|
ANKARA ( 02.07.2008) – DGH’nin de bileşeni olduğu Ankara Demokratik Haklar Derneği, BDSP, ESP, Partizan ve Alınteri 1 -2 Temmuz tarihlerinde 1993’te Sivas Madımak Otelinde yakılarak katledilen 33 aydın ve sanatçıyı anma etkinliğini gerçekleştirdi.

NATO Yolu Tek Mezar Parkında bir araya gelen kurumlar “Katleden Devlettir! Unutmadık Unutturmayacağız” yazılı ortak pankartı arkasında her kurum kendini ifade eden pankartlar, dövizler ve şehit fotoğrafları ile kortejleri oluşturarak Tuzluçayır Dört Yol kavşağına yürüdü. Yürüyüş esnasında sık sık “Yaşasın Devrimci Dayanışma", "Katil Devlet Hesap Verecek", "Asanda Yakanda Devlettir", "Sivas'ı Unutma Unutturma", "Kahrolsun MGK, MiT, CIA Kontr-Gerilla", "Dersim, 1977 1 Mayıs, Maraş, Çorum, Gazi, Ulucanlar, 19 Aralık, Mercan, Sivas Katliamlarını Unutmadık Unutturmayacağız” sloganları atıldı. Alana gelindiğinde ise basın metni okundu. Basın meninde şunlara vurgu yapıldı. “Tam 15 yıl önce 2 Temmuz 1993′te Pir Sultan Abdal etkinlikleri dolayısıyla Sivas’ta bulunan 33 aydın, planlı bir devlet katliamı ile faşist-şeriatçı-yobaz güruh tarafından diri diri yakılarak katledildi. Madımak Oteli’nde gerçekleşen katliamda 2 otel görevlisi de can verdi. Olayların yaşanmasından önce katliam çağrısı yapan bir bildiri, katliam günü elden ele dolaşmış hatta aylar öncesinden Sivas’taki yerel gazetelerde bile yayınlanmıştı. Tüm dünyanın gözleri önünde TV’lerde canlı yayın yapılarak gerçekleştirilen bu insanlık dışı katliamın üzerinde 15 yıl geçti. Bu vahşi katliamı yapanlar, yalnızca ortaçağ kalıntısı gerici-yobaz güçler değildir. Tam tersine, bu katliam, ordusuyla, polisiyle, parlamentosuyla bizzat devlet tarafından gerçekleştirilmiştir. Faşist-şeriatçı-yobaz güruhun kentte saatlerce devam ettirdikleri olaylar ve akşam saatlerinde otele taşınan benzin bidonlarıyla gerçekleştirilen katliamın öncesinde hazırlanan “katliam çağrısı”, yine bizzat Sivas Emniyetinden fakslanmıştı. Devletin katliamdaki bu rolünü ise dönemin başbakanı Tansu Çiller şöyle dışa vurmuştur: "Otelin çevresindeki halkımıza zarar gelmemiştir." Hatta dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, daha da ileri gidip, katliamı yapanları kast ederek "Çok şükür otelin dışındaki vatandaşlarımızın burnu bile kanamamıştır" şeklinde utanç verici bir açıklamada bulunmuş, katliamı yapan gerici-faşist güruhu kutlamıştır. Dönemin hükümet ortağı SHP ise ”Devlete güvenin” diye buyuruyordu. Bizler esasen, bu devletin katliamcı kimliğini bizzat onun kanlı tarihinden biliyoruz. Maraş, Çorum, Sivas'ın, Gazinin, Cezaevlerinin, Mercan katliamın anıları hala taptazedir. Devletin bu katliamcı geleneği ise sürmektedir. Dün Maraş'ta, Çorum'da, Sivas'ta gerici yobazları tetikçi olarak kullanıp gerçekleştirdiği katliamları bugün Türkiye ve Kürdistan’da, resmi üniformalı güçleriyle gerçekleştirmektedir. Katliamlar sadece bu coğrafya ile sınırlı kalmıyor. Egemenlerin Emperyalist efendileri kendi çıkarları için dünyanın dört bir yanını kan gölüne çeviriyorlar. Kendi Emperyalist politikalarını hayata geçirebilmek için emekçi halkı katlediliyor, halkları birbirine kırdırıyor. Emperyalist devletler Büyük Ortadoğu Projesi adı altında tüm Ortadoğu’yu kendi çıkarları doğrultusunda yeniden yapılandırmaya çalışırken coğrafyamızda ki egemenler de bu kanlı pastadan pay almaya çalışıyor” denildi. Devamında “Son olarak Maraş’ların, Çorum’ların, daha yakın bir tarihteki Sivas’ların gönül ortağı, hatta düne kadar açıktan savunucusu AKP, hatta eli kanlı MHP bile “kendi alevisini” yaratmanın hesaplarını yapıyor. Bunu da Reha Çamuroğlu gibi “kınalı keklikleri” kullanarak kurdukları “Hızır paşa” sofraları ile gerçekleştirmenin peşindeler. En az bunlar kadar eli kanlı faşist CHP‘de bin bir türlü dalavere ile Aleviler üzerindeki hegemonyasını devam ettirmenin peşinde. Son atağı ise Madımak Otelini satın alıp müze yapma vaadi. Bugün ortalıkta “Aleviler adına” boy gösterip cirit atanlar ya Genelkurmay’a göz kırpan “Cumhuriyet bekçiliği” demagojileri yapıyor ya da “Diyanet’te bize de bir yer açın” riyakârlığını dillendiriyor. Son yıllarda 2 Temmuz anma etkinliklerini bir arada örgütlemek için PSAKD Genel Merkezi toplantılara işçi sınıfının, emekçilerin ve Kürt ulusunun düşmanı ve tescilli bir sermaye partisi olan CHP’yi çağırması, katledilen insanlarımızın anısına ihanet anlamına gelmektedir. Bugün AKP ile yan yana gelmek ne ise CHP ile yan yana gelmek de odur. “AKP’sinden MHP’sine CHP’sinden SHP’sine ve Alevi emekçilerin üzerinden rant sağlamak isteyen dernek ağaları, kanaat önderleri, şıhlar, şeyhler, dedeler tayfası… Hepsi kendi sınıfsal konumu ve çıkarları doğrultusunda kendi rollerini oynuyorlar” denildi. Ardından işçi Kültür Evi Müzik Topluluğu, Yavuz Canpolat ve Hacı Bektaşi Veli Kültür Vakfı semah ekibinin müzik ve gösterilerinin ardından anma sona erdi. 2 Temmuz günü ise Karşıyaka mezarlığında Sivas şehitlerinin anıt mezarları başında bir anma gerçekleştirildi. Mezar girişinde bir araya gelen kitle pankart ve şehitlerin resimleri taşıyarak mezar başına doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş esnasında kitle “Katleden Devlettir, Unutma Unutturma, Sivas Üehitleri Ölümsüzdür, Yaşasın Devrimci Dayanışma” sloganları attı. Mezar başına gelindiğinde 1 dakikalık saygı duruşunun ardından şehitlerin kendi şiir ve türküleri okunduktan sonra mezar anması sona erdi. |