|
Uyarılarınız, uzaklaştırmalarınız, okuldan atmalarınız bu zincirin halkalarıdır. Ne mutlu "öğrencilik sıfatını" reddeden yüreklere. Yaşam, bu sıfatı yıkıp yerine yeniyi koyabilenlerin omuzlarında yükselecek.
"Yüksek Öğrenim Kurumları Disiplin Yönetmeliği'nin 6. maddesi a) fıkrası uyarınca "Öğrencilik sıfatının gerektirdiği vakara yakışmayan tutum ve davranışlarda bulunmak" suçundan dolayı UYARMA cezası verilmesine oy birliğiyle karar verildi."
Olay geçtiğimiz ay yaşandı, olaya konu olan "suç", "izinsiz bildiri dağıtmak". Söz konusu olan bildiri Demokratik Gençlik Hareketi (DGH)'nin programım tanıtma çerçevesinde başlatmış olduğu kampanya sürecinde çıkan bir bildiri. "Özgür Bir Dünya, Bağımsız Bir Ülke ve Yeni İnsan İçin DGH'ye Katıl" işte suç olan bildirinin özeti. Öğrencilik sıfatına yakışmayan, insanın yüzünü kızartan ifadeler. Rahatsızlık verdiğim için herkesten özür diliyorum. Bir an "sıfatımı" unuttum. Boş anıma denk geldi. Üstüme vazife olmayan işlere kalkıştım. Çünkü sıfatım belirlenmişti. Sıfatım belli kurallarla güvence altına alınmıştı. Ve Tabiki "büyüklerimiz" iyi olan şeyleri zaten düşünürler.
Sahi, neydi sıfat 'İsimlerin önüne gelerek onları niteleyen, onlar hakkında bilgi veren kelimeler" değil miydi? Peki ya öğrencilik sıfatı "bu sıfat; düşünmeyen, sorgulamayan, ülkesinin sorunlarına duyarsız, bencil, yaşamda özne olamayan, dolayısıyla belli yerlerde figüranlık bahşedilen öğrenci yığınlarının genel "adı" olarak açıklanabilir. İnsan bu tanımlara bakınca sıfat olası geliyor, sıfata özeniyor. En azından cümle içinde anlamı olan, cümleye rengini yansıtan bir görevi var. Ama öğrencilik sıfatı öyle mi? Elbette hayır! Zira o olsa olsa belirtisiz nesne olur. Gücü ve etkisi nesneyi tanımlamaya yetmiyor. Bu haliyle şöyle bir baktığımda yaşamda özne olması gereken, yani kendisinin farkına varan bireyler olması gereken gençler yaşam denilen düşün nesnesi haline getirilmişler. "Yönetenler" kendi işini yapıyor. On yıllardır potansiyel "suçlu" olarak gördükleri gençleri bir şekilde kontrol altına almaları gerekiyor. Kendi iktidarlarının devamı için bu zorunlu. Ve adamlar oturup edebiyat çalışmışlar ve literatüre ‘ öğrencilik sıfatı " gibi essiz bir katkıda bulunmuşlar. Derslerini iyi çalışmışlar. Vizeden iyi not aldılar. Ama finaller daha gelmedi. Doğru ile yanlışın finalinde kimin başarılı olacağını zaman gösterecek. Bir tarafta özgür bir ülkenin ve yeni insanın mücadelesini verenler diğer tarafta açlığın, sefaletin yani eskinin temsilcileri. Bizler kendimize yakıştırılan bu sıfatı reddederek finale doğru yürüyoruz, onlarda "cezalar" vererek. Yakıştırdığınız bu sıfatı reddediyorum. Bu sıfat sizin sıfatınızdır. Bu sıfat, öğrencilik sıfatı değil köleliğin ve eskinin sıfatıdır. Sıfatımız yeni insandır. Ve öğrenciliğimiz doğada var olan her şeyden öğrenerek arınıp gelişen bir sürecin bütünüdür. Öğrencilik sıfatınızı reddederek kölelik zincirini kırıyoruz. Uyarılarınız, uzaklaştırmalarınız, okuldan atmalarınız bu zincirin halkalarıdır. Ne mutlu "öğrencilik sıfatını" reddeden yüreklere. Yaşam, bu sıfatı yıkıp yerine yeniyi koyabilenlerin omuzlarında yükselecek. Son söz olarak özgürlük nedir diye soranlara cevaben:
Özgürlük; yaşamın her alanında egemenlerin bize yakıştırdıkları sıfatların reddidir.
NOT: Vize üniversitelerde öğrencilerin ilk sınavlarına; final ise son sınavlarına verilen addır.
ÖZGÜR DÜŞÜN SAYI-30
|