGH’liler; köylülüğün sistemin ideolojik saldırganlıklarından ve politikalarından en az etkilenen bir sınıf olduğunu ve bundan kaynaklı egemen sınıfların köylülüğü tamamen kendilerine bağımlı bir hale getirmeye çalıştıklarını vurguladılar. Sözde “destek kredisi” adı altında yapılan uygulamaların da bunun için yapıldığını, bu uygulamalara, karşı durulması gerektiğini açıklandı. |